Aradan Altı ay geçti. 16 Nisan Referandumunun üzerinden. Türkiye sistem değişikliğini kabul etti. Yeni sistemin bütün ayaklarının oluşması ve bütün kurumlarının ihdas edilmesi gerekiyor.  Anayasanın ön gördüğü 3-5 uyum yasası dışında yeni sistemin işleyişine yönelik hiçbir adımı görmedik daha. Hazırlık var mı bilmiyorum. Bu hazırlıkları kim yapıyor onu da bilmiyorum.  Hatta bu değişiklikleri kimler yapacak onu da bilmiyorum.

Seçim değişiklikte öngördüğü gibi 3 Kasım 2019’da yapılsa bile süre o kadar azaldı ki. Bir sistem değişikliği ve yeni sistemin kurumsallaşması için giderek zaman daralıyor. Eğer Anayasa değişikliğinin hedeflediği sistem değişikliği isteniyor ise kesinlikle Türkiye’nin oyalanmaya vakti yoktur. Çok acil ve bir o kadarda dikkatli Cumhurbaşkanlığı Sisteminin bütün ayakları sağlam konuşlanacak şekilde kurulmalıdır.

Bu sistemin hazırlık safhasında ki çalışmalarda genel çerçevede neler konuşulduğunu ve nelere dikkat edildiğini aşağı-yukarı biliyorum. Kaygıları da getireceği faydaları da. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın endişelerini ‘Bugün için böyle ama gelecekte kötüye kullanılması’ konusunda ki çekincelerini. Bunun içinde sistemin sigortalarının devreye nasıl konulması gerektiğini.

Cumhurbaşkanlığı Sistemine geçilmesi ile Türkiye önemli bir değişim ihtiyacını karşılamıştır. Çünkü toplumun en az %75’i parlamenter sistemin değişmesi taraftarıydı. Problem hangi sisteme geçilmesi gerekti konusunda kilitleniyordu. Özellikle Başkanlık Sistemi denildiğinde bir kilitlenme söz konusuydu. Fakat toplumun Başkanlık Sistemi dışında da nasıl bir sistem istediğine yönelik bir çalışmada yapılmadı. O nedenle Cumhurbaşkanlığı Sistemi Başkanlık sistemi gibi algılandığı için 16 Nisan Referandumunda biraz zorlanıldı.

Aradan geçen 6 aylık süre dahilinde toplumda Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ne karşı oluşan bir cephe yoktur. Bundan sonra oluşup-oluşmayacağı Cumhurbaşkanlığı Seçimi dolayısıyla adaylar ve partilerin belirleyeceği strateji ve kampanyalar ile ortaya çıkacaktır. Bu nedenle daha erkene alınmazsa 3 Kasım 2019 da yapılacak Cumhurbaşkanı seçimine muhalefet partilerinin 3 farklı strateji ile çıkması ihtimali vardır. Bu konuda CHP’nin zihin jimnastiği yaptığını biliyorum. Birincisi millet iradesi böyle tecelli ettiği için Cumhurbaşkanlığı Sisteminin devamını savunmak, ikincisi tekrar parlamenter siteme geri dönecekleri vaatleri, üçüncüsü ise yeni bir sistem vaadi. MHP’nin mevcut kadrosunun 16 Nisan Referandumuna destek olmasından dolayı Cumhurbaşkanlığı Sistemi konusunda endişesi yok. HDP ve Meral Akşener’in İyi Partisi’nin bu konudaki tavrı bugünden belli değil.

Tüm bunlar bir kenara, Cumhurbaşkanlığı seçimine giderken bu tür tartışmalara neden olmamak ve imkan vermemek için Sistemin bütün ayaklarının oturmasına yönelikharekete geçilmesi gerekmektedir. Bu çerçevede Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nin üç önemli ayağı vardır. Yargı ayağı değişiklik gereği bir kısmı hayata geçmiştir. Yürütme ayağı konusunda çalışmaların hangi aşamada olduğunu bilmiyorum. Ama mevcut Başbakanlık devam ettiğinden halen nelerin yapılacağı hissedilmemektedir.

Üçüncü ayağı olan Meclis ayağı konusunda yapılan içtüzük değişikliği dışında halen hiçbir adım atılmamıştır. Bu sistemin en önemli ayağı aslında Meclis ayağıdır. Lokomotif o olacaktır. Cumhurbaşkanlığı Sisteminde kural koyucu, kuralların uygulanmasını denetleyici, hangi kuralların koyulması gerektiğinin belirleyicisi Meclis’tir.  Eğer Meclis görev alanına giren kendi içindeki yapılanmaya gitmezse Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nin hayata geçmesi imkansızdır.

Devletin nasıl yönetileceği Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ndeki görev dağılımı ile gerçekleşmiştir. Sistemin güçü bu dağılım çerçevesinde görevlerin hakkıyla yerine getirilmesi ile sağlanacaktır. Yoksa ‘Topal ördek’ gibi sistemin bir tarafı tamir edilemez olarak hayata geçer. Güçlü Başkanlık ancak ve ancak güçlü Meclis ile sağlanır. Bunun için ise  Meclis’te yeni birimlerin kurulması kaçınılmazdır. Böyle bir hazırlık var mıdır? Bilmiyorum. Fakat öncelikle bürokrasi ve bakanlıkların artık kanun tasarısı gönderme yetkisi ortadan kalktığından Meclis’te kanun ihtiyaçlarını belirleyecek yeni bir birim, kanunların çıkarılma ruhuna göre uygulanıp uygulanmadığını denetleyecek farklı bir birim, toplumsal ihtiyaçları takip edip çözüm üretecek ve bunları kanunlara yansıtacak farklı bir birim ile her daim yürütmeyi denetleyecek farklı bir yapılanmaya ihtiyaç bulunmaktadır.

İhmale gelmeyecek bu çalışmalar için şimdiden harekete geçilmesi kaçınılmazdır. Biz bu konuda yazmaya devam edeceğiz.

Kalın sağlıcakla…


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hüseyin ZAVALSİZ 2017-10-29 00:58:45

Yazarımız doğru bir konuyu islemis bende merak ettim şimdi bildiğim kadarıyla geçenlerde Meclise gitmisdiniz Sayın Mustafa Sentop bu konularda yetkili birde anayasa komisyonu başkanı

Avatar
Hüseyin ZAVALSİZ 2017-10-29 01:01:41

Anayasa Komisyonu başkanı nın bu konularda bilgisi vardır Sadullah bey merakla bekliyorum yazınızın devamıni ne durumda Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemi