Güç, bir devletin hayat kaynağıdır. Güçlü olmayan devletler güçlü bir devletin hegemonyası altına girerek varlığını sürdürmeye çalışırlar. Bu da bağımsız ve özgür olmamak anlamına gelir.

Bir ülkenin gücü sadece askeri, ekonomik veya teknolojik kapasiteleriyle ölçülemez. Tarihi ve kültürel birikimleriyle beraber nüfus yapısı, coğrafi konumu, siyasi iradesinin duruşuyla da ilgilidir.

Ekonomik olarak bağımlı olan devletler siyasi olarak özgür kararlar alamazlar.

Siyasi iradesi güçlü olmayan ülkelerin uluslararası güç mücadelesinde manevra kabiliyeti de dar olur.

Askeri ve teknolojik kapasiteleri zayıf olanlar güçlü olan devletler tarafından kolayca hegemonya altına alınabilirler.

ABD

Geçtiğimiz yıl başkanlık koltuğuna oturan Trump ile beraber ABD dış politikasızlığı süreci başladı. Kendi içindeki küreselci-milliyetçi güç çatışması tüm şiddetiyle devam ederken dış politikanın ana unsurlarından olan (bizdeki müsteşar yardımcılığına denk gelebilecek) 24 kişilik kadronun 20’ye yakınının atamasının hâlâ yapılmamış olması ABD’nin içeride yaşadığı çatışmaları tüm dünyaya ihraç etmesine neden oluyor. Kaldı ki atamalardan sonra bir de onaylanma süreçlerini düşündüğümüz zaman ABD dış politikasında oturma süreci 2018 bitene kadar gerçekleşmeyecektir.

ABD bu yıl içinde kongre seçimlerine giderken başkan Trump’ın dış politikada Amerikan çıkarlarına daha aktif bir şeyler yaptığını halka göstermek için kendi başarı hanesine yazdırabileceği bazı argümanlarının olması gerekiyor.

Diğer taraftan Trump’ın eski güvenlik danışmanı Flynn’in istifası ve itirafçı olmasının yanında eski FBI başkanı Muller’in yürüttüğü bir dava ve bu dava sonucu azil meselesini düşündüğümüz zaman Trump’ın işi bir hayli zor görünüyor.

Tüm bu açılardan baktığımızda ABD her ne kadar askeri, ekonomik ve teknolojik güç unsurlarıyla dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer alsa da güçlü bir siyasi iradeye sahip olamadığı için küresel hegemonik gücünün giderek zayıfladığını görüyoruz.

Avrupa Birliği

Ekonomik çıkarlar temeline dayanan Avrupa Birliği 2008 küresel finans krizi sonrasında girdikleri ekonomik problemler sebebiyle birlik olmaktan gittikçe uzaklaşıyor. Bir yanda küreselci cephe diğer yanda BREXIT gibi AB’nin geleceğini tehlikeye atan milliyetçi cephe ciddi bir güç mücadelesi içerisindeler.

Türkiye’deki 16 Nisan referandumunda “hayır” oyu çıkması için türlü operasyonlar çeken AB’nin bazı önde gelen ülkeleri, geçtiğimiz yıl yaptıkları seçimler sonrasında hâlâ hükümet kuramadılar.

Almanya ve Hollanda’nın başını çektiği siyasi istikrarsızlık içindeki AB ülkeleri de ekonomik ve teknolojik güç unsurları bakımından dünyada başı çeken ülkeler arasında olmalarına rağmen güçlü siyasi iradeye sahip olamadıkları için hegemonik güç zayıflığı yaşıyorlar.

Türkiye

Günümüzde çok boyutlu bir satranç tahtasında, tüm güç unsurlarıyla ayrı ayrı mücadele ediyoruz.

Bir yandan terörle mücadele kapsamında yurt içinde diğer yandan ülkemizin ve bölgemizin istikrarı ve güven ortamı için Suriye ve diğer coğrafyalarda askeri faaliyetler yürütüyoruz.

Bir yandan iş adamlarımız dünyanın birçok bölgesine gerçekleştirdiği ihracat ve yatırımlarla ekonomi cephesinde mücadele ederken diğer yandan yerli siber güvenlik şirketlerimiz yerli yazılımlarla gerek devlet kurumlarında gerekse özel şirketlerde ve kritik alt yapılarda bilgi ve teknolojik güvenliği sağlama konusunda çalışmalar yürütüyor.

Bir yandan diplomatlarımız diğer yandan sivil toplum örgütlerimiz yumuşak güç unsurlarını kullanarak ilişki ağımızı genişletme çabası içerisindeler.

Türkiye artık dünyanın yeni dönemine tüm güç unsurlarıyla hazırlanıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan geçen hafta yaptığı konuşmada “Karşınızda ne Osmanlı'nın 'hasta adam'ı ne Cumhuriyetin 'çömez devlet'i ne 1970'lerin, 1990'ların güçsüz ülkesi var. Artık karşınızda cumhurbaşkanından muhtarına kadar 2023 hedeflerine kilitlenmiş, 2053 ve 2071 vizyonuna inanmış bir millet var. Artık büyük ve güçlü Türkiye var” dedi.

Yenikapı ruhu ile vatansever, yerli ve milli cephe güçlendikçe küreselci cephe güç kaybedecektir.

**

Güçlü bir tarihi ve kültürel birikime sahibiz. Stratejik olarak kritik bir coğrafyadayız. Genç ve dinamik bir nüfusa, güçlü bir siyasi iradeye ve köklü bir askeri güce sahibiz.

Tüm bunların yanında ekonomik ve teknolojik güç unsurlarımızı daha hızlı geliştirmemiz gerekiyor.

Türkiye yerli ve milli güçleriyle uluslararası arenada izlediği bağımsız ve özgür politikalar ile hak ettiği konuma gelecektir.

Sonuç

Güçlü Türkiye sadece Türk vatandaşları için değil gerek bölgesinde gerekse tıpkı bir çınar gibi tarihi ve kültürel köklerinin uzandığı tüm coğrafyalarda yaşayan milletler için elzemdir.

Sivil darbe, yargı darbesi, terör darbesi, askeri darbe, ekonomik darbe, diplomatik darbe gibi türlü operasyonlara karşı müthiş bir direnç gösteren bu millet geçmişte olduğu gibi bugün de şanlı bir tarih yazmaya devam ediyor.

Küresel siyasi ve ekonomik güç dengelerinin yeninden şekillendiği günümüzde Türkiye gün geçtikçe güçlenen yapısıyla Kızıl Elma’ya doğru ilerliyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.