Türkiye, 21. Yüzyılı “Amerikan Krallığı” ilan eden ve başta Türkiye olmak üzere İslam Âlemine boyun eğdirmeyi planlayan Slikon Vadisi efendileri ile tam bağımsızlık mücadelesini sürdürürken, içeride de bilerek ya da bilmeyerek Küresel kapitalizme hizmet sayılabilecek uygulamalara imza atan rektöründen, belediye başkanlarına, bürokratından, işadamına kadar belli belirsiz mahfillerle de mücadele etme mecburiyetinde bırakılıyor.

Türkiye’nin enerjisini beceriksiz ve bir o kadar hantal bürokrat, kötü niyetli ve iş bilmez belediye başkanları, kendilerini kurnaz sanan 7 renk rektörler boşa harcıyor. Bir de kendilerini dünyanın en zeki adamı gören ve fakat takkelerini düşüren söz ve eylem sahibi yöneticilerin bu millete, bu devlete verdikleri zararı hesaba katın.

Yazık!

On tane güzel, hayırlı, millete faydalı iş, yukarıda saydığım evsaftaki yöneticilerin beceriksizliğine ve kötü muamelelerine kurban gidiyor.

Açıklayayım:

Van’a gidiyoruz, Van Büyükşehir Belediyesi Van’a 10 yılda yapılabilecek hizmetleri bir yıla sığdırmış. Soruyorsunuz, bir yıl önce de gelmiştik, hizmetlerinizi görüyoruz, Vanlılar da çok takdir ediyor, bunu nasıl başardınız?

Cevap kulaklara küpe:

“Biz milletimize, devletimize, Cumhurbaşkanımıza, hükümetimize, şehrimize layık olmaya çalışıyoruz.”

Siirt’e geçiyoruz, Siirt’te vatandaşlara belediyeyi soruyoruz:

“Belediye hizmetlerini bu bir yılda tanıdık, çok memnunuz.” cevabını alıyorsunuz.

Diyarbakır’a uğrayan herkes, “Bu şehir bir yılda nasıl böyle değişti? Bu yollar, bulvarlar, parklar… Üstelik yerler de temiz, Diyarbakırlılar da ellerindeki izmariti yere atmıyor.” diyor.

Geçen gün İstanbul’dan Diyarbakır’a uğrayan bir dostum, “Altyapı çalışmaları gibi, gençlik, insan, yani ‘yüreği yüreğe değdirme’ konusunda da hassasiyet ve büyük ilerleme gördüm.” diyor.

Elhak doğrudur.

Geçen Cumartesi günü Mardin Büyükşehir Belediyesi ve Milat Gazetesi ortaklaşa 15 Temmuz ve 2. Kurtuluş Savaşı paneli düzenlemişlerdi. Gazeteden 6 kişilik kadro ile Mardin’deydik. Gün boyu Mardin’i gezdik, Mardinlilerle sohbet ettik. Bütün yazarların ittifak ettikleri konu şuydu:

“Devletin millete ait olduğuna Mardin’de şahitlik ettik. ‘Millete efendi değil, hizmetkâr olmak’ aynen budur…”

Alt yapı çalışmaları durmaksızın devam ediyor. Bir yılda 1200 km köy yoluna asfalt yapıldı. Bu asfalt öyle böyle değil, kaliteden şaşmayan anlayış burada da kaliteyi esas aldı. Alt yapıyı geçiyorum, lakin Belediyenin çocuk, genç, yaşlı herkese ulaşması, derdini sorup, çözüm bulması gönüllere otobanlar döşendiğini gösteriyordu.

Bir de Artuklu Kaymakamı vardı ki yakında Kayyım Kaymakamlar yazımızda o güzel çalışmalarından tafsilatlı bahsedeceğiz.

Mardin’den Batman’a gidiyoruz, “Vali Ahmet Deniz de olmasaydı Batman yaşanmaz bir şehre dönerdi” diyen Batmanlılarla konuşuyoruz, bir dokun bin ah işit.

Soruyor Batmanlılar, “Bizim günahımız ne? Neden Batman’a da Diyarbakır gibi, Mardin gibi, Van gibi bir Belediye Başkanı atanmadı?”

Batmanlılar özellikle Batman Üniversitesi Rektörü Aydın Durmuş konusunda dertli. Şimdiki rektör daha önce görev yaptığı yerlerde de konjonktür gereği milliyetçi, sonra ulusalcı, 15 Temmuz sonrasında da en koyu Ak Partili olmuş.

Rektör Aydın Durmuş, Üniversitede 28 Şubat alışkanlığını sürdürmüş. İslami Camiada bütün hayatı ortada olan ve FETÖ ile en ufak bağlantısı bulunmayan Üniversite Hocaları ile üniversite personelini kurduğu ve ‘aralarında FETÖ’ye hizmet etmiş üyelerin bulunduğu’ söylenen FETÖ ile Mücadele Komisyonu marifetiyle görevden uzaklaştırıyor. FETÖ ile mücadelede acımasızım, lakin bunu 28 Şubat fırsatçılığına çevirmeye de o kadar karşıyım.

Rektörün Üniversitesinde İslami İlimler Fakültesi Dekanlığı 01 Aralık 2017 tarihli yazı ile 28 Şubat’a olan özentiyi ortaya koyuyor: “Üniversitemiz… Kampüsünde başı örtülü, pardösülü, peçeli, gözlüklü” deyip öğrenci avına çıkıyor, Rektör Durmuş, “İlgili Fakülteye söz konusu kıyafeti giyen öğrenciler varsa ‘YÖK Kılık Kıyafet Yönetmeliğine göre’ gereğini yapın dedik…” diye suçunu kabul niteliğinde bir açıklama yapıyor ve bizi FETÖ’cülükle itham ediyor.

FETÖ’cülüğümüz meselesine geleceğiz, ancak meseleyi Batman’ın tanınmış Avukatlarından Murat Çiçek özetlemiş: “Dekanlık ve rektörlük suç ortağı. Rektörün amir olarak bu yazıyı iade edip, üstüne soruşturma açması gerekiyordu. Tam aksine yazıyı uygulamaya koymuş. Yani gösterdikleri delil, durumu daha vahim hale sokuyor.”

FETÖ’cülük meselesine gelince, buradan rektöre bir çağrıda bulunuyorum:

Yüzlerce akil-baliğ kişiden oluşan sülalemden, bir tek FETÖ’cü varsa ben de FETÖ’cü olduğumu peşinen kabul ediyorum. Adam tanıyın, siz FETÖ’cü diye işten el çektirdiğiniz Hocaları da bizi FETÖ’cülükle karalamaya çalıştığınız gibi mi FETÖ’cü yaptınız? Adam olmakla mümkün olan bu “tanıma” işi size zor geliyorsa üzgünüm.

Ve;

Kutlu bir mücadele veren Sayın Cumhurbaşkanımızın arkasına saklanmayın, varsa vatan aşkınız, millete sevdanız, gelin bizim yıllardır yaptığımız gibi siz de ona siper olun.

Bu yazı son olmayacak, çünkü Batman’a yazık ediliyor, Batman kan kaybediyor. Batman inliyor…

Dedim ya Van’ı, Siirt’i, Diyarbakır ve Mardin’i gezip umutlanırken, Batman’a uğrayınca sükûtu hayale uğruyoruz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.