Pusulamız Erdoğan

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, 1994’ten bu yana halkın geniş kesimlerince siyaseten pusula olarak görüldüğünü ifade eden Meryem Gayberi, “Referandum sonucunu da Erdoğan belirleyecek” dedi. Gayberi, Batının Erdoğan düşmanlığının altında ise yıllar sonra Türkiye’nin bağımsız politikalar üretmesinin yattığını kaydetti.

Pusulamız Erdoğan

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, 1994’ten bu yana halkın geniş kesimlerince siyaseten pusula olarak görüldüğünü ifade eden Meryem Gayberi, “Referandum sonucunu da Erdoğan belirleyecek” dedi. Gayberi, Batının Erdoğan düşmanlığının altında ise yıllar sonra Türkiye’nin bağımsız politikalar üretmesinin yattığını kaydetti.

20 Mart 2017 Pazartesi 09:07
Pusulamız Erdoğan

SÖYLEŞİ: ÖZLEM DOĞAN

Türkiye referanduma gün sayarken, başta Avrupa olmak üzere tüm dünyanın gözü referandum sonucuna çevrilmiş durumda. Sandıktan ‘EVET' çıkması halinde ülkemizde güçlü bir sistemin kurulacağını bilen Avrupa,  günlerdir Erdoğan ve Türkiye'yi karalama kampanyası yürütüyor. Hayır propagandacılarına kapılarını sonuna kadar açan başta Almanya ve Hollanda olmak üzere batı ülkelerinin bu tavrında terör örgütü FETÖ'nün etkisi de çok büyük. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun bir programda cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle ilgili gafı da çok konuşuldu. Referandum sürecini ve bu sürece bağlı olarak yaşanan gelişmeleri Gazeteci Yazar Meryem Gayberi'yle konuştuk.

 

AVRUPA- FETÖ EL ELE PROPAGANDA YAPIYOR

Avrupa'da alenen hayır propagandası başladı. Bu kasıtlı siyasi düşmanlık neden?

Kıta Avrupası'nda Türkiye'ye yönelik sıkıntılı günler yaşanıyor. Avrupa'nın tek derdi Erdoğan düşmanlığı. Özellikle İsviçre'deki olumsuz tavırda FETÖ'nün verdiği destek çok açık. Erdoğan'ı olumsuz anlamda manşet yapan derginin sahiplerinden biri FETÖ'cü isimlerle de ortak.

Almanya ve Hollanda'da yaşananlara bakılırsa Avrupa'da ırkçılık ve mülteci karşıtlığı da yadsınamaz bir şekilde yükseliyor. Kartlarını bu kadar açık şekilde oynayan batı dünyasını çıldırtan nedir?

Avrupa kendisini dışlanmış hissettiği için çıldırmış durumda. Rusya,  ABD ve Türkiye genelkurmay başkanlarının bir araya geldiği ortak fotoğraf çok şey anlattı dünyaya. Irkçılık ve İslamafobi'nin yükseldiği Avrupa çöküşe doğru gidiyor. ‘Müslümanları ve yabancıları sevmiyorum, bu yüzden bana oy verin' sloganıyla halktan oy toplamaya çalışıyorlar.

BAĞIMSIZ TÜRKİYE'Yİ KABULLENEMİYORLAR

Yaklaşan referandum öncesi Avrupa'da Türkiye aleyhine yayınlar yapılması ve hayırcılara destek vermelerinin altında bir neden olmalı?

Türkiye düşmanlığının altında yatan sebeplerden biri de şu; Türkiye'nin göbek bağını kendisinin kesmesini kabul edemiyorlar. Türkiye'nin yıllar sonra bağımsız politikalar üretmesini kabullenemiyorlar. Fırat Kalkanı Operasyonu'ndan yola çıkarsak 67 koalisyon ülkesi ve bu ülkelerin son model silahları olmasına rağmen 20 bin kişilik DEAŞ terör örgütünü yok edemediklerini gördük. Bunun nedenini sormak lazım. TSK bölgede tek başına mücadele ediyor ve üstün bir başarı sağlıyor. Türkiye masaya yumruğunu vurarak tarihin en akılcı operasyonuna imza attı. Tüm dünyaya ‘Suriye'de bensiz kılınızı bile kıpırtadamazsınız' mesajını verdi.

PENTAGON-TRUMP GERİLİMİ VAR

Avrupa'nın Türkiye'ye bakış açısı ortada. Peki ya ABD-Türkiye ilişkilerinin önümüzdeki dönemde nasıl bir seyir izleme söz konusu?

ABD'de Pentagon, Obama'nın planlarını yürütmek için yeni başkana baskı yapıyor.  Obama yönetimi PYD'ye terör devleti kurdurmak için çabalıyordu. Ama Trump'la Türkiye'nin ilişkileri daha farklı seyredecek gibi.  Trump yönetimi Türkiye'nin kaygılarını önemsiyor ama PYD'ye zırhlı araçlar göndermekten de geri durmuyor. Pentagon'la Trump arasında bir problem mi var diye düşünüyoruz zira Trump'ın söyledikleri Pentagon'un eylemleri uyuşmuyor.

Türkiye için Suriye'de yaşanan gelişmeler her açıdan hayati önem taşıyor. Bölgedeki hadiselere kayıtsız kalmamızı mı bekliyorlar?

Türkiye'nin Suriye ile 911 kilometre sınırı olduğu halde karışmaması mümkün mü? Üstelik Suriye'de yaşananların sıkıntısını en çok çeken ülke Türkiye. Avrupa ise birkaç mülteci alacak diye neredeyse anayasa değiştiriyor.

TÜRKİYE DÜNYANIN YENİ YILDIZI

 

Sanırım Türkiye'nin son 15 yıldaki kalkınma atağı tüm dünyayı rahatsız etti. Bu yüzden üzerine şimşekleri çekti de diyebiliriz…

Türkiye dünyanın yükselen yıldızı. Bu yüzden ayaklarından tutup aşağıya çekmeye çalışıyorlar ama burada çok büyük bir şeyi hesaba katmıyorlar; 15 Temmuz'da tankların önüne çıkan milleti. Sıkıntılı süreçler yaşadık. Gezi sürecinden beri saldırı altındayız. Fakat referandumdan sonra her şeyin düzeleceğine inanıyorum.

Muhalif çevreler, “hayır önde” diyor. Siz sahada referandum konusunda çalışmalar yapan bir gazeteci olarak oy oranları konusunda bir öngörünüz var mı?

“Hayırlar önde”, “kararsızlar çok” ve “AK Partililerden de çok ‘hayır' çıkacak” gibi söylemleri var. Haftalardır Ege'den Akdeniz'e ve Güneydoğu'ya kadar birçok ili ziyaret ettim. Saha çalışmalarında şunu görüyorum ki insanlar kararını vermiş. Sandıktan ‘hayır' çıkacak söylemleri manipülasyondan başka bir şey değil. ‘Hayır' demek çok normal ve demokratik bir hak ama özellikle CHP'nin tamamen ‘yalanlar' üzerine bir kampanya inşa etmesi bence en başta CHP seçmenine haksızlık.

 

NEDEN HAYIR DEDİKLERİNİ BİLMİYORLAR

Muhalefet, halkın neye ‘EVET' diyeceğini bilmediğini iddia ediyor ama Kılıçdaroğlu'nun radyo konuşmasıyla birlikte onun da 18 maddeyi bilmediği yorumları yapıldı.

Sayın Kılıçdaroğlu'nun sözleri bir kere “gaf” değil. Sözlük anlamına bile baksanız gafla alakası yok. Gaf, şaşırıp da yanlış bir kelime kullanmaktır özetle. Ama Kılıçdaroğlu uzun uzun argümantasyon yapıyor. Çift başlılığın yanlışlığını açıklıyor. Köşemde de yazmıştım bu gaf değil çok doğru bir laf. Zaten Cumhurbaşkanımız da mitinglerinde Kılıçdaroğlu'nun bu sözlerini “Evet”leri pekiştirmek için halka da dinletiyor.

Hayırcılar neden ‘hayır' dediklerini çok mu iyi biliyor?

EVET'çilerin elinde 18 madde var ama hayırcıların elinde hiçbir şey yok. 30 yıldır “Rejim değişiyor”dan başka bir tez üretemediler. Her seçimde de bu yalanlanıyor. Menderes, Özal ve Erbakan için de “rejimi değiştirecek” demişlerdi. Hala aynı yerdeler. Böyle siyaset yapılmaz. Rejimimiz 1923'te değişti. Bu yapılan sistem değişikliğidir. Avrupa'da yüksek nüfus oranına rağmen en düşük vekil sayısı olan ülke biziz. Türkiye'de 7 milyon seçmen var 18-25 yaş aralığında. Elbette onların da temsil hakkı var.

 

Muhafazakâr kesimin Erdoğan'dan sonrası için çekincesi var. 28 Şubat dönemindeki baskıcı vesayete hâkim bir zihniyetin bu sistemde iktidar olması söz konusu olabilir mi? Eğer olursa yeniden yasaklı günlere mi dönülecek?

Bu en başta millete hakarettir. Erdoğan'ı seçen bu millet değil mi? Millet kendine güvenmiyor mu? “Ya Erdoğan'dan sonra çok kötü, yasakçı biri iktidara gelirse” diyenler kötü niyetli ve halka güvenmiyorlar. Bu anayasa değişikliği Erdoğan'dan sonrası için yapılıyor zaten. Halkın değerlerine düşman kişiler iktidar olmasın diye yeni sisteme geçilecek. 28 Şubat'ı yaşamış muhafazakâr kesimin endişelerini anlayabiliyorum. Erdoğan'dan sonra 90'lı yıllardaki yönetim anlayışının yeniden hükümet olması imkânsız. Bu sistem hangi kesimden olursa olsun kimseyi mağdur etmeyecek.

 

AVRUPA'NIN GÜNDEMİ HEP TÜRKİYE

Cumhurbaşkanlığı sistemini Türk tipi olarak tanımlarsak, bu yeni sistemin başkanlıkla yönetilen ülkeler için de bir rol model olması söz konusu olabilir mi?

Erdoğan 15 yıldır devletle milleti barıştıran bir politika izliyor. Yeni sistem hazırlanırken ABD başta olmak üzere dünyadaki başkanlık modellerinin açıkları da gözetilerek yeni bir metin hazırlandı. Eminim ki Türk tipi cumhurbaşkanlığı sistemini başkanlıkla yönetilen ülkeler kendilerine örnek alacaktır. Avrupa Türkiye'yi resmen kıskanıyor. İngiltere'de Brexit'in ana gündemi de Türkiye'ydi.  Avrupa'daki seçimlerde de aynı. Alman medyasına bakın. Almanlar, “Çocuklarımız Merkel'den çok Erdoğan'ı tanıyor” diyorlar.

Avrupa FETÖ firarilerini bağrına basıyor. Avrupa'da yürütülen hayır kampanyası ve Erdoğan karşıtlığında FETÖ etkisi var mı?

Elbette.  Erdoğan ve Türkiye'ye yönelik olumsuz tüm açıklamaların finans kaynağını Avrupa'ya sığınmış olan FETÖ karşılıyor. Örneğin ABD'de DEAŞ'lı bir akademisyen, DEAŞ yandaşı bir gazeteye destek verebilir mi? Anında tüm akrabalarını, tanıdıklarını hatta selam verdiklerini bile sorgularlar. Ama PKK/FETÖ propagandası yapanları hukuken yargılıyoruz diye “basın özgürlüğüne ters” diyorlar. Terör propagandası yapmak ne zamandan beri basın özgürlüğü haline geldi? Üstelik FETÖ öyle hain bir yapı ki bu topraklarla hiçbir bağları yok.

 

AVRUPA KENDİNİ PARÇALIYOR

Avrupa ve FETÖ'yü ortak bir noktada buluşturan asıl mesele nedir? Sadece Erdoğan düşmanlığı mı?

Mesele Erdoğan üzerinden Türkiye'yi alt etmek.  Yargı, emniyet, ordu, FETÖ'nün elindeydi. Kırk yıldır bu ülkenin damarlarına sızmışlar. 1980 darbesiyle birlikte kadrolaşmları artmış. Özal döneminde de vardı. Hatta FETÖ elebaşı Gülen merhum Ecevit için “Tek şefaat edeceğim kişidir” diyor. FETÖ, Türkiye'nin kaynaklarını sömüren dünyanın en büyük hırsızı ve en sinsi terörist örgütüdür.

 

17-25 Aralık sürecinden beri devlet kurumları FETÖ'den ne kadar arındırıldı sizce?

Şimdiye kadar 97 bin FETÖ'cünün temizlendiği açıklandı. Devletin içine sızmış 400 bin FETÖ'cü olduğunu düşünürsek hala 300 bin kişi gizleniyor. Bu yüzden referandum süreci çok önemli bir süreç. Bu kadar önemli olmasaydı Avrupa kendini bu kadar parçalamazdı. Meseleye biraz önyargısız bakan biri Türkiye aleyhine çok ciddi kampanya yapıldığının farkına varır.

 

ÜLKEMİZ İÇİN HAYATİ BİR KARAR

AK Parti'nin iktidara geldiği günden bu yana yaşadığı tüm sıkıntıları düşündüğümüzde nasıl bir tablo çıkıyor ortaya?

15 yıldan beri iktidar ama AK Parti'ye bu ülkeyi yönettirmediler. 367 krizi, AK Parti'yi kapatma davası,  e- muhtıra, Gezi süreci, 17-25 Aralık, yargı-ordu-emniyet eliyle darbe yapma girişimi, MİT tırlarının durdurulması ve 15 Temmuz darbe kalkışması. Siyaset alanını o kadar daralttılar ki siyasi irade de milletine döndü.  O yüzden sandıktan evet çıkması millet için hayati önem taşıyor.

 

Türkiye'nin en büyük sorunlarından biri olan terörün, yeni sistemle birlikte eli zayıflayacak diyebilir miyiz?

Terör, siyaset mekanizmasının zayıflıklarından beslenir.  Yeni sistemle sistem zayıflığı da olmayacak. Fırat Kalkanı operasyonuyla DAEŞ ve PYD'ye göz açtırmadığımız için uzun zamandır terör olayı yaşamıyoruz. Bu da güçlü ve yeni bir sistemle terörün biteceğine en büyük delildir.

 

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN BAĞIMSIZ DEĞİŞKEN

Sandıktan evet çıktıktan sonra Türkiye'yi neler bekliyor?

Anayasa değişikliğinden sonra muhtemelen Meclis çok ciddi bir çalışma temposuna başlayacak. Uyum yasaları çıkartılacak. Meclis büyük bir mesai harcayacak. Bu süreçte dar bölge seçim sistemi ve yüzde 10 barajı gibi çoğu konuların gündeme geleceğini düşünüyorum. Böylelikle insanların iradesi direk Meclise yansıyacak. Bu sistemle halk kendi vekillerine doğrudan ulaşabilecek. İstemediğini anında iktidardan alacak. Yeni sistemde, dünyanın en iyi siyasetçisi de olsa bir kişi en fazla iki dönem ülkeyi yönetecek. Ondan sonra koltuğunu gençlere teslim etmek zorunda. Dünyada vekil sayısı en az olan ülkelerden biriyiz. Bu yüzden vekil sayısının artırılmasını da doğru buluyorum.

Referandum sonucunun ana belirleyicisi ne veya kim olacak sizce?

Her seçimde olduğu gibi sonucun belirleyecek bağımsız değişken Cumhurbaşkanı Erdoğan'dır. Millet, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemden bu yana Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı, verdiği sözleri tutması ve hizmet adamı olması nedeniyle siyasi pusulası olarak görüyor. Erdoğan, toplumun ana gündem maddesini kendi gündem maddesi haline getiren, yeri geldiğinde sosyolojiyi dönüştürebilen bir siyasetçi. Bu yüzden de halk sonuna kadar arkasında ve desteğini esirgemiyor. Bana ‘sen gazetecisin objektif ol' diyorlar. Ben 28 Şubat'ta atılan manşetleri çok iyi hatırlıyorum. Onlar objektif miydi? Ben tarafımı doğrudan yana seçtim.

 

İŞ ADAMLARI YENİ TÜRKİYE'DEN MEMNUN

Ekonomi ve seçim arasında direkt bir ilişki var. Ekonomi için karamsar tablolar çizenler var ancak AK Parti 15 yıldır iktidarda. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Türkiye'nin konumunu en iyi değerlendirenler ekonomistler ve iş adamları. Onlar tamamen kendi istikrarına bakar. Biz Ecevit'in, ekonomik kriz çıktı diye bir gecede sandığın dibine çakıldığını gördük. Ekonomi çevrelerinde Erdoğan aleyhine tek laf duymadım. Türkiye şu an ekonomik olarak da tarihini en parlak dönemini yaşıyor. TÜSİAD gibi kurumların Laiklik açıklamaları da sadece kendi ideolojik reflekslerini yansıtıyordu.

Referandum yaklaştıkça Türkiye'de ve dünyada sesler daha gür çıkmaya başladı. Tüm dünya sandık sonucuna kilitlendi diyebilir miyiz?

Uluslararası pazarlık gücümüzü etkileyecek bir referandum yaşayacağız. Dünyadan birçok ülke de halkın Erdoğan'a desteğinin ne oranda olacağına kilitlenmiş durumda. Tüm dünya kendi stratejik adımlarını belirlemek için referandum sonucunu bekliyor. Rakka operasyonu çerçevesinde de referandumdan çıkacak sonuca göre hareket edilecek.

Son Güncelleme: 20.03.2017 09:07
Anahtar Kelimeler:
FETÖ15 TemmuzReferandum
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.