17 Nisan 2018 Salı 11:09
Türkiye ilkelerinden ödün vermedi

SÖYLEŞİ: ÖZLEM DOĞAN

ABD, İngiltere ve Fransa’nın Suriye'ye gerçekleştirdiği operasyon dünya gündemine damgasını vurdu. Saldırıda başkent Şam'daki ve Humus'taki askeri noktaların ve kimyasal depoların hedef alınmasıyla birlikte hedeflerin daha önce boşaltılmış olması yorumları da yapıldı. Esed’in savaş sürecinde kimyasal silah kullanmasına rağmen hiçbir yaptırımda bulunmayan Obama yönetiminden sonra göreve gelen Trump’la, operasyon öncesi Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında tansiyonu yüksek bir gerilim yaşandı. Duma'daki kimyasal saldırıya cevap olarak nitelendirilen operasyonun ayrıntılarını ve bölgeye yansımalarını İstinye Üniversitesi Ekonomi ve Politikalar Araştırma Merkezi Koordinatörü İdris Kardaş’la konuştuk.

Batı, fotoğraftan endişe duydu

Ankara’da gerçekleşen ‘Türkiye-Rusya-İran Üçlü Zirvesi’nde verilen fotoğrafı Batı nasıl yorumladı?

Batı; Türkiye, Rusya ve İran’ın Suriye konusunda çatışmasını bekledi. Zira İran ve Rusya Esed’in kalmasını isterken Türkiye tam tersini savunuyor. Batı bu üçlü mekanizmanın çökeceğini bekledi ama gerçekleşmedi. İşin ciddiyetini fark edince de müdahil olmaya karar verdi. Oysa Suriye’nin geleceğini belirleyecek kapasiteye sahip olan hem sahada hem de masada yer alan üç ülke Türkiye, Rusya ve İran’dır. Ankara’da verilen fotoğrafla bu daha çok netleşti.

ABD ve Batı müdahil olma kararını nasıl netleştirdi?

ABD, İngiltere, Fransa, Ürdün ve Suudi Arabistan’ın Suriye’nin geleceğini şekillendirmek için gizli toplantılar yaptıklarını biliyoruz. Bu toplantılarda Astana sürecinin ön plana çıkmasından duydukları rahatsızlık ve Cenevre’nin arka planda kalması tartışıldı. Bu bağlamda bu görüşmelerin Suriye’deki operasyonla ilişkisi var.

Bölgede söz sahibi olma yarışı

Suriye operasyonu bir anlamda bölgede etkin olma mücadelesidir diyebilir miyiz?

Trump ABD iç politikasında sıkıştı. İngiltere ve Fransa da sahaya dönmek için fırsat kolluyordu. Suriye’de yedi yıldır süren savaş gerek parçalanarak gerek bölünerek de olsa belli bir noktada sonuca doğru gidiyor. Bu nedenlerden ötürü ülkeler bölgede söz sahibi olmak istiyor.

Suriye’de kimyasal saldırı daha önce de gerçekleşti. Peki neden şimdi operasyon yapıldı?

2013’te Obama yönetimi döneminde Doğu Guta’da 1400’den fazla insanın katledildiği kimyasal bir saldırı oldu fakat ABD sessiz kaldı. 2017’de Trump yönetimi sırasında da Han Şeyhun saldırısında 100’e yakın insan hayatını kaybetti. Bunun üzerine ABD Rusya’ya haber verip tesisleri boşalttırarak dar kapsamlı da olsa bir müdahale gerçekleştirdi.

Trump’ın politikası Obama’dan farklı

Obama ve Trump yönetimi arasında farklı bir tepki söz konusu o halde…

Burada dikkat çeken nokta Obama döneminde büyük çaplı bir katliama tepki verilmezken Trump göstermelik de olsa kimyasal kullanımına karşı bir hamle yaptı. Trump yönetimi kimyasal silah konusunda Obama’dan farklı bir tavır sergiliyor.

Birbirlerine karşı sert söylemlerde bulunan ABD ve Rusya’nın ciddi anlamda karşı karşıya gelme ihtimali var mı?

Rusya ve ABD’nin karşı karşıya gelmemesi için Fransa ve Türkiye araya girdi. Ayrıca ABD’de Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanlığı Trump’ı Rusya konusunda dikkatli olmak için uyardı. Hal böyle olunca danışıklı dövüş ihtimali de akla geliyor. Zira Trump’ın tehdit dolu mesajlarına rağmen Rusya’ya dokunulmadı, saldırı noktaları da önceden haber verildi. Kimyasal silahla ilişkisi olması muhtemel araştırma merkezlerinin ve belli tesislerin vurulması yine de önemli bir adımdır.

Hiçbir şey yapmamaktan iyidir

Operasyonun altındaki asıl sebep nedir?

Binlerce insanın katledilmesinin ardından hiçbir şey yapmamaktansa, yetersiz de olsa bir operasyon gerçekleştirilmesi önemli. Uluslararası siyasette vicdani, ahlaki, etnik ve duygusal bir durum söz konusu olmaz. Her şey anlaşmalı bir şekilde gerçekleştirilir. Dolayısıyla ABD bu harekâtı vicdanı sızladığı için değil, kendi çıkarlarını düşünerek hareket etti..

Suriye’de yedi yıldır 500 binden fazla insan hayatını kaybetti. Sadece kimyasal silaha tepki göstermek yeterli mi sizce?

Sivil insanları katletme konusunda konvansiyonel silahla kimyasal silah arasında bir fark yok. Bunlar savaş hukukuyla sınırlandırılmaya çalışılıyor ama çok da başarılı olunamıyor. İlk günden itibaren kimyasal silahların kullanılıp kullanılmadığı konusu tartışılıyor. Çelişkili açıklamalar yapan Rusya ve Suriye bu suçlamayı kabul etmiyor. Oysa İngiltere’nin ‘kimyasal silahların varil bombalarıyla atıldığını biliyoruz ve elimizde kanıtlar var’ açıklaması çok mühim.

Türkiye geri adım atmadı

Bu operasyon Esed’in kaderini nasıl etkiler?

İran kararlı bir şekilde Esed’i destekliyor. Rusya’nın zaman zaman ‘Esed bizim için vazgeçilmez değildir’ açıklamaları çıkarlarına göre hareket edecek başka bir aktörü ve rejimi de destekleyebileceğini gösteriyor. Ama Türkiye Esed’in gitmesiyle ilgili kararında geri adım atmış değil.

ABD’nin Rusya’nın açıkça destek verdiği Esed’e karşı gerçekleştirdiği bu göstermelik harekâtı Rusya açısından nasıl okumalıyız?

Rusya’nın arkasında durduğu aktöre saldırı gerçekleştirildi. O yüzden Putin’de uluslararası alanda sert söylemler sarf etti. Oysa Rusya’nın bulunduğu alanlara bir saldırı olmadı. Bu yüzden ABD ve Rusya arasında fiili bir çatışma olacağını düşünmüyorum.

Pazarlıklar ve kartlar ortaya konacak

Operasyonu gerçekleştiren beş ülkeyle Türkiye-Rusya-İran’ın da aralarında bulunduğu bir anlaşma masası kurulursa Türkiye’nin pozisyonu nasıl şekillenir?

Kimyasal saldırı sonrasında tansiyon çok yükseldi ama bundan sonraki kapışma masada olacaktır. Cenevre’yi güçlendirmeye çalışacaklar. Pazarlıklar ve kartlar ortaya konacak. Rusya tarafı ve Batı masadan daha güçlü kalkmak için ellerinden geleni yapacaktır. Türkiye, Rusya ve İran’la üçlü bir mekanizmada olsa da biz masanın karşı tarafındayız. Kendimizi ve muhalifleri temsil ediyoruz. Şu bir gerçek ki; Rusya, İran ve Türkiye’siz bu sorun çözülemez. Biz bölgede yer alan üç ülkeyiz. Yeni bir süreç de başlayabilir ama Cenevre toplantılarının devam ettirileceğini düşünüyorum.

İleri vadede Suriye’ye yönelik yapılan planları nasıl yorumluyorsunuz?

Türkiye haricindeki ülkelerin tek derdi kendi çıkarları için pazarlıktan ibaret. Ama biz çatışma bitsin, insanlar ülkesine geri dönebilsin, yeni bir anayasa oluşturulsun, dünyanın dört bir yanına dağılmış Suriyelilerin katılabileceği bir seçimle daha demokratik bir rejim gelebilsin istiyoruz. Türkiye BM’de de Cenevre toplantılarında da savaşta ölen insanlara dikkat çekmeye çalıştı. Ayrıca Astana’da çatışmasızlık ortamı oluşturmayı başardı.

Türkiye büyük bir sınav veriyor

Türkiye’nin Suriye konusunda attığı adımlar bölgenin geleceğine nasıl yansıyacak?

Türkiye büyük bir sınav veriyor. Gelecekte dönüp baktığımızda Suriye ile ilgili yaptıklarımızla gurur duyacağız. İlkeli duruşumuzla Suriyeli mültecilere kol kanat gererek Suriye’deki katliamların bitmesi için attığımız adımlarla Astana süreciyle çatışmasızlık sürecini başlattık. Bu açıdan başarılı bir süreç ve önemli bir diplomasi yürüttük. Rusya ve İran’la masaya otursak da ilk gün söylediğimiz gibi çok net bir şekilde ‘Esed gitsin’ demeye devam ediyoruz. İlkelerimizden geri adım atmıyoruz.

Suriye operasyonuna karşı çıkanlar da oldu. Siz bu konuda neler düşünüyorsunuz?

Sivil insanların ölmediği, kimyasal silahların üretildiği merkezleri vuran bir saldırıya neden karşı çıkalım ki? Eğer bir katliam yapılsaydı ve şehirler yıkılsaydı Türkiye bu operasyonu elbette desteklemezdi. Bu anlamda nokta atışı bir harekât oldu.

BMGK tartışmalı hale geldi

BM’nin üç daimi ülkesinin operasyonuna karşı tavrını nasıl değerlendirmeliyiz?

Operasyonu BM Güvenlik Konseyi’nin üç daimi ülkesi gerçekleştirdi. BMGK’nın almadığı bir karar da olsa bu üç ülke operasyon yapabiliyor. BMGK tartışmalı bir hale getirmiş durumda. Bu mekanizma bir an önce reforme edilmeli. Bu üç ülke masum insanları da bombalayabilirdi. Demek ki beş ülke birden karar almadan operasyon yapabiliyor.

İDRİS KARDAŞ KİMDİR?

1981 yılında Diyarbakır'da doğan İdris Kardaş, Bilgi Üniversitesi Ekonomi bölümü mezunudur. Yurtdışında insan hakları kuruluşlarında uzun dönemli çalışmalara katılan İdris Kardaş halen İstinye Üniversitesi Ekonomi ve Politikalar Araştırma Merkezi(EPAM) Koordinatörlüğü görevini yürütmektedir.

Son Güncelleme: 17.04.2018 11:17
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.