Kahrolası, kirli ve kanlı Suriye iç savaşı, bundan tam 7 yıl, 11 gün evvel, 15 Mart 2011'de Suriye’nin güneyindeki Dera kentinde küçük bir kıvılcımla başladı. Arap Baharı’nın yalancı havasından etkilenen gençler sokağa çıktılar ve o güzel bahar günlerinde daha özgür bir ülkede yaşamak istediklerini barışçıl gösterilerle ve saf duvar yazıları ve pankartla ifade etmek istediler. Ümmet ve özgür dünya yanlarında zannettiler; sahte tebessümler ve vaadler dağıtan Beşar, kendilerini anlar ve taleplerine olumlu cevap verir diye düşündüler. Oysa, on yıllardır demir yumruklu Baba-oğul diktatörler ve Hama Katliamı’nın sorumlusu katiller tarafından yönetilen Suriye rejimi, buna tahammül göstermedi ve hadiseyi işte bugün geldiğimiz noktaya taşıdı.

Suriye iç savaşında şimdiye kadar 1 milyona yakın kişi hayatını kaybetti. 10 milyon insan evlerini terk etmek zorunda kaldı. Bu olan bitenin hepsini canlı yayınlarda ümmet ve insanlık izledi ve kahroldu. Halep’te, Hama’da, İdlip ve Hums’ta olanlardan daha kötüsü olamaz derken kesintisiz 7 yıldır Şam’ın hemen yakın banliyösü Doğu Guta’da 100 kilometrekarelik daracık bir alana sıkışıp kalan yaklaşık yarım milyon masum sivil, açlık ve hastalıklar dışında, onlarca kez kimyasal ve biyolojik silah saldırısına maruz kaldı. On binlerce bebek ve çocuk, haşerat zehirlenir gibi zehirlendi. Sadece son 3 ayda bine yakın sivil öldürüldü. Ve nihayet 7 yıl sonra, bunca mezalimin ardından Birleşmiş Milletler hala tam olarak yürürlüğe bile giremeyen bir sözde ateşkes ilan etti. Katil Esed rejiminin baş destekçisi, sponsoru ve provokatörü İran ve body-guardı Rusya, bu insani moladan bile rahatsız. ABD ve AB içinse, ölenler basit bir istatistik rakam. Tarihinin en güvenli zamanlarını yaşayan İsrail, gayet memnun. Olan bebek ve çocuklara, yaşlı ve kadınlara oldu.

Bu kirli hadiselerin olduğu, kalplerimizin ve zihinlerimizin gam ve kasvete büründüğü bu zamanda, gelin Rasulullah'ın (sav) 1400 yıl evvel, Guta, Şam ve Suriye ile ilgili hadislerin müjdeleri ile rahatlayalım. Çünkü, O ne söylerse heva ve hevesinden değil, Allah'tan aldığı vahiyden söyler.

Zeyd ibn-u Sabit (r.a) anlatıyor:

“Biz bir gün Resulullah'ın (sav) yanında idik. Parçalar üzerinde Kur'an tanzim ediyorduk. Aleyhisselatu vessellem: “Şam'a ne mutlu” buyurdular. Ben “Bu mutluluk nereden geliyor ey Allah'ın Resulü” diye sordum.

Rasulullah da: “Çünkü, Rahman'ın melekleri Şam'ın üzerine kanatlarını geriyorlar.” diye buyurdu. (Tirmizi, Sünen, Menakıb 3949)

İbn Havale (r.a) anlatıyor: “Resulullah (sav) buyurdu ki: Sizler savaşçı olacaksınız. Bu iş, sizin bir kısım toplu gruplara ayrılmanıza müncer olacak. Şam'da bir grup, Yemen'de bir grup Irak'ta bir grup!”

Ben: “Ey Allah'ın Resulü!, O güne erdiğim takdirde (bunlardan en hayırlısı hangisi ise şimdiden) bana seçiverin!” dedim.

Öyleyse dedi, sana Şam'ı tavsiye ederim! Çünkü orası, Allah'ın arzında mümtaz kıldığı yerdir. Allah kulları arasında seçkin olanları oraya tahsis eder.Ancak oraya gitmekten imtina ederseniz, size Yemen'i tavsiye ederim. Oradaki havuzlardan için, derim. Zira Allah, Şam ve ahalisini (fitnelerden koruma hususunda) bana garanti verdi.” (Ebu Davud, Sünen, Cihad, 3483)

Ebu'd - Derda (r.a)den, Rasûlullah (s.a)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:

"Büyük savaş gününde Müslümanların çadırı (kalesi) Şam'ın en hayırlı şehirlerinden olan Dimeşk adındaki şehir tarafındaki Guta'da olacaktır”. (Ahmed b. Hanbel VI, 25. Sünen-i Ebu Davud)

Biz Hakk’ın geldiğine ve Batıl’ın da kıyamete kadar zail ve mağlup olduğuna inanmış insanlarız. Hakkın ve mazlumların düşmanları her ne planlıyorlarsa planlasınlar, nihayetinde biz kazanacağız. Allah’ın Sevgilisi Peygamberimiz 14 asır evvelden bize bu müjdeyi verdi.

Şimdiye kadar, süfli ve dünyevi iktidar ve menfaatleri için timsah gözyaşı dökenlerin, bizim coğrafyamızda çevirdikleri kanlı filmin senaryosunu; karanlık komplolarını ve tezgahladıkları kirli hadiseleri çok kısa süre sonra göreceğiz ve başlarına geçireceğiz. Allah subhanehu ve teala, bu insanlık düşmanlarının, Müslümanlara karşı kurdukları tuzakları; Liderimizin emir ve kararı, silahlı kuvvetlerimizin sevk ve idaresi ile Fırat Kalkanı Harekatı adıyla Azez, Cerablus, Dabık ve El Bab’da başlattığımız ve şimdi büyük bir başarı ile, ağır bedeller ödeyerek Afrin’de yürüttüğümüz Zeytin Dalı Harekatı vasıtasıyla başlarına geçirsin ve mü'min kadın, erkek ve çocukları korusun. Rahman'ın melekleri kanatlarını, Guta’nın, Şam'ın ve masumların türlü zulümlerle ıstırap çektiği tüm beldelerin üzerine gersin. Amin.

İKİ DOĞU ve İKİ BATI’NIN RABBİNE EMANET OLUNUZ...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mustafa kurt 2018-03-04 13:57:20

i̇nşaAllah bizde bu şuurla şamda olacağiz. mazlumun onurunu, onursuzlarin eli̇ne birakmayacağiz.