Geçmişte “Güzel Yazı” kitapları ve dersleri vardı. Şimdi biz o antolojileri ancak sahaflarda bulabiliyoruz. Şiirler, denemeler, hikâyeler ve farklı edebiyat türlerinde yazılmış yazıların bütününe ‘Güzel Yazı’ deniliyormuş. Sonra bu geleneği Kültür ve Turizm Bakanlığı devam ettirdi ve bir çok kitap neşretti. Keşke o antolojlier, o titiz güldesteler bütün kütüphanelerde bulunsa!

El yazılarımız okunaklı değil. Yazdığımız harfler okunmuyor, kelimeler anlaşılmıyor. Velhasıl meramımızı anlatamıyoruz. Bilgisayarlara çok bağımlı hâle geldik de ondan. Bu iyi bir şey değil. Hatırlıyorum da üniversite yıllarında bizim gibi dışarıda çalışan öğrenciler, derslere muntazaman devam eden öğrencilerden yardım ister ve tutulan notların fotokopisini alıp çoğaltırdık. Bilhassa kız arkadaşlarımızın notları son derece net, anlaşılır ve düzgündü. Rahat okunuyordu. Şimdi maalesef kız öğrencilerin de yazıları kötüleşti. Bakıyorsunuz iki satırlık el yazısında bile pek çok hata var. Böyle olmamalı.

Geçmişte doktorların reçete yazıları yadırganır, eleştirilirdi. Hatta dillere pelesenk olmuştu: “Doktor yazısı gibi...” Hekimlerimiz, hastalar kendi başlarına hareket etmesinler diye biraz çetrefilli yazıyorlar. Şimdi bir çok mühendisimizin de, hukukçumuzun da, öğretmenimizin de hatta edebiyatçımızın da yazıları berbat. Yazı, Editörlük ve Medya kursumuza devam eden öğrencilerimizin el yazılarına bakıyorum: Umumiyetle iyi değil. Küçük harfli a’lar, o’lar ve u’lar birbirine benziyor. Elektronik posta adresleri bile vazıh bir şekilde yazılamıyor.

Bizim nesil biraz şanslıydı. Kalem elimizden, defter yanımızdan eksik olmazdı. Yazıyla haşir neşirdik. Yazılarımız hâliyle güzel olur, rahat okunurdu. Şimdi ‘akıllı tahta’lardan sonra kalemi kâğıdı bir yana bıraktık, neredeyse tamamen unuttuk. İleride torunlarımıza, “Bir zamanlar kalem diye bir nesne vardı, bir de defter... İnsanlar kalemleriyle o deftere yazı yazardı!” diyeceğiz.

Bazı müzelerde eski şair ve yazarlarımızın el yazılarından örnekler görüyoruz. Yahya Kemal’den, Necip Fazıl’dan, Nihad Sâmi’den, Mehmet Kaplan’dan ve daha bir çok edebiyatçıdan... Keşke sadece el yazılarından oluşan bir müzemiz olsa ve biz orada sergilenen yazıları inceledikçe yazar ve şairlerimizin yazı stilleri arasında bir mukayese imkânı bulabilsek...

Reşid Halid Gönç’ün Albümünden hazırlanan Bâbıâli’nin Hâtıra Defteri isimli eserini yıllar önce alıp okumuş ve esere hayran kalmıştım. Yazarın, üç ciltten oluşan bu kitabında pek çok şair, yazar ve gazetecinin el yazı örneklerini görmüştüm. Genelde eski edebiyatçılarımızın yazıları güzel, rahat okunuyor. Şimdikilerle mukayese edilebilir mi, sanmam! Eski alfabeye aşina olan o kalem erbabının dile, imlâya ve yazıya hakimiyetleri çok daha fazlaydı. Merhum kültür tarihçisi Orhan Bayrak, kitaplarını önce büyük ajandalara yazar, daha sonra kitaplaştırırdı. O nefis yazı örneklerini gördüm. Bugün de hikâye ve romanlarını önce kalemle yazan ediblerimiz var. Mesela: Sara Gürbüz Özeren...

Nasıl hastalıkların çaresi var ve ilaçlarla tedavileri mümkün ise aynı şekilde kötü yazmanın da düzeltilmesi mümkün. Yani herkes daha iyi,daha güzel yazı yazabilir. Peki bu nasıl mümkün olacak? Elbette bol bol yazarak, defter tutarak. Not defterini ve kalemi cebimizden eksik etmeyerek bunu sağlayabiliriz. Keşke çocuklarımız ve gençlerimiz, günlük yazma alışkanlığını edinseler, hatıra defterleri alıp unutamadıkları anılarını kaydetseler! Bu kayıtlar, onların geleceği için çok değerli ve anlamlı armağanlar olacağı gibi hâliyle yazıları da düzelmiş, güzelleşmiş olacak. Benden tavsiye: Kalemle, kâğıtla ve defterle barışalım. Aksi takdirde gelecek nesiller, tuttuğumuz notları okuyamayacak, yazdıklarımızı anlayamayacak ve bizi hayretle anacaklar!

Not: Yazının tamamı milatgazetesi.com’da

TDK İMLA KILAVUZU’NU KALDIRMASIN

Geçenlerde Türk Dil Kurumu Başkanı’mız sayın Prof. Dr. Mustafa S. Kaçalin bir açıklama yaptı ve kurumun yayımladığı Yazım Kılavuzu’nun artık neşredilmeyebileceğini, kelimelerin doğrusunu merak edenlerin sözlüğe bakabileceklerini söyledi. Bu doğru mu acaba? Bir kere ikisinin fonksiyonu çok farklıdır. Sözlükler genelde iri, hacimli olur. Her yerde yanınızda taşıyamazsınız. Ama imlâ kılavuzları öyle değil. Fazla yer tutmadığı için çantanızda dolaştırabileceğiniz gibi masanızın bir kenarında da tutabilirsiniz. İmlâ kılavuzuna bakıp da doğru kelimeyi öğrenmekte üşengeç davrananların, koca lugatleri karıştırmayacağı kesin. İmlâ kılavuzunu kaldırmak bu bakımdan vahim bir hata olur. Hem TDK’nın bugüne kadar yayımladığı yüzlerce kitap var. Bir tane daha olsa ne çıkar! Herhalde kurumun sırtında ağır bir yük değildir. Sanırım TDK’nın en çok ilgi gören yayınlarındandır Yazım Kılavuzu! Bizim Yazı Editörlük ve Medya kursumuzda bütün öğrencilere ilk tavsiye ettiğim eser odur. Âdeta dilin anayasası, temel kitabı gibidir. Güzelim Türkçemizi daha doğru, hatasız, eksiksiz ve mükemmel kullanabilmemiz için imlâ kılavuzlarına mübrem ihtiyaç var. Bizim gibi devamlı yazıp çizen insanlar bile ona sıklıkla bakma ihtiyacı hissediyorsa gençlerimiz için ne kadar gerekli olduğunu bilmem söylemeye gerek var mı? Doğrusu ben tam tersini beklerim kurumdan. Nasıl farklı kesimler için çeşitli ebatlarda sözlükler hazırlanıyorsa yazım kılavuzları da o şekilde hazırlanmalı. Yani ilk ve orta okul öğrencileri için ayrı, yetişkinler için ayrı kılavuzlar olmalı. İlme değer veren, Türkçeyi koruyup kollayan Türk Dil Kurumu yöneticilerinin bu açıklamayı tavzih edeceklerine ve işleri daha kolay kılacaklarına inanıyorum. Bir de TDK Yayınları’nın İstanbul’da rahatlıkla bulunabilmesi lâzım. Yıllardır bu yönde şikâyetler duyuyorum. Şayet müstakil bir mekân açılamıyorsa Kültür Bakanlığı Yayınları bünyesindeki kitap satış mağazalarında bu kitapların bulunması sağlanmalıdır. Dostlarımıza hatırlatılır.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
S.Erdogan 2017-11-22 09:34:27

En iyisi Kubbealti Cemiyeti'nin imla klavuzu isinede el atmasi.

Avatar
Ahmet AK/ADANA 2017-11-22 13:25:34

Hocamın teklifine aynen katılıyorum. Aksine bir icraat hükûmetin altını oymak teşebbüsüdür. Reise şikâyet etmek hakkımız ve vazifemizdir. CİMER açık..