Yıllarca stratejik ortaklıkla bizi oyalayan ABD AB vs. batılıların, Suriye’deki savaşıyla foyaları ortaya saçılıverdi. 15 Temmuz da FETÖ üzerinden yaptıkları darbede ise kelimenin tam manasıyla suçüstü oldular. Ancak kahpe gövdeleri dışarda olduğu halde, kalleşliklerini gizleyecekmiş gibi, devekuşu misali kafalarını kuma gömmeye devam ediyorlar.

Ekonomik, sosyal, kültürel, siyasal, hukuksal kısaca her yolu deniyorlar. Zerrab davasındaki tiyatroya bakar mısınız? Hukuk nasıl da savaş aracı yapılıyor ve bozuk para gibi harcanıyor. Demokrasi, insan hakları falan dediğiniz ne ki. Gereğinde riyakârca tapınılan, ama acıkınca yenilen bir put… Ya asrın en büyük haini Fetenyahu’yu ısrarla koruyup himaye etmelerine ne demeli?

Mertçe er meydanına inmiyorlar. Ancak FETÖ, DEAŞ, Kaide, PKK, PYD, DHKPC vb. onlarca örgüt üzerinden, vekâlet savaşı yürütüyorlar. Nitekim onların korkaklık ve kalleşliklerini Allah (cc) ta 1440 yıl öteden habere verip münafık karakterli bu kâfirlere karşı bizi defalarca uyarmıştır. İşte birkaç örnek:

“Onların içlerinde size karşı duydukları korku, Allah'a olan korkularından daha şiddetlidir. Böyledir, çünkü onlar anlamayan bir topluluktur. Onlar müstahkem şehirlerde veya siperler arkasında bulunmaksızın sizinle toplu halde savaşamazlar. Kendi aralarındaki savaşları ise çetindir. Sen onları derli toplu sanırsın, hâlbuki kalpleri darmadağınıktır. Böyledir, çünkü onlar aklını kullanmayan bir topluluktur.” (Haşr 59/13-14)

 “Ey inananlar! Sakın Yahudi ve Hristiyanları dost edinmeyin. Onlar ancak birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse, kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu doğruya iletmez.” (Maide 5/51)

“Sen dinlerine uymadıkça, ne Yahudiler ve ne de Hıristiyanlar asla senden razı olmazlar. (Bakara 2/120)

Bir asırdan fazladır İslam ümmetine tüm bu cürümleri reva gören batılılar, Siyonistler, Evangelistler, neo conlar, masonlar, kısaca bil cümle kâfirler, tarih boyu yaptıkları kahpelikleri, son bir asırda binlerce kat katlayarak devam ettiriyorlar. Silahlar, teknoloji vs. araç gereçlerin güçlenmesi oranında, zulüm de artıyor. Çünkü kâfirler, gücü zorbalık ve insanlık dışı muameleler için kullanmayı iftiharla yapıyorlar. Hâlbuki güç ümmetin elindeyken, gücü huzur, güven ve adalet için kullanıyordu. Sadece kendi tebaası değil tüm dünya insanlığı için…

ABD, BM, NATO, AHİM, AB, AP, G20, vd. uluslararası kuruluşlar, çifte standartlarını, ikiyüzlülüklerini, (aslında çok yüzlülük mü, bukalemunluk mu? demeli…) riyakârlıklarını vs. daha ne zamana kadar devam edecekler. Bunların bu kalleşliklerini ne zaman görüp uyanacağız. Bunlara kim ne zaman dur diyecek…

Ancak şunu da unutmayalım düşman düşmanlığını yapacaktır elbette. “Ayıdan post, gâvurdan dost olmaz.” Sözü boşuna değil… Bunlara “neden bunca zulmü yapıyorsunuz?” demek; yılana, akrebe neden sokuyorsun?” demek gibi bir şey… Sokmak akrebin, yılanın tabiatıdır… Parçalamak, öldürmek vahşi hayvanların yaratılışı gereğidir. Bunlar, Kur'an’ın ifadesiyle hayvanda da daha alçaktırlar…

Ancak şunun altını kalın çizgilerle çizerek tekrar tekrar beyan etmeliyiz ki, İslam ümmetinin bu karanlık tablosunun sebebi; kendisinin zayıf ve güçsüzlüğü, düşmanının da güçlü olmasından değildir. Asıl sebep bin bir tefrika sebebiyle, İslam ümmetinin gücünün dağınık olmasındandır. Tabi beraberinde şunu da tekrar edelim.

Ümmetin ayağa kalkmasının tek yolu var. İSLAM BİRLİĞİ… İslam baharı yarıda kesilmeseydi, İslam ve ümmet birliğine yönelik büyük bir adımdı. Ancak her şey bitmiş değil… Ümmet tüm unsurlarıyla “İslam birliği” için harekete geçmeli. Ümmetin gücünün farkında olan devlet adamları, idareciler, STK lar, cemaatler, cemiyetler, tarikatlar, üniversiteler, diyanet camiası, tüm tüzel hatta özel kişilikler… Her birimiz ne yapabilirsek, sesimizi nereye, kime, nasıl, hangi yollarla iletebiliyorsak hemen başlamalı, sonuç alıncaya kadar da durmamalıyız. Israrla, azimle, sebatla…

Evet, yeter artık diyen tüm Müslümanlar… Ümmetin gücünün farkında olanlar… Ümmetin sancısını yüreğinde hisseden yiğit müminler… Düşmanın sinsiliğini, kalleşliğini fark eden basiret sahipleri… İLAM BİRLİĞİ nin aciliyetinin farkında olan feraset sahipleri… Haydi, işe koyulma zamanı… Daha çok geç olmadan. Geciken her gün binlerce can, çiğnenen ümmetin izzeti, mukaddes değerleri ve ümmetin talan edilen servetleri demektir. Haydi, hemen şimdi… Selam… Dua…


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hüseyin ZAVALSİZ 2017-12-04 00:10:45

Yazarımızdan ALLAH razı olsun. Ayetlerle gelişmeleri açıkça anlatmış. ABD müttefikimiz Türkiye diyor ama uygulamada müttefiki feto ve terör örgütleridir. Anlamadığım yazarımızın bahsettiği İslam birliği konusunda Diyanet işleri başkanlığı ne yapmaktadır? Bir vatandaş olarak Diyaneti yetersiz buluyorum.