Dolar (USD)
18.8364
Euro (EUR)
20.261
Gram Altın
1141.388
BIST 100
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

İlahi hastane

İlahi hastane

İnsanoğlu hastalandığı zaman bazen yeme ve içme ona adeta zehir gibidir. Lezzet yerine acılık vardır. Bazı hastalıklar insanın bir çöp misali hayatın seline kaptırır insanı. Dünyanın faniliği hastalıkla özetlenir. Yaşadığımız hayata güvenip sırtını verenler o duvarın altında kalmaya her zaman mahku00fbmdurlar.

03 Haziran 2014 00:00:00

İnsanoğlu hastalandığı zaman bazen yeme ve içme ona adeta zehir gibidir. Lezzet yerine acılık vardır. Bazı hastalıklar insanın bir çöp misali hayatın seline kaptırır insanı. Dünyanın faniliği hastalıkla özetlenir. Yaşadığımız hayata güvenip sırtını verenler o duvarın altında kalmaya her zaman mahku00fbmdurlar.

Abdulkadir İkbal

Bir ikaz ve mürşit görevini yapar gibi ve gafletten uyanmanın bir vesilesi de hastalıktır. Ağır hastalar Allaha daha çok yakınlaşırlar. Onların çektiği ızdıraptan gelen feryadü figan bazen arşu alaya sığmaz. En tesirli ilaçlar bile bazen tesirsizdir. Yatalak hastalar ise yarı ölü gibidirler. Engelliler vücutlarındaki aksaklığa orantılı olarak dünyanın birçok nimetlerinden mahrum kalmaktadırlar. Bu dünyada hastalıkların tedavisi vücuda alınan veya zerk eden ilaçlarla oluyor. Daha ilerisi ameliyattır, ancak bazı ameliyatlar son derece ağır ve zaman alıcıdır. Tedavi usullerini kabataslak birçok insan bilmekle beraber, bu işin asıl mahiyetini uzmanlar bilirler. Şunu da unutmamak gerekir ki bütün ilaçlara ve tedaviye cevap veren Allah'tır. Sebeplere müracaat etmek, Şafi isminin kapısını çalmaktır. Çünkü şifayı da o verecektir.

Kur'an-ı Kerim de her dert ne olursa olsun dermanı mümkündür hastalıkların dermanı için arayınız, bulunuz denmektedir. İnsanlara tıbbın en son hedefini göstererek Hz. İsa (A.s.) nın muvakkaten ölüleri diriltmesini misal vermektedir. Tıbbın bu noktaya kadar ilerleyebileceği ve bu yolun açık olduğunu bildirmektedir. İnsanların hayatta verimli ve başarılı olmaları için sıhhatli olmaları gerekir Çünkü hastalıkların ağırlığına göre insan için dünya hayatının geçici veya devamlı olarak askıya alınmasına sebebiyet verebilir. Bir insan yakalandığı şiddetli hastalıktan kurtulmak ve geçici dünya olan hayatını daha iyi yaşayabilmek ve ondan kopmamak için bütün imkanlarını seferber eder, imkanı varsa bütün servetini harcayabilir.

Gelelim işin birde manevi boyutuna.

Başta büyük günahları işleyenler ahiret alemi için çok ağır ve belki de çok uzun süre tedavi gerektiren hastalıklara kendi tercihleri ile bulaşmışlardır. Çünkü bazı İnsanlar Allahın emirlerine riayet etmediklerinden manevi mikropları isteyerek kendilerine musallat ediyorlar. Hasta olanlar cennet aleminin nimetlerinden istifade edemezler. Arızalı uzuvlarla, cennetin o akıl almaz saadetli hayatını yaşayabilmek mümkün değildir. Öyle ise manevi olarak hasta olan bir insanın ahiret aleminde de tedaviye ihtiyacı vardır ve bu tedavi dünya ölçekleri ile tartılamaz. Başta Kur'an-ı Kerim ve tüm Peygamberler bu tedavinin uzun süreli ve ağır olacağını bizlere bildirmektedir.

Bu tedavi amaçlı İlahi hastane ancak ve ancak cennette girmeye hak kazanan günahkarlara mahsus cehennem hastanesidir. Çünkü manevi ağır hastaların iyileşmesi için Cenab-ı Hak hem tedavi hem de ceza amaçlı olarak cehennem denilen İlahi bir hastane kuracağını açıkça beyan ediyor. Orada doktorlar yerine zebaniler ilaç, veya ameliyat yerine ateş veya soğuğun da en yüksek derecesi olan zemherirle yapılacağını bildirmiştir. Dünyanın karnında bulunan iki yüz bin derecelik ateşin ilerde cehenneme dönüşeceğine dair rivayetler vardır. Çünkü o ağır hastaların tedavisine Cenab_ı Hak böyle bir sistemle karar vermiştir.

Başta Peygamberler olmak üzere evliya, asfiya ve kalbi hüşyar olan tüm ehli hak ve hakikat bu hastaneye uğramamak ve manevi bir hastalıkla alude olmamak için hem titiz ve gayretli bir çalışma yapmışlar, hem de insanları bu ağır tehlikelerden uzaklaştırmak için ellerinden gelen bütün gayret ve imkanları seferber etmişlerdir.

Dünyada iken günahlardan uzak durmak ahirette sıhhatli olmaktır. Cehennemin ağır tedavisinden uzaklaşmaktır. Kendi isteğiyle kendini hasta eden insan, elbette hem mesuliyeti hem de ağır hastalıkları önemsiz gördüğünden kendi lehindeki merhameti selb eder kendini büyük bir musibetin kucağına atar. Rızası ile zarara razı olanın lehinde bakılmaz.

Şeytanla nefsin ittifakıyla dünyanın geçici lezzetleriyle oynaşanlar, ahirette karşılarına çıkacak biraz da uzak gibi görünen bir tehlikeyi, muvakkat ve aldatıcı dünya lezzetlerine ve hazır bir lezzeti gelecek olan ebedi lezzetlere tercih etmelerinin bedeli ağır olacaktır. İnsan geçici ve fani dünya hayatını, ebedi bir saadet yeri olan ahiret hayatına tercih etmesi, küçük bir çocuğun elinde bulunan pırlanta misal kıymetli bir elması, bir cam parçasıyla değiştirmesi gibidir.

Nasıl ki ana karnında bir çocuğun cihazları, uzuvları sakat olarak dünyaya gelse dünya nimetlerinden istifade etme için eğer mümkün ise o çocuk tedavi edilir. Aynen öylede bu dünyada iken maddi ve manevi cihazlarını bozan insanın da cennetten istifade edebilmesi için, o cihazlarının tedavi edilmesi gerekir. İşte cehennem denilen İlahi hastane hastalıkların derecesine göre tedavi yeridir. Ehli şirk için ise ebedi bir hapishanedir.

Şu kısacık ömrümüzü Allahın yarattığı tedavisi zor veya tedavisinin yaratılmadığı imkansız hale getirmeyelim. Bu kararı vermek ise insanın hür iradesine ve tercihine bağlanmıştır. Hikmet ise meşieti İlahiyyeye tabi olmaktır. Şirk hariç, İnsanın az bir ömrü olsa da bütün günahların tedavisi dünyada da vardır ve mümkündür. Salih bir kalb ile tövbe ve isiğfar etmek, Kur'anın emirlerine imtisal etmek ve sünneti seniyyenin siperinde kendini muhafaza etmektir. Bundan sonrası Allahın vereceği hüküm ve karara kalmıştır.

Şunu unutmamak gerekir ki bütün ilaçlara ve tedaviye cevap veren Allah'tır. Sebeplere müracaat etmek, Şafi isminin kapısını çalmaktır. Çünkü şifayı o verecektir.

Sol suryapı
Kızılay bağış