İki Film Ortak Ruh

2017’nin Kasım ayı, gösterime giren iki Türk filmi ile adeta sinema açısından altın bir ay, hatta ondan öte altın bir yıl oldu. Birbirini, yerel ve küresel, mikro ve makro, insan ve kainat katmanlarında tamamlayan iki film, Ayla ve Buğday ruhlarımızı hüzünlendirdi, şenlendirdi, sarstı; zihinlerimizi açtı, genişletti ve bereketlendirdi; kalplerimizi yumuşattı, dinginleştirdi ve huzurlandırdı; gönüllerimizi fethetti, inşa etti, olgunlaştırdı.

İnsan ile yol, sabır ile tevekkül, kaos/savaş ile düzen/barış, zerre/birey ile bütün/kainat bu filmlerin özünden bize akan duyuşlar, düşünüşler ve çağışımlar şelalesi oldu.

Bu sanat eseri filmlerin açtığı duygu ve düşünce, nefs ve insan, madde ve ruh patikalarından payımıza düşen keşifler aracılığıyla, sizi, deryalar içinde küçük bir gezintiye çıkaracak birkaç kelime ve cümle sofrasına, davetsiz buyurun.

Ayla

Duygulandırıcı. Düşündürücü. Zenginleştirici.

Tarihin içinde kaybolup gidemeyecek kadar varlığın özüne tutunmuş bir hikâyenin müthiş bir anlatısı ile karşı karşıyayız.

Savaşın yutamadığı özel bir yaşanmışlık. Gerçek bir insan olma manzarası. Hakikatin izinde giden huzurlu ruhlar geçidi.

Film mi önde, hikâye mi, Ayla mı, Astsubay Süleyman mı, savaş mı, ya da izlediklerimizin imgeleri mi, seçmek zor.

Geride olan bir şey yok ki ileride olanlar olsun. Her şey, yaşam ve ölüm, savaşın içerisindeki umut ve insan, irfan ve hikmet, insanlık ve varlığın incelikli cilveleri, her biri büyük bir ahenkle birbirine yaslanmış. Ahengin içinde saf ve temiz ruhlar salınarak yüzüyor.

Yaşananlar, kişiler, olaylar, sahneler ve sözler, o kadar birbirini tamamlıyor ki, bu kadar güçlü bir yaşanmışlık ancak böylesine sıkı dokunmuş bir filmle anlatılabilirdi.

Film başlı başına bir duygular geçidi; insanlığa dair derin duygular şöleni; müzikle bütünleşen duygular harmanı.

Sahnelerle canlanan şey, insan olduğumuzu bize hiç unutturmayan mazinin çok özel kararları ve yaşanmışlık zamanları.

Savaşın içindeki irfana aşina insan manzaraları

Gerçek hayat. Gerçek savaş. Gerçek kan. Gerçek insanlar. Gerçeköykü.

Filmin metni, cümleleri, kelimeleri, sözlerin dizilimi, vurgular ve mesajlarson derece etkili ve güçlü.

Oyuncular fevkalâde başarılı. Oyuncular varlıklarını filme aktarmışlar. Hikayenin karakterlerini adeta yeniden canlandırmışlar.

Ayla’yı oynayan Koreli küçük kız dahil tüm herkes hikayeye, rolüne, kelimelere ve insanlığa ruhunu vermiş.Her bir isim ayrı ayrı teşekkürü hak ediyor.

Olayın ana karakterleri Astsubay ve Koreli kız. Oyuncu isimlerinin ötesine geçmiş bir anlatı, hikâye, kurgu, oyunculuk rengi ve sanatsal başarı filmi baştan sona kuşatıyor. Çekim, sahneler, müzikler, sahnelerin sahiciliği her şey doğru, yerinde ve incelikli.Yönetmenlik, kurgu, anlatım, sahne detay çekimleri, renk ve müzik bütünlüğü, arka plan seçimleri, kullanılan dekorlar, teknik ve sanatsal detaylara verilen ince işçilikler, hepsi üst seviyede.

Gerçek bir yaşanmışlık. Ortaya çıkan muhteşem bir film. Hiçbir zaman unutulamayacak “Savaşın içindeki irfana aşina insan manzaraları” filmi.

İki toplumu derin bir bağla birbirine bağlayan bir Savaş, varlık-yokluk savaşı.Güney Kore ile Türkiye, tarihin içinde birbirine bitişen iki ülke.Küresel düzenin yeniden ihdas edildiği yılların acı hatıraları, derin dostluk tohumları, şehitlerin kanlarıyla sulanan vatan sancakları. Savaşın gölgesinde büyüyen kalıcı bağlar, sevgi ve dostluk köprüleri.

İnsan olmanın derin zenginliği; sevgi, saygı, onur, kişilik, bağlanma-bağlılık, sözünde durma, baba-kız sevgisi, dostluk, arkadaşlık, samimiyet, dürüstlük, fedakârlık, özlem, umut, kavuşma ve vefâ.

Güzel insanların güzel hikâyesi

Karıncaya, köpeğe, nesnelere, insana, varlığa, her ne ki var ise bu âlemde ona saygının insanın kendine olan saygısını ve bütünlüğünü oluşturduğunu gösteren ince detaylar.

Savaşın yıkıcılığını yenmekten, birbirlerine sarılmaktan, güzeli hatırlamaktan ve doğruyuyaşamaktan vazgeçmeyen ruhlar.

Sevginin ve sabrın bütünlüğü. İnsan ve duygularının bütünlüğü. Baba ve evlat olmanın bütünlüğü.Benzer yüzlerde aranan geçmiş. Beklenen çocuk. Özlenen ses.Kavuşmaya adanmış bir ömür. Bir söze bedel ömür. Bir söze tutunmuş gönüller.Saymakla bitmez incelikler, derinlikler, güzellikler.

Güzel insanların güzel hikâyesi.İnsan olmaya çağıran güçlü ses.Her izleyenin ruhunda ayrı ayrı yeşeren insanlık dersi.

Daha nice kelimelerle ve ifadelerle anlatılsa azdır, film bunları hak eder.Filmi izleyen çok az kişigözyaşı damlalarına engel olabilir.Ödülünü gönüllerden alan bir film.

Bu toprağın, Anadolu’nun irfan ve hikmet geleneğinden beslenmiş ve bunu tavır, tutum ve davranışlarına yansıtan Astsubay Süleyman Dilbirliği ile silah arkadaşlarının savaşın olanca yıkıcılığı içindeki bu derin insani duruşlarıve filmin yapımcısından yönetmenine, oyuncularından senaristine, set ekibinden filme destek olan kurum ve kuruluşlara değin herkes, böylesinde değerli “Savaşın İki Yüzü: Korku ve Umut” imgelemli kalıcı bir filmi bizlere armağan ettikleri için güçlü bir teşekkürü hakkediyorlar.

Her gittiği yere Anadolu’nun irfan pınarlarından damlalar taşıyan Astsubay Süleyman ve arkadaşları gibi güzel insanlarımız var oldukça, bu topraklar daha birçok güzel hikâyeye ev sahipliği yapacaktır.

YARIN: BUĞDAY FİLMİ


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.