Halk, Türkiye’ye karşı yürütülen operasyonun farkında

Halkın Türkiye’ye karşı yapılan operasyonun önünü keseceğini ifade eden Talha Köse,  “Toplum doların ve enflasyonun yükselmesi karşısında ABD ile ilişkilerimizi düzeltelim, her dediğini yapalım düşüncesinde değil. Ekonomik sıkıntıların farkında ama bundan dolayı hükümetin geri adım atmasını istemiyor“ dedi.

SÖYLEŞİ: ÖZLEM DOĞAN

Uzun süredir gergin olan ABD-Türkiye ilişkisi Beyaz Saray’dan Türkiye’ye yönelik yaptırım tehdidiyle tamamen kopma noktasına geldi. Müttefiki Türkiye’yi hedef alan ABD,  Rahip Brunson üzerinden sert ifadeler kullanırken İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Adalet Bakanı Abdülhamit Gül'e yaptırım uygulama kararı aldıklarını açıkladı. Bunun üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan da ABD İçişleri Bakanı Ryan Zinke ile ABD Adalet Bakanı Jeff Sessions’un Türkiye’deki mal varlıklarının dondurulacağını dile getirdi.  ABD-Türkiye krizini İbn Haldun Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Doç. Dr. Talha Köse’yle konuştuk.

ABD yanımızda yer almadı

ABD-Türkiye gerilimi yeni bir hadise değil. Öncesini de değerlendirirsek ilk kriz sinyalleri ne zaman başladı?

Son dönemde yaşananları önceki krizlerden bağımsız düşünemeyiz. Özellikle 2013‘ün ortasından sonra Amerika ile Türkiye’nin ilişkileri kötüleşmeye başladı. O dönemde çok sert bir sürece girdik. Gezi‘de, 17-25 Aralık ve 15 Temmuz’a kadar gelen süreçte Amerika Türkiye’nin yanında durmadı. Bu bile aradaki sıkıntının niteliğini gösteriyordu.

İki ülke arasında ilişkileri etkileyen ana etkenler nelerdir?

Trump’la birlikte bir değişim beklentisi içerisindeydik ama o değişim olmadı. Genel olarak bakıldığında aramızda çözüm bekleyen üç temel dosya var; Amerika‘nın PKK,PYD,YPG yani Suriye’de Türkiye aleyhindeki aktörlere verdiği destek.  FETÖ’nün Amerika‘daki varlığı ve Halkbank davası.

ABD‘ de Türkiye’in yanında yer alınması gerektiğini savunanlar da yok mu? Yönetimde bir anlaşmazlık olduğunu düşünüyor  musunuz?

Washington‘da Türkiye‘yle ilişkileri düzeltmeye yönelik yaklaşım içerisinde olanlar var ama bu ilişkinin özellikle Erdoğan yönetimiyle mümkün olduğunca düşük düzeyde tutulması gerektiğini düşünenler de mevcut.  Aralarında tam bir mutabakat olmadığı kanaatindeyim.

Trump’ın Brunson çıkışı iç siyasete yönelik bir hamle

Rahip Brunson çıkışının altında politik anlamda nasıl bir sebep yatıyor?

Amerika’nın iç siyasetine yönelik olarak atılan bir hamlenin parçası olduğunu düşünüyorum. Aslında birkaç aydır Pompeo ile aramızdaki üç temel yapısal problemi çözmeye yönelik adımlar atılıyordu. Fakat iç siyasete yönelik bir hamlenin sonucu olarak ara seçimlerden dolayı bir kriz çıkarıldı. Tabii bu noktada  Amerikan siyasetinde etkili bir grup olan evanjalik hristiyanları gözardı etmemeliyiz.  İsrail ile ilişkilerde de bu grubun çok ciddi bir etkisi var. İsrail lobisinin de Türkiye-Amerika ilişkilerinin iyileşmesine çok sıcak bakmadığını biliyoruz. Bu ikisi yan yana gelince hem İsrail lobisinin hem de evanjeliklerin baskısı nedeniyle Mike Pens‘e ulaştılar.

Neden Mike Pence?
Pence‘in camia içerisinde etkili olduğunu biliyorlar. Bunu kullanarak Türkiye üzerinde baskı oluşturmaya çalıştılar. Kriz Mike Pence ve Trump’ın işine geldi çünkü seçimlerde kullanılabilecek bir malzeme elde ettiler. Yoksa Trump’ın Türkiye ile ilişkilerini olumsuz bir noktaya getirmek istediği kanaatinde değilim. Ama buradan çıkabilecek bir kahramanlık hikayesine de ihtiyacı var. Brunson’un iade edilmesi bir kazanç, bir zafer şeklinde algılanabilirdi veya olmayacak ise de bu gerilim üzerinden çıkan kamusal tartışma bir şekilde onların işine yarayabilirdi. O yüzden bu krizi bilinçli olarak çıkardılar.

Bu devlet politikası mı bir ara seçim taktiği mi?
 Koordineli bir devlet politikası değil. ABD-Türkiye ilişkilerini normalleştirmek istemeyenlerin pozisyonuna yakın bir durum ama Pompeo açısından Amerika’nın uzun vadeli stratejik çıkarları doğrultusunda bir normalleştirme çabası var. Hatta bu gerilimden yaklaşık iki hafta önce Trump ile Erdoğan görüşmesinde de ön plana çıkan buydu. Dolayısıyla şu an  ABD içerisinde yer alan dini veya çıkar gruplarının pozisyonlarına daha yakın bir noktadayız. Bu pozisyon aslında ABD’nin ulusal çıkarlarıyla da çelişiyor.

Normalleşmenin önünü kestiler

Brunson’un cezasının ev hapsine çevrilmesinin gerekçesi nedir sizce ve ABD bunu nasıl okudu?

Net gerekçelerini bilmiyoruz. Muhtemelen daha önceki müzakereler neticesinde meselenin yavaş yavaş yatıştırılmasına yönelik adımlardan biriydi ve Türkiye açısından iyi niyetli bir adım atıldı. Bu kararın böyle okunması gerekiyordu fakat bu adım sonrasında hukuki süreç hızlandırılabilecekken ABD’den gelen açıklama bunun önünü kesti. İyi niyetli bir hamleye kötü niyetli bir cevap verdiler.  Türkiye ile ilişkileri normalleştirmek istemeyen bir kitlenin çıkarlarıyla daha uyumlu bir adım attılar. Artık 15 Temmuz, PKK ve PYD gibi konularda da belli uzlaşıya varılması gerekiyordu. Bunun da önüne geçtiler.

İki Bakanımıza ambargo uygulama kararı alındı. Bu kararı nasıl yorumlamalıyız?

Burada iyi bir denge kurmamız gerekiyor. Yapıcı tavrı olan aktörlerle ilişkileri bir şekilde devam ettirmemiz lazım ama tersi tavır sergileyenlere karşı da tavır alması gerektiği kanaatindeyim.

Trump’a ‘yanlış adım‘ uyarısı

Cumhurbaşkanı Erdoğan ABD’nin yaptırımına aynı şekilde cevap verdi…

Erdoğan, Trump’ın siyonist ve evanjelist kitle tarafından aldatıldığını ve yanlış adımlar attığını söyledi. Doğrudan ABD’yi ve Trump’ı hedef almak yerine yönetim içerisindeki küçük grubu hedef alarak tırmanan gerginliği azaltmaya yönelik bir açıklama yaptı. Bununla birlikte Türkiye de ABD’nin yaptırım açıklamasına aynı oranda cevap vermiş oldu. Fakat her iki ülkenin de yaptırım açıklaması sembolik.

Şu an iki ülke de aynı restleşmeyi dile getirdi. Bundan sonraki aşama ne olabilir o halde?

Diplomaside tırmandırma stratejileri vardır. Bu tırmandırma stratejisi en alt kademeden başlayıp daha üste doğru gidebilir. Sonuçta Türkiye tarafından da tırmandırıcı adımlar gelirse bir sonraki aşamaya geçeriz. Geçen sene yaşamış olduğumuz  vize krizinin ciddi somut bir karşılığı vardı. Fakat bakanlarımıza  yönelik alınan bu karar biraz daha sembolik. Elbette önemsiz diyemeyiz ama  bu tırmandırmanın ilk aşamasında olan bir yaklaşımdır. Bence burada Türkiye’nin sağ duyulu tavrı çok önemli. Zira Türkiye ABD içerisindeki fikir ayrılıklarının farkında.

Bu gergin süreçten oldukça hassas bir dönemden geçen ekonomimiz nasıl etkilenir?

Türk toplumunun artık çok net bir algılaması var. ABD‘nin tavrını iyi okuyabiliyor. Doların ve enflasyonunn yükselmesi Türkiye açısından olumsuz fakat bundan dolayı ABD ile ilişkilerimizi düzeltelim, her dediğini yapalım düşüncesinde bir toplumsal kitle yok. Türk halkı gerçekten bu konuda son derece bilinçli. Halk ekonomik sıkıntıların da farkında ama bundan dolayı hükümetin geri adım atmasını savunmuyor, desteklemiyor, bu çok önemli.

Ekonomimizdeki sıkıntılar geçici

Dolardaki hareketliliğin önüne geçilebilecek mi?
Türkiye’nin özellikle özel sektörden kaynaklanan kısa vadeli döviz açığı var. Bu da döviz üzerinde bir baskı oluşturuyor ama bu çok uzun vadeli yapısal bir sorun değil. Belki önümüzdeki bir iki sene Türk ekonomisinde bundan dolayı bir sıkıntılar yaşanabilir ama bu Türkiye’yi başka çözüm arayışlarına da itecektir. Türkiye kendi alternatiflerini ve çözümlerini de üretmeye çalışacaktır. Türkiye ekonomisi türbülansa girebilir fakat halk bu konuda operasyonun önünü kesecektir.

ABD Türkiye’yi sıkıştırmak için Suriye’de yeni bir adım atar mı?

ABD’den  Suriye’ye yönelik yatırım beklemiyorum. Trump yönetimi Suriye krizini daha da gergin hale getirmek istemiyor. Ayrıca böyle bir adım ABD‘ye bir şey kazandırmayacaktır. Ayrıca Türkiye’nin son dönemde attığı müstakil adımlardan ve Rusya ile yakınlaşmadan rahatsız.  AB’deki temel ülkeler de Amerika ile aynı noktada değil.  AB ile ilişkilerin normalleştirilmesi ve daha iyi bir noktaya getirilmesi ABD‘nin operasyonel etkisini kırma açısından etkili olacaktır.

Bir yandan kaybederken diğer yandan kazanabiliriz

ABD ile yaşadığımız bu gerginlik Avrupa ile yakınlaşmanın kapısını aralar mı?

Diplomaside bir yerden kaybedersiniz bir yerden kazanabilirsiniz. Bu gerilim yakın dönemde bizi Avrupa’ya daha da yakınlaştırabilir. İngiltere Brexit‘le birlikte Avrupa’dan uzaklaştı. Türkiye ile ilişkiler olumlu noktada ilerledi. Benzer bir adım Almanya ve Fransa ile olabilir, bunu  değerlendirmemiz gerekiyor. ABD krizini olumlu bir yöne çevirebiliriz.

Brunson olayının öncesi ve sonrasını da değerlendirirsek Amerika’nın asıl istediği nedir?

ABD eskiden olduğu gibi Türkiye’ye diz çöktürüp kendi politikaları çerçevesinde hareket eden,  Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır gibi boyun eğen bir Türkiye istiyor. Son beş yıldır yaşamış olduğumuz bütün sıkıntılar buradan kaynaklanıyor.

İran yeni bi gerilim noktası olabilir

ABD-Türkiye arasındaki gerilimi daha fazla tırmandıracak bir başka faktör de yer alıyor mu? Mesela İran!

Kasım’a kadar tartışılacak konuların biri de bu. Çin, Rusya, AB nasıl bir tavır alıyorsa, Türkiye’nin de İran’a yaklaşımı aynı olmalı. Bizim bu konudaki hassasiyetlerimizi ABD göz önünde bulundurmazsa yeni bir gerilim ortaya çıkabilir.

TALHA KÖSE KİMDİR?

Doç. Dr. Talha Köse, lisans derecesini Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünden, yüksek lisansını Sabancı Üniversitesi Uyuşmazlık Analizleri ve Çözümleri programından aldı. Doktorasını George Mason University School for Conflict Analysis and Resolution’da tamamladı. İstanbul Şehir Üniversitesi’nde öğretim üyeliği ve bölüm başkanlığı yaptı. George Mason University (ABD) ve Maastricht University (Hollanda)’de misafir öğretim üyesi olarak dersler verdi. Köse’nin Türkçe’de yayımlanmış İkisi derleme olmak üzere 3 kitabı bulunmaktadır. Halen İbn Haldun Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanlığı görevini yürüten Köse’nin ulusal ve uluslararası dergilerde ve kitaplarda yayımlanmış 20’nin üzerinde akademik makalesi bulunmaktadır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner624