2017 Yılı geride kaldı. İnsanlar, bir yılı geride bırakmanın ve yeni bir yıla başlamanın mutluluğunu, coşkusunu ve umudunu ifade etmektedirler. Herkes, birbirine mutlu yıllar demektedir. Bir yılı geride bırakmak, özel yemeklerle, tatillerle ve partilerle kutlanmaktadır.

Bir yılı geride bırakmak ve yeni bir yıla başlamak için insanların birçok ritüel icat ve icra ettiği görülmektedir. Yeni yıl kutlamaları, ritüelsel bir süreç içinde gerçekleşmektedir. İnsanların yılbaşını ritüelsel bir süreç içinde kutlamaları, hayatımızı sorgulayarak, mutluluğun ve umudun ne olduğuna dair kendimizce nitelikli ve derinlikli anlayışlar geliştirdiğimiz anlamına gelmemektedir. Bir yılı geride bırakırken ve yeni bir yıla girerken, hayatımızı sorgulamadan, yapıp ettiklerimiz üzerinde düşünmeye gerek duymadan hayatımıza devam etmeyi seçtiğimiz görülmektedir. Aslında hayata ve kendimize karşı en önemli görevimiz, yapıp ettiklerimizi sürekli olarak sorgulamak ve muayene etmektir. Başka bir ifade ile kendimizi ve hayatımızı muayene eden bir doktor gibi hassas davranmalıyız. Sorgulanmayan ve muayene edilmeyen bir hayatın aslında yaşanmaya değer bir hayat olmadığı gerçeğini unutmuş görünüyoruz. Bizi mutlu, umutlu ve anlamlı kılacak temel değer, hayatımızı sürekli olarak sahici anlamda sorgulama olgunluğuna ulaşmak için çaba göstermektir.

Yılbaşını ve yeni yılı piyango çekilişleriyle özdeşleştiren sahte bir sosyal kültür ve çevre içine hapsedilmiş durumdayız. Sokaklarımız ve meydanlarımız piyango bileti satıcılarından geçilmemektedir. Yılbaşını veya yeni yılı piyango biletine indirgemek, büyük bir yozlaşma durumudur. Piyango bileti satın almakla umutlarımızı ve mutluluğumuzu sahte bir şekilde canlandırmanın hiçbir verimli ve yaratıcı tarafı bulunmamaktadır. Yeni yıl ve yılbaşı algımızı, piyango bileti dahil bütün sahte ve yapay kurgulardan kurtarmamız gerekmektedir. Hayatımızın bir piyango olmadığını ve hayatın sahip olduğumuz en asli nimet olduğunu idrak etmeye ihtiyacımız vardır. Hayatı asli nimet olarak yaşayabilmek için kendimizi sürekli olarak sorgulamalı, hayatımızı akılla, bilgiyle ve çalışmayla yenilemenin ve inşa etmenin yollarını aramalıyız.

Hayatı negatifliklerle yaşayan ucube bir varlık haline geldik. Sorunlar, stres, memnuniyetsizlik, doyumsuzluk, depresyon, kaygı, kavga ve çatışma hayatımızı esir alan olgular haline geldi. İnsanlar, stres ve öfkeyle başa çımayı başardıklarında daha mutlu olacaklarını ve rahatlayacaklarını sanma yanılgısı içine düştüler. Sorun, hayata ve varlığımıza hep negatif olarak bakmaktan kaynaklanmaktadır. Akıl, özgürlük, umut, yardımlaşma, merhamet, çalışma, sorumluluk ve düşünme gibi varlığımızın ve varoluşumuzun asli pozitif kaynaklarını ve boyutlarını unuttuk, tükettik ve önemsizleştirdik. Depresyon ve stresten hayatımızı kurtarmaya sarf ettiğimiz gayretin binde birini aklımızı nasıl kullanacağımız, özgürlük ve sorumluluk sahibi bir varlık olarak nasıl yaşayacağımız soruları üzerinde düşünmeye ayırmadık. Varlığımızın ve varoluşumuzun asli boyutları, kaynakları ve güçleri, insan olarak onurumuz, özgürlüğümüz, özgünlüğümüz, düşüncemiz, çalışmamız ve üretkenliğimizdir. Mutlu ve umutlu olmanın yolu, hayatımızı bu asli kaynakları harekete geçirmek yoluyla sürekli olarak yenilemekten geçmektedir.

Hayat, Allah’ın insana bahşettiği en büyük nimettir. İnsanın asli görevi, onurlu, özgür ve özgün bir insan olarak hayat görevini tamamlamaktır. İnsanın en büyük hatası, hayatı standart kalıplara sığdırmaya çalışmasıdır. Hayat dediğimiz tecrübe, hiçbir kalıba, biçime, çerçeveye ve sınıra sığmayan bir olgudur. Hayatın sınırsızlığını sınırlamaya çalışmadan, özgürce ve dinamik bir şekilde hayatı yaşamak lazımdır. Hayat, bir günümüzün diğer günümüze eşit olmaması demektir. Her gün yeni şeyler yaparak, kendimize yeni şeyler ekleyerek hayatımızı ve kendimizi sınırlara ve kalıplara sıkıştırmadan hayatı dolu dolu ve doya doya yaşamalıyız. Hayat, umut ve mutluluk değerleri, kalıpları ve standartları yıkarak sürekli genişlemeyi, yenilenmeyi ve çalışmayı gerektirmektedir.

Çok şeye sahip olmanın bizi mutlu ve zengin edeceğini düşünüyoruz. Hayatımız çoğu zaman daha çok eşyaya sahip olmak için harcanmaktadır. Hayat, daha çok eşyaya sahip olmak için israf edilecek bir nimet değildir. Sahip olduğumuz eşyaların sayısındaki niceliksel artış, bizi mutlu etmeyeceği gibi, olgunlaşmamıza ve hayatımızı sahici anlamda yaşamamıza da bir katkı sunmamaktadır. Daha çok eşyaya sahip olmanın peşinde olan bir hayat, yaşanmış bir hayat değildir. Sahici anlamda bir hayat, sorgulama ile varoluşumuzu ve varlığımızı gerçekleştirmeye çalıştığımız bir hayattır. Mal biriktirmeyi değil, insan olmayı hayatımızın asli merkezi haline getirmeyi öğrenmeliyiz.

Varlığımız, ruhumuz, kişiliğimiz ve hayatımız süreklilik içinde yoluna devam etmektedir. Eski yıl, hayata verilen arayı temsil etmediği gibi, yeni yıl da yeni bir sayfa veya yeniden başlangıç değildir. Allah, yaratılışı sürekli olarak yenilemektedir, çünkü O, sürekli yeni bir iş üzeredir. Allah’ın şerefli varlık olarak yarattığı insan, hayatını sürekli olarak yenilemeli, sorgulamalı, umudu ve mutluluğu varoluşunu gerçekleştirmek yoluyla elde etmeye çalışmalıdır.2018 Yılının kendimizi yenilememize, sorgulamamıza, geliştirmemize ve çalışmamıza vesile olmasını temenni ediyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.