Günlerden Pazar, 09.12.2017 . Ayık Yaşamda Buluşalım Derneği'nin misafiriyim. Karşımda yaşama sevincini yeniden yakalamış pırlanta gibi gençler.

Bu gençler gibi aynı yoldan geçmiş, baba yerine koydukları vefakar ve dertli Yavuz bey ve yardımcısı sevimli, tatlı dilli, güler yüzlü Seyyide hanım.

Anne ve babalar ve bu alandaki boşluğu görüp “acaba ben ne yapabilirim?” diye merak edip gelmiş olan gönüllü kardeşler…

Ciltlerce kitap okunsa bu kadar bilginin alınamayacağı nadide bir ortam. Birbirinden acı hikayeleri olup paylaşmak için can atan, bağımlılığının farkında, ortak hayat hikayeleri olan değerli gençler…

Yavuz Tufan Koçak hayatımda gördüğüm ender insanlardan biri. Acaba onu bu kadar ender kılan sebep ne olabilirdi?

Hayatın içindeki zararlı maddeler kendisine fena dokunmuş, daha doğrusu bu dokunuşa müsaade etmiş, her dibe vuruşu ile imtihanı ağırlaşmış, her çabalamasında batmış lakin bir şekilde kurtulma yolunu bulmuş, bu kurtuluşunu da başka kurtuluşlara vesile kılmaya adamış bir gönül insanı…

Adanmış bir hayat!

Adamaktan vazgeçerse tekrar aynı bataklığa düşme korkusuyla yaşanan bir hayat…

Hayattaki bütün varlığını kaybeden alkol ve madde bağımlısı Yavuz bey, sokakta izmarit toplar durumuna kadar düşmüştü.

Kendi anlatımı ile, bir gün yağan yağmur rahmet olarak gönlüne düşmüş, ayılma süreci başlamıştı. Bundan sonra Yavuz bey artık Yavuz Baba olacaktı.

Elbette yaşanan onca acılar, doldurulamayan boşluklar, sevgiye hasret kalpler aradan yıllar geçse de aynı acıyı yaşayacaktı.

Yazdığı “ Başka Bir Dünya Mümkün” kitabında bir baba olarak iki evladına şu şekilde itirafta bulunmuştu;

“ Bağımlılık sürecinde onlara ne yaptığımı, ne hissettirdiğimi tam olarak bilmediğim ve belki de hiçbir zaman bilemeyeceğim canım kızlarıma…”

İlk defa bağımlılar ile aynı ortamda, onların dertlerini kendi dilleri ile dinleme imkanım oldu. Yaşadıklarını dinlerken hayretten küçük dilimi yutasım bazen de “atma canım” diye bağırasım geldi.

Bu kadar kısa bir ömre bu kadar hayat hikayesi nasıl sığardı ki?

Size buradan “Bursa canavarını” mı anlatsam, yoksa “Yokluk kapsının bekçisini” mi?

Ya da yaşı daha 16- 17 yaşlarında olan, hayata daha adım bile atmamış olan çocuklarımızı mı?

Gözü dolup dolup boşanan anne ve babaları mı?

Hırsızlık yapmak, gasp etmek, adam öldürmek, çete kurmak, silahla etrafa korku saçmak, madde satmak… Anlayacağınız ne kadar karanlık işler varsa oradaydı.

Bursa canavarı lakaplı sert görünüşlü, iri gövdeli, bakanlara korku veren, koruma görevlisi gibi olan bey efendinin vücudundaki dövmelerinin ne olduğunu bilmek ister misiniz?

Miki Maus, Mavi Şirinler… Yaşayamadığı çocukluğunun uzantısı. O sert görünümünün altında küçücük çocuk kalbi olan bir canavar..

Seyyide hanım ilk danışmanlığını yapmış. “Vücuduna çizgi film kahramanlarını yaptıran ne kadar kötü olabilir ki?” deyip kabul etmiş cinayetten içerde kalan Bursa canavarını.

Mangal yürekli Seyyide de aynı yolun yolcusu. O da rehberlik yapmakta kardeşlerine. Abla kardeş ne de güzel bir sistem içinde hareket edilmekte.

Tam dibe vurmadıkça, yardım eden Allah’tan başka kimse kalmadıkça sözlerin etkisiz olduğu herkesin malumudur. Sözler ancak muhtaç gönülleri serinletmektedir.

Muhtaç gönüller için, hele de “içmesem, koklamasam, almasam, görmesem nefes alamam” boyutunda ise, sözler altın değerindedir. Hele de söz söyleyen; halden anlayan, aynı yoldan geçmiş, aynı badireleri atlatmış ise etkisi daha fazladır.

Nasrettin hocanın dediği gibi “eşekten düşeni getirin bana” meselesidir.

Hoca bir gün eşekten düşmüş. Hocanın başına herkes toplanmış. Hocaya demişler ki:

-Hocam! Bir doktor çağıralım mı? Hoca:

-Yok Yok benim halimden doktor değil, eşekten düşen anlar. Siz bana eşekten düşen birini getirin.

Bağımlılık her birimizin ortak sorunu. Hayata ve insana dokunmak gerekir. Tıpkı yavuz Baba gibi..

Vesselam!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.