Hayırlı bir insan olmanın ölçüsü, kişinin, merkezden muhite doğru hayırlılık ve faydalılık çemberini genişletmesidir. Bu ölçüye göre, insanın önce kendine hayrı-faydası dokunmalıdır. Kendine hayrı olmak, kişinin kendi sağlığına, temizliğine dikkat etmesi, giyim ve kuşamına titiz olması, insanlar arasında sevilmeye ve sayılmaya, sevecen olmaya özen göstermesi, kişiliğine söz ve laf getirmekten, itici olmaktan kaçınması anlamındadır. Kendine hayrı olan kimse, kendini koyvermez. Ölçülü, kaliteli, seviyeli, titiz bir yaşama talip olur. Hayırlı bir insan olmanın ilk adımı budur. Kişinin kendine saygısı, güveni olmadan başkası hakkında faydalı olması, hayırlı davranışlar sergilemesi mümkün değildir.

İkinci adım ise bu hayır halkasını dalga dalga genişletmektir. İşte genişleyen bu halkada kişinin öncelikle ailesine karşı hayırlı bir tavır sergilemesi beklenir. Kişinin kendinden sonraki en yakınına, ailesine hayrı dokunmuyorsa, onun topluma ve diğer insanlara hayrının dokunacağını beklemek boş bir hayal olur.

İnsanın, hayırlılığını ilk yansıttığı yer, kendi ailesidir. Bu nedenle hayırlı bir insanın, hayırlı olduğunun toplum içindeki ilk göstergesi, ailesine karşı takındığı pozisyonudur.

Peygamberimiz bu konuda ölçüyü net şekilde koymuştur:

“En hayırlı insan, ailesine karşı en hayırlı şekilde davranan insandır.”

Bu konuda örnek olarak, Peygamberimiz bizzat kendisini göstermiş, “ben içinizde ailesine karşı en hayırlı olanınızım. Bu yönümle de sizin örneğinizim.” demiştir.

Ailesine hayrı olmayan insanın, dünyevi mutluluğun başlangıç yeri olan yuvasında hanımına ve çocuklarına karşı sevgiyle, özveriyle davranmayan bir kişinin, ailesi dışında başka insanlara hayrı ve faydası dokunacağına ihtimal vermek, eşyanın tabiatına aykırıdır.

En sevmesi gereken varlıklardan ilgisini, şefkatini, yardımını esirgeyen bir insanın, kime ne yararı olabilir ki? Kendi yavrusuna şefkat duymayan bir insanın başkasının çocuklarına şefkatli olduğunu söylemesi doğru olabilir mi?

Kendi ailesine, yeterli ilgiyi, sevgiyi, saygıyı, şefkati, yardımı gösteren bir insandan, başka insanlara karşı da şefkatli ve yardımsever olmasını, hayırlı davranışlar sergilemesini beklemek ise, son derece doğal bir durumdur.

Toplumun birbirine saygısının azaldığı bu dönemde, bizler de Müslümanlar olarak önce kendimize, sonra ailemize ardından da çevremize yani toplumumuza hayırlı evlatlar olarak hizmet etmeliyiz. Topluma hayırlı ve yararlı bir insan olmanın yolu, toplumun çekirdeği hükmündeki kendi ailesine, ev halkına karşı hayırlı ve yararlı bir insan olmaktır. Peygamberimiz, mü’minleri, bu konuda uyarmış; onları ailelerine karşı hayırlı biri olmaya davet etmiştir. O’nun bu örnekliği, son dönemlerde sıklıkla karşılaştığımız aile içi şiddet ve vahşet tablolarından kurtulmamız için önemli bir reçetedir.

Rabbim bizlere O’nun güzel örnekliğini rehber eylesin, bizleri ve evlatlarımızı hayırda yarışanlardan kılsın…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hüseyin ZAVALSİZ 2018-01-13 00:24:24

Yazarımızdan ALLAH razı olsun. Hayırlı Evlat esittir; Hayırlı kul, Hayırlı baba,Hayırlı eş, hayırlı komşu vb. Öncelikle dinimizi ogrenmeliyiz. Peygamber Efendimizin hayatını okuyup öğrenmeliyiz. bu konuda şu kÇok hitabı tavsiye ederim " Sıfa-ı hgv " Kadı iyaz.

Avatar
Hüseyin ZAVALSİZ 2018-01-13 00:50:25

Biz Müslümanların eksiği; Peygamber Efendimizin ( S.A.S ) in hayatını ve İslam tarihini kavriyamamiz. Diğeride Kur'ani Kerim'i okuyoruz ama hayatımıza yansıtmıyor. Anlamini okumanız lazım .Namaz kılıyoruz surelerin ve tesbihat Larin anlamını kacimiz biliyoruz? Bende dahil