Sayı neyi belirtir. Konu ölüm olduğunda…

Bir insanın ölmesi ile bin insanın ölmesi arasında bir ince ayrım hem var, hem yok… Suriye’de sayısız insan hayatını kaybetti. Dünyasız kaldı. Sayısız insan yurtsuz, memleketsiz... Sayısız insan evsiz. Ne evi, hayatsız. Daha sayalım mı? Sayısız kadın çocuksuz ve sayısız çocuk annesiz, babasız. Denizin akıydı Akdeniz. Vallahi karardı. Bir umut; hayata kaçanlar, ölüme tutuldular. Anası , babası kaçamayan çocuklar organ mafyalarının, seks tüccarlarının, kaçakçıların elinde kaldı. Kalanlar hapishanelerde rejimin işkencesini, ölümünü gördü, görüyor. Kadınlara işkence ve tecavüzün caydırıcı yöntem olarak kullanıldığı zindanlarda… İşkence, boğulma, açlık ile ölenlerin haddi hesabı yok. Gizli, açık katliamların da… Sayılmayan bir sayı daha: 13 bin 581 kadının Suriye hapishanelerinde işkence çektiği biliniyor.

Vicdansız cephede bunlar olagelirken, vicdan tarafında İnsan Hakları ve Adalet Hareketi'nin (İHAK) “Haydi artık!” dediği “Vicdan Konvoyu”, bugün, yarın dünyanın önüne düştü düşecek. Pek çok sayıda STK’ ve 55 ülkeden kadınların katıldığı konvoya 6 Mart Salı günü hayırlı yolculuklar dileyeceğiz. Suriyeli hemcinslerimizi gün ışığına ve özgürlüğe kavuşturmak için yola çıkacak olan kadınlar 8 Mart’ta Hatay sınırında olacaklar.

İyi, kıymetli sayılar da var! 6 bin 500 oyalı vicdan yazmaların temsilinde sınır tellerinde acının nöbetini tutacak. İHAK Başkan Yardımcısı avukat Gülden Sönmez’in ifadesiyle, “417'si kız çocuğu olmak üzere 6 bin 736 kadının ölümüne değil kurtuluşuna vesile olmak” isteniliyor!

İnsan vicdandır. Vicdan küçük mahkemedir. Kendi samimiyetin içinde kendini seve okşaya, gerekirse geberterek sorgulayabildiğin ön ahiretin. En nihayetinde nasıl bir hayat sürdün, nasıl bir seyir ile ta buralara süluk ettin de geldin? Nasıl bir insan, nasıl bir vicdandın? Bütün bunları son kertede gördüğünde karşına çıkacak o tablo, o yüzleşme sana neyi gösterecek? Vicdan önceden hal’a bakar. Ahvali, gidişatı görür. Görmediğini gösterir sana, bana…

Sonu önceden görmenin mahrem odasıdır vicdan. Kendine çeki düzen vermenin güzel aynası!

Ne vakit dışarı biraz sussa, beşinci ezan okunmuş olsa, herkes yeterince kazanmış kaybetmiş dünyadan, caddeler kornasız uzanmış olsa orada burada. Kedi mırmırı dahi susmuş, sokak kalkmış girmiş eve, ev uykuya, uyku rüyaya… İşte o vakit sözü alan, “seriu’l hisap” soru yığan ve bütün günü en ince ayrıntısına kadar yeniden anlattıran o mahkemei suğra/ küçük mahkeme: vicdan.

Bütün insanlık izleyici olarak onurun locasında/alnından aşağı izlemededir.

Tek kişilik sorgu odamızdır vicdan. Allah’ın sonra soracaklarını önceden, şimdiden sorduğu... Sonra pişman olmayalım, üzülmeyelim, ezilip büzülmeyelim mahşerde diye. Dünya mahşerinde, işte, güçte, orada burada her tür sorumlulukta hak üzere olalım için. Güzel ölmek ve öncesinde güzel yaşamak için!

Sen çok yaşa vicdan!

Bize doğrunun suflörlüğünü yapan iç ses! Sen hiç susma!

Soruları güzel ve hızlı cevaplamak; ancak yaşamakla mümkündür. Cevap sözlü, yazılı değil, emekle verilmelidir.

Sonra mı? Vicdan hafifliği…

Bir insanın ağırlığı vicdanın hafifliğincedir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.