Sınav denince eli ayağı birbirine dolaşan nesillerden “Sınav sistemi değişiyor.” dendiğinde sadece eli ayağı dolaşan değil aklı, fikri allak bullak olan bir neslimiz oldu.

Sınavlar dünyasında yaşıyoruz. Giriş, yükselme sınavı derken yatay, dikey sınavlarla da farklı boyutlara geçmekle karşı karşıyayız.

Günümüzde sınavlarla ilgili bir haber duyulduğunda akla ilk gelen “değişen sınav sistemi” çağrışımı artık zihinlere iyice oturdu.

Birkaç hafta önce sınav sisteminin değiştiği; bir hafta sonra aynı sistemin yeniden düzenlendiği sistemlere de şahit oluyoruz. Bu yüzden yeni sistemi sindirebilmek için biraz beklemekte fayda var.

Eğitimi eğitimcilere bırakmıyorlar gibi bir kafa karışıklığı var. Çünkü işin içinde eğitimin içinden olanlar olsa sonuçlar böyle olmaz diyor yoldan geçen vatandaşlar bile.

Bitişik eğik yazı ile ilgili sorunlar vardı. Neredeyse herkes rahatsızdı bu durumdan. Öğretmenlere bir anket ile bitişik eğik yazı tamam mı devam mı diye soruldu. Yüzde yüze yakın bir oranda bitişik eğik yazı devam etmesin sonucu çıktı ve vaz geçildi bu uygulamadan.

Eğitim-öğretimin merkezindeki öğretmenlerin fikrini almak çok da zor değil. Sahadaki insan bilir neyin nasıl daha iyi olacağını. Çünkü öğrencilerle yüz yüze olan öğretmenler eğitimin her alanında görev yapmaya devam ediyor.

Düşünüyoruz şimdi. Performans değerlendirmesi konusu da gündemde. Kim kimi değerlendirecek? Veliler ve öğrenciler öğretmen ve idareciyi, öğretmen diğer öğretmen arkadaşını derken her şey birbirine karışacak yine. Apaçık bir sorun olduğu ortada iken neden bir girişimde bulunulmaz anlamak mümkün değil? Yine sihirli bir el mi dokunsun diye bekleniyor?

Sosyal medyadaki öğrenci paylaşımlarını görüyoruz. “Bana zayıf veren hoca yandı. Basacağım sıfırı.” diyenlere mi, “Biraz da öğretmen bana yalvarsın not için.” diyenlere mi rastlarsınız. Bunlar en masum paylaşımlar. Gerisini siz düşünün.

“nitelikli lise” kavramı da her türlü kafa karışıklığına müsait. Kime göre ve neye göre nitelikli? Bir liseye yüksek puan alan öğrenciler giderse o lise nitelikli lise adını almış olur zaten. Bu, bir lisenin nitelikli olması için yeterli mi acaba?

Sınavsız geçiş mümkün değil. Bunu ülke şartlarını düşündüğümüzde anlamak mümkün. O zaman fazla oynanmayan ve kafa karışıklığına mahal vermeyen bir yol bulmak en doğru olan tercih.

Üç-beş kişi bir araya gelince “Ne olacak bu eğitim sisteminin hali?” diyerek cümleye başlıyor. Herkes rahatsız olup bitenden.

Gelen gideni aratır sözü tam da sınav sistemimize uygun bir söz. Şimdi TEOG daha iyiydi diyenler o kadar çok ki. Fırsat eşitliği, bütün soruları doğru yapsan da adres engeline takılmak gibi daha birçok problem büyüyerek devam edecek.

Özel okullar için teşvik verilerek imkânı olanlar özel okullara bizzat sunuluyor. Yani “Özel okula gidin, üstüne de para verelim.” durumunu yaşıyoruz. Yeni sınav sistemiyle istediği lisesin adres alanında bulunmayan ve biraz da olsa imkânı olanlar şimdi özel okullara sunulmuş olmayacak mı?

“Bu problemi de elbette reis çözer.” diyerek nereye kadar bekleyeceğiz. Öğrencilerde şu anda tedirginlik ve ne olacağını bilmeyenlerin şaşkınlığı hakim. Elbette sistem ne olursa olsun genel sonuç; çalışmak, çalışmak, çalışmak. Fakat her şeyden çok kolay etkilenmeye müsait yeni çağın kırılgan gençleri nasıl derlenip toparlanır bunu da düşünmek gerek.

Hepimiz sınavdayız. Bazılarımız şıklar arasında ter dökerken bazılarımız olup bitene anlam verme çabası içinde birer birer deneniyoruz. Bu kadar deneme bizi nereye götürecek, bekleyip göreceğiz.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.