Hepsinde FETÖ izi var

Meclis FETÖ Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu Başkanvekili Selçuk Özdağ, “12 Mart, 12 Eylül ve 28 Şubat’ta da derin FETÖ izleri tespit ettik. bunların araştırılması lazım” dedi.

Hepsinde FETÖ izi var
Tarih: 11.01.2017 09:45:59

Serdar ARSEVEN / ANKARA

GÖREV süresi 21 Ocak 2016'da sona erecek olan Meclis 15Temmuz FETÖ Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu'nun bugüne kadarki çalışmalarından elde ettikleri bulguları Milat'a değerlendiren Komisyon Başkanvekili ve Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ, “FETÖ ile darbe geleneği arasındaki ilişkiye”dikkat çekti.

Milat'a bugüne kadarki Komisyon çalışmaları hakkında değerlendirmelerde bulunan Özdağ, şunları söyledi:

“HASTA RUHLU, KÖTÜ BİR PROJE ADAMI!

“Bu Gülen kim? Birincisi bu adam,  hasta ruhlu bir adam, ikincisi kötü bir adam

Üçüncüsü bir proje adamı. Bu FETÖ hareketinin üç kırılma noktası var:

Bir, 1971, darbe olduktan sonra, 12 Mart'tan sonra dönemin MİT Müsteşarı ile Vehbi Koç'un evinde sohbetler yapan bir ‘vaiz' ile karşı karşıyayız,

İki, 1980 darbesi oluyor, Isparta'da yakalanıyor, Emniyet'in arka bahçesinden serbest bırakılıyor. Aranmasına rağmen aranmıyor ve yakalanmıyor. İllegal sol örgüt mensupları, ülkücülerin, Milli Görüş'ün tüm liderleri yakalanırken buna dokunulmuyor. O dönemin darbeci askerlerinin koruması altında. Özal tarafından serbest bırakıldığı söyleniyor, doğru değil bu, Özal o zaman etkisiz ve yetkisiz bir adam, bu işin arkasında darbeci askerler var. Cuntacılar var arkasında. Üçüncü kırılma noktası,  99 yılında Amerika'ya gidişi, Amerika'ya giderken de yanına koruma polisi verilmesi. İktidarda Ecevit var, Mesut Yılmaz var ve malûm 28 Şubat darbesinin şartları var. Böyle bir zamanda koruma veriliyor. Koruma polisi milletvekillerine bile verilmiyor ama 1999 yılında Fetullah Gülen'e veriliyor. Milletvekillerine koruma verilmez, silah da götüremezsiniz. Fetullah Gülen'e ise silahlı koruma veriliyor. Ondan önce, Amerika'ya gidip geliyor… Çok manidardır; Papa ile görüşmeye gitmeden bir hafta evvel Ecevit ile görüşme yapıyor. Bu adam çok önceden belirlenmiş bir proje adamı olarak, 40 yıl sonrasına hazırlanmış…

Malûm, Yavuz Selim Hanın kaftanı çalınmıştı... ABD'den Türkiye'ye bir uçak kalkacaktı. Bu uçakta Gülen olacaktı. Uçak İstanbul'a inecekti. Gelirken de bu kaftan olacaktı üzerinde.  Yavuz Sultan Selim hanın kaftanını bunun için çaldırmak istedi. Kaftanı çalmak isteyen kişi son dakikada yakalandı. Biz Manisa Kulalılar Derneği Başkanı ile bu kaftanı 350 bin liraya tamir ettirdik ve Merhum Yavuz Sultan Selim'in mezarının üzerine koydurduk. Fetö başı, Yavuz'un kaftanıyla gelip 'Ben Halife-i ruy-i zemin'im'  (yeryüzünün halifesi) diyecekti. Allah buna müsaade etmedi.”

DİNK CİNAYETİ KİLİT!

Özdağ, “Dink Cinayeti-FETÖ ilişkisi”  üzerinde özellikle durduklarını belirttikten sonra şunları söyledi: 

“15 Temmuz menfur darbe girişimine giden yolda çeşitli kırılma noktaları var. En önemlisi Hrant Dink cinayeti, bu cinayetin yeniden çok ayrıntılı bir şekilde incelenmesi lazım. Recep Tayyip Erdoğan'ın bunlarla kavgası burada başlıyor aslında. Hrant Dink cinayetini incelemeye, burada kamunun ihmali var mı yok mu diye araştırmaya  Başbakanlık Teftiş Kurulu'ndan iki müfettiş gönderiliyor o dönemde. Zamanın Polis Müdürü Ali Fuat Yılmazel gidenlere diyor ki ‘Recep Tayyip Erdoğan'a selam söyleyin, Hrant Dink cinayeti ile uğraşmasın. Gitsin, Balyozla Ergenekonla uğraşsın!' Bunu deme cüretini, cesaretini, terbiyesizliğini gösteriyor düşünün. Sayın Recep Tayyip Erdoğan burada anlıyor hemen işi. Böyle diyor adam, ‘Söyleyin Ona… Uğraşmasın!'

Hrant Dink Cinayeti, FETÖ sürecinde çok önemli bir noktada duruyor, bütün yönleriyle aydınlatılmalı.

Sayın Erdoğan ile FETÖ arasındaki  kincikırılma noktası ise ,15 Temmuz'a giden yolda, 2011 seçimlerinde,  Recep Tayyip Erdoğan'a 50 kişilik liste veriyorlar. Bunlar bunlar, milletvekili olacak. Sayın Erdoğan buna itibar etmeyince, FETÖ başı Fethullah Gülen kızıyor ve ‘Artık Ona boşbakan diyeceğiz!' diyor. Bunlar bundan sonra endirekt  kavga başlıyor ve böyle devam ediyor. Sonra bu kavga 7 Şubat'taki MİT'e illegal baskınla zirveye çıkıyor.  MİT Başkanı'nın ifadeye gitmesi, Sayın Erdoğan ve Sayın Gül tarafından engelleniyor.  Sonra İstanbul Emniyet'inde birileri devreye giriyor. İstanbul Emniyeti'ndeki milliyetçi, vatansever polisler müdahale ediyorlar. Aynı polisler 17-25 Aralık operasyonunda İstanbul Emniyeti'nde silahlarını çekiyorlar. Demokrasiye kanunlara inanmış polisler bunlar.

Üçüncü kırılma noktası biliyorsunuz, dershaneler meselesi var.  Dördüncü olarak 17-25 Aralık. Maksatları Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın şahsında Türkiye'yi vurmak. Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ı ‘IŞID'e silah taşıtıyor' algısıyla Uluslararası Mahkeme'de yargılatacaklar, iftiralarla bunu yapacaklar, maksatları bu.

Tabii, bu kadar komplike tezgahın Fetullah Gülen aklı ile kurgulandığına inanmak mümkün değil. Her adımda görüyoruz ki, bunun arkasında kendisini himaye eden, koruma kollama altına alan o malum ‘güç' var. Ne olacaktı, 15 Temmuz darbesini gerçekleştirebilmiş olsalardı? Şu olacaktı: Önce bir iç savaş çıkacaktı. Hemen darbe başarılı oldu diye gelmeyecekti FETÖ başı, bakacaktı, tam olarak galip geldiklerini görünce, yani iç savaşın kesin olarak  darbecilerin galibiyetiyle sonuçlandığını görünce gelecekti.  Türkiye'yi bitirmiş olacaklardı, Allah izin vermedi. Kötü adam, hasta adam ve proje adamı.

CHP'Lİ VEKİLLERİN TAVIRLARI

Özdağ Komisyon çalışmaları boyunca yaşanan AK Parti-CHP çekişmesi hakkında da şunları söyledi:

“CHP vekilleri görevlerini yapmadılar. Eski Başbakanlara, Eski Genelkurmay Başkanlarına soru soralım dedik. CHP'li Beşiktaş Belediye Başkanı Murat Hazinedar'a soru soralım dedik, başka başkanlara soru soralım dedik, hiçbirine soru sorulmasına yanaşmadılar. Yazılı sorular söz konusu oldu, Necdet Özel'e yazılı sorulması işine de katkıda bulunmadılar.  Beşiktaş Belediye Başkanı Murat Hazinedar'a sorularımızı gönderdik henüz cevabı gelmedi.

Murat Hazinedar, 2 Temmuz 2015 tarihinde FETÖ'nün Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı faaliyetlerine katılıyor. . Vakfın toplantısında yaptığı konuşmada, FETÖ hakkında methedici ifadelerde bulunuyor,  ‘Hizmetleri yapanlara el uzatacağız' diyor. Örgüte maddi destek verdiği yönünde bir dolu iddia var. CHPli Başkan,  Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın faaliyetlerine iştirak ederek; “Hizmet Hareketi'nin birçok çocuğun yetişmesine katkıda bulunduğunu” ifade ediyor.. “Çocukların yetişmesi” için tavsiye ettiğiniz gençleri hangi yollarla Örgüt'e teslim ettiğini sorduk kendisine. Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın toplantısında, aynen; “Herkes buraya gelmeye cesaret edemezken ben geldim” diyor. Neyin cesaretiymiş bu?

AYMAN NEDEN İSTİFA ETTİ?

FETÖ'cülere gitmek kime karşı cesaret gösterisiyse… Daha sonra parti meclisindeki  CHP'lilerden bazıları buna itiraz etti.. Kavga çıktı.

Sayın Birgül Ayman Güler, gelmedi ama 6 sayfalık mektup gönderdi.  Genel Başkan Yardımcısıydı biliyorsunuz CHP'nin.“AK Parti bunların terör örgütü olduğunu anladı ve vazgeçti ama CHP bunlarla işbirliği yapıyor' çerçeveli tepki göstermişti.  Kadını disipline verdiler, o da CHP'den istifa etti.  Daha önce, Hüseyin Aygün, Atatürk'ü suçlayacak biçimde ‘Rumların katledildiğini” söyledi ama ona ihraç mihraç olmadı. Aygün'e böyle ama, FETÖ'ye laf söyleyen Birgün Ayman Güler'e öyle, kendisini ihraç etmek üzere disipline vermişlerdi, o da baktı atılacak, kendisi istifa etti. Sayın Güler, ‘F Tipi televizyonlarında CHP adaylarını görmeye alışamayacağız' demişti malum.

Kılıçdaroğlu'nun ABD'ye gitmeden evvel, bu Fetullahçıların 5 enstitüsi ile görüşme yaptığını tespit ettik.

CHP milletvekillerinin 17-25 Aralık'tan sonra sürekli olarak bunların televizyonlarında boy göstermelerini, bunların şirketlerine, gazetelerine kayyum atanmasına tepki eylemlerine bizzat giderek bunlara destek vermelerini neyle açıklarsınız?

Efendim, basın özgürlüğü, teşebbüs hürriyeti…

 Peki, Yeni Şafak'a Yeni Akit'e saldırılar olurken, Star'ın patronu kurşunlanırken basın özgürlüğünü niye düşünmediniz! Geçiniz bunları! 17-25 Aralık olmuş, menfur darbe girişi olmuş, bir FETÖ katliamı yaşanmış, hâlâ halleri bu. Bunlar düşmanımın düşmanı dostumdur mantığı ile yaklaştı.”

BAYKAL KOMPLOSUNA GİRMEK İSTEMEDİLER!

Özdağ şöyle devam etti: “Komisyon çalışmaları sırasında,Deniz Baykal komplosu da gündeme geldi. Biz hep bunu gündeme getirdik. Deniz Baykal'a kaset olayı çok manidardır. Kemal Kılıçdaroğlu, Deniz Baykal'a kaset komplosu olduğunda, ‘Ben genel başkanlığa aday değilim' dedi, ama gitti aday oldu. Komisyon çalışmaları esnasında CHP'li vekillere sorduk, ‘Bunu nasıl kabul ettiniz, Sayın Baykal'a bunu nasıl yapabildiniz, kasetli komploya uğramış bir genel başkanı nasıl yalnız bırakabildiniz, Kılıçdaroğlu'nun bu çarkını nasıl sindirebildiniz?' dedik… Cevapsız kaldılar.

CHP'lilerin komisyonda gösterdikleri tavır çok manidardır.

Bunlar, eski genel kurmay başkanlarına, belediye başkanlarına soru sorulmasının önünü kesmek istediler, niçin?

Bülent Ecevit'le Fetullah Gülen arasında, Gülen'in ABD'ye gitmesinden bir hafta evvel gerçekleşen görüşmeye girmemizden hep rahatsız oldular. Ecevit'in Fetullah Gülen güzellemelerini hatırlattık,  hiç ses çıkartamadılar. Kasım Gülek görüşmesi ile ilgili sesleri çıkmadı. Efendim şu da manidar: Ankara Eski Emniyet Müdürü Cevdet Saral, Ecevit iktidardayken Ecevit'in ortağı Fetullah Gülen'le bir görüşme yapıyor. Mesut Yılmaz'a  ‘Efendim ben bu Fetullah yapılanmasına ilişkin bir rapor hazırlıyorum, bunlar çeteleşmeye doğru gidiyorlar' diyor. Mesut Yılmaz, ‘Sakın ha, bu bahse girme, Ecevit duyarsa hükümeti bozar!' ifadesini kullanıyor. Bunu ben komisyonda söyleyince CHP'liler çok kızdılar. Sayın Cevdet Saral geldi, aynısını söyledi; Sayın Saral'ın Yardımcısını da çağırdık, o da aynısını söyledi.

Sayın Çiller'in ifadeleri çok önemliydi, bu yapının Merhum Necmettin Erbakan'ı hiç sevmediğini ve O'nunla ilişki kurmadığını söyledi.”

SEZER'DEN DE CEVAP BEKLİYORUZ”

“Cevap beklediğimiz isimlerden biri de Eski Cumhurbaşkanlarından Ahmet Necdet Sezer.  Bir Albay geçen gün televizyonlarda konuştu. Albay, Ahmet Necdet Sezer'in Genel Sekreterine Fetö hakkında bir rapor sunduğunu ancak bir işlem yapılmadığını söyledi. Sayın Sezer'e sorduk, cevap bekliyoruz. Bu ay sonuna kadar cevapların gelmesi gerekiyor. 21'inde komisyonumuzun süresi bitiyor, şu an raporu yazıyoruz ama bu ay sonuna kadar gönderebilirler. Bakalım, özellikle Murat Hazinedar ve Ahmet Necdet Sezer'den gelecek cevaplar nasıl olacak, bekliyoruz.”

 


Etiketler: