Hepsini Sincar Korkusu Sardı

SÖYLEŞİ: ÖZLEM DOĞAN

TÜRK Silahlı Kuvvetleri’nin PKK/PYD-YPG ve DEAŞ başta olmak üzere tüm terör örgütlerine karşı mücadelesi kararlılıkla sürüyor. Hudutlarımızda ve bölgede güvenlik ve istikrarı sağlamak maksadıyla, Suriye’nin kuzeybatısındaki Afrin bölgesinde yuvalanan teröristleri etkisiz hale getirmek ve bölgede yaşayan halkı terör örgütünden kurtarmak üzere başlatılan “Zeytin Dalı Harekâtı” başarıyla devam ediyor. Uzun bir süredir ilişkilerimizin gergin olduğu ABD’nin ve ‘Zeytin Dalı Operasyonu’ kapsamında işbirliği çerçevesinde hareket ettiğimiz Rusya’nın da bulunduğu Suriye’de sürdürdüğümüz mücadelenin ayrıntılarını Sakarya Üniversitesi Ortadoğu Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Kemal İnat’la konuştuk.

Karşı karşıya kalmaktan çekinmeyiz

-Türkiye ‘Zeytin Dalı Harekâtı’yla bölge ülkelerine, ABD ve Rusya’ya nasıl bir mesaj verdi?

Türkiye terörle mücadele konusunda geçmişteki politikalarından daha farklı hareket edeceğini göstermiş oldu. Geçmişte de sınır ötesi operasyonlar yaptık ama bu sefer daha fazla risk alacağımızı gösterdik. Bu başarılı operasyonumuz hem bölge ülkeleri hem de ABD ve Rusya gibi küresel aktörlerle karşı karşıya kalmaktan çekinmeyeceğimizin kanıtıdır.

-Operasyon öncesi ve sırasındaki diplomatik adımlarımızın başarımızdaki payı nedir?

Daha çok ABD ile ters düşmüş gibi görünüyor olsak da aslında Zeytin Dalı Harekâtı’nın başlangıcında yürütülen diplomasiyi hatırlarsak Rusya’yla da bir risk söz konusuydu.  Çünkü o bölgede Rus askerleri bulunuyordu. Daha çok askeri alanda bir başarı kaydettik ama diplomatik çabalar da göz ardı edilmemeli. Harekâtın başlaması hususunda Rusya’nın ikna edilmesi de önemli bir ayağı oluşturdu.

Antipropagandaya karşı etkili çalışma

-Terör örgütünün antipropaganda malzemesi olarak kullandığı sahte argümanlara karşı Türkiye nasıl bir yol izledi?

Terör örgütünün ‘Türkiye sivillere zarar veriyor’ şeklindeki antipropaganda taktiğine karşı etkili bir çalışma yürütülerek kamuoyuna operasyonun gerçek yüzü anlatıldı. Hem askeri hem de siyasi yönüyle başarıyla yürütülmüş bir çalışma yapıldı. Bölge ve küresel aktörlere karşı Türkiye’nin terörle mücadele konusundaki kararlılığı net bir şekilde ortaya kondu.

Afrin’den sonra hedef Münbiç mi?

Münbiç, Fırat Kalkanı Operasyonu’yla hem PKK/YPG ve DEAŞ’a karşı başlatılan, Zeytin Dalı Harekâtı’yla devam eden yeni stratejimizin adımlarından sadece biri olacak. Sonrasında atılacak adımlar ise Fırat’ın doğusundaki terör varlığının ortadan kaldırılmasıdır.

ABD ile görüşmeler önemli

Münbiç’te bizi neler bekliyor?

Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtı bölgesinden farklı olarak Münbiç’te ABD askerlerinin varlığı söz konusu. Bu harekâtın yapılması konusunda ABD ile yürütülecek görüşmeler oldukça önemli. ABD’nin tutumunda bir muğlâklık ve kafa karışıklığı söz konusu. PKK/YPG’ye destek vermek uğruna Türkiye’yle çatışmayı göze alacaklar mı bunun cevabın vermek zorundalar. Türkiye ne kadar kararlı olduğunu her fırsatta gösteriyor.

-ABD’nin Suriye ve bu doğrultuda Türkiye’ye karşı politikalarını nasıl yorumluyorsunuz?

ABD’den gelen açıklamalara baktığımızda Trump maliyetinin çok yüksek olmasından ötürü Suriye’den çekilebileceklerinden bahsetti. Dışişleri Bakanı olarak tescillenmiş olan Pompeo ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Bolton’ın İran’ı öncelediklerini düşünüyorum. Fakat hâlâ politikaları net değil.

Obama politikasını terk etmeleri lazım

Bu etkisizlik ve belirsizlik ABD ve Türkiye arasındaki ilişkiye de olumsuz yansıyor öyle değil mi?

Bundan sonra personel değişiklikleriyle birlikte bir etkiye kavuşurlarsa, ABD’nin genel Ortadoğu politikasında artık devlet dışı aktörler ve terör örgütleriyle çalışmak yerine devletlerle çalışması söz konusu olabilir. O zaman Türkiye ve ABD arasındaki gerilim azalabilir. Fakat bu da ABD yönetiminin Obama’dan bugüne kadar gelen PKK/YPG’yle işbirliği politikasını terk etmesi anlamına gelir.

-ABD’nin mevcut politikasının altında yatan belirsizliğin kaynağı nedir?

Obama yönetiminin net ve Türkiye aleyhine karşı bir politikası vardı. Terör örgütleri de dâhil olmak üzere devlet dışı aktörlerle işbirliği yaparak parçalanmış bir Ortadoğu coğrafyası arzu ettiler. Aynı Suriye ve Irak politikalarını da bu minvalde şekillendirdiler. Trump’ın gelmesiyle birlikte sadece dış değil iç politikalarında da ciddi tartışmalar yaşanıyor. ABD’nin politikasının net olmaması Trump ve ekibinin Amerikan devletini yönlendirme konusunda henüz etkili olmamalarıyla alakalı.

Trump ve ekibi arasında kopukluk

-Neden etkili olamıyorlar?

Bir güvenlik bürokrasisi söz konusu. Sonuçta siyasi alandaki karar vericilerin verdiği kararları harekete geçirecek ve uygulamaya dökecek olan o güvenlik bürokrasisi. CENTCOM başta olmak üzere ABD başkanı ve ekibi arasındaki bağlantıda bir takım kopukluklar söz konusu.

Rusya’yı kısıtlama girişimleri sürüyor

 -Eski Rus ajanı Sergei Skripal ve kızının İngiltere'de zehirlenmesinin ardından gelişen süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?

Rusya’nın son yıllardaki politikasının kendisine faydası olduğu kadar maliyeti de söz konusu. Putin, son seçimde aldığı oy oranından da anlaşılacağı üzere ciddi bir popülarite kazanmış durumda. Fakat aynı oranda Rusya ekonomisi ciddi zarar gördü. Rus ajanın zehirlenmesi noktasında Batılı ülkeler Rusya konusunda daha sert politika uygulama taraftarı gibi gözüküyorlar. Nedenlerden biri de Rusya’nın son yıllarda saldırgan olarak nitelendirebileceğimiz tutumları. Bu yüzden Rusya’yı sınırlandırmak istiyorlar.

-Taraflar arasında bir soğuk savaş dönemine girilebilir mi?

Ayrıca Rusya ekonomik açıdan Batı’yı dengeleyecek bir güce sahip değil. Doğrudan bir soğuk savaşa evrilmeyebilir ama taraflar geri adım atmazlar ve bu tırmanış devam ederse soğuk savaştan bahsedilebilir.

Türkiye geri adım atmamalı

-Batı’nın Rusya’ya karşı bir yaptırımı söz konusu olursa bu Türkiye’ye nasıl yansır?
Gerginliğin Türkiye üzerinde olumsuz yansımaları olabilir. Batılı ülkelerin Rusya’ya karşı gerek ekonomik gerekse diplomatik yaptırımları artarsa bu konuda Türkiye’den NATO müttefiki olduğu için Rusya’ya karşı bir dayanışma bekleyeceklerdir. Fakat Türkiye’nin bu baskılara direnmesi ve geri adım atmaması lazım.  

-O halde Rusya’nın yanında yer almamız gerektiğini düşünüyorsunuz…

AB’nin Türkiye’nin dış ticaretinde yüzde elli bir paya sahip olduğunu hatırlarsak alternatiflerle bu alanda bağımlılığımızı azaltmamız gerekiyor ki Rusya bu konuda iyi bir alternatif. Ayrıca 15 Temmuz’da batılı ülkeler darbeye destek veren tutum içinde hareket ederken Rusya Türkiye ile dayanışma gösterdi. Bunu göz önünde bulundurarak siyasi ilişkilerimizi de çeşitlendirmemiz gerekiyor.

Karşı aktörler endişeye kapıldı

-‘PKK Sincar’dan çekiliyor’ açıklaması sizce ne denli doğru?

Bu açıklamayı ABD’yle PKK arasındaki ilişkiye bağlayabiliriz. Türkiye’nin Sincar’ın terör yapılarından temizlenmesi konusunda kararlı olması ve bu konuda Bağdat’ın harekete geçmemesi halinde kendisinin harekete geçeceğini söylemesi Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtı’nı gören karşı aktörler tarafından ciddi anlamda okundu. Sincar’da ABD askerleri de olmadığı için Türkiye’nin daha rahat hareket edeceği ve bu bölgeyi de kontrol altına alıp kalıcı olacağı endişesine kapıldılar.

PKK tek başına hareket edemez

-Sincar konusunda ABD ve PKK merkezli bir plandan söz edebilir miyiz?

PKK ve ona destek veren aktörler kararlaştırmış oldukları bir stratejiyle çekiliyor görüntüsü verip Türkiye’nin bu operasyonunu engellemek istiyor olabilirler ya da gerçekten çekilme kararı almış da olabilirler. Bunu zaman gösterecek. Fakat PKK’nın tek başına bir strateji uyguladığını düşünmemek lazım. Ona destek veren aktörlerle ortak bir karar geliştirip Türkiye’nin bu bölgeye girmesini engelleyecek bir plan yapmış olmaları da mümkün.  

Türkiye, Rusya ile kriz yaşayabilir mi?

-Türkiye, ABD gibi Rusya ile de karşı karşıya gelebilir mi?

Türkiye’nin Suriye meselesinde Rusya ile bir ittifak içinde olduğunu ya da özellikle PKK’ya karşı mücadelede ortak hareket ettiğini düşünemeyiz. Sadece Rusya’nın Suriye geneline ilişkin çözüm çerçevesinde birlikte çalışmış olduğu Türkiye’ye diğer alanlarda sağlanan uzlaşının gereği olarak bir alan açması söz konusu. Rusya ile yürüttüğümüz Astana ve Soçi süreçlerinde de görüleceği üzere masada Türkiye ile Rusya karşı karşıya oturuyordu. Türkiye iç savaşın sonsuza kadar sürmesini istemiyor ama batılı devletler aynı fikirde değil.

KEMAL İNAT KİMDİR?

Lisans eğitimini 1992 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler bölümünde tamamlayan Kemal İnat, doktorasını 2000 yılında Almanya'nın Siegen Üniversitesinde "21. Yüzyılın Başında Türkiye'nin Ortadoğu Politikası" başlıklı teziyle tamamladı. 2005 yılından beri yayımlanmakta olan Ortadoğu Yıllığı ve 2009'dan beri yayımlanan Türk Dış Politikası Yıllığı isimli çalışmaların editörleri arasında yer alan İnat'ın, Dünya Çatışmaları, Blaetter für deutsche und international Politik, Bilgi, Türkiye Ortadoğu Çalışmaları Dergisi gibi birçok ulusal ve uluslararası kitapta ve hakemli dergide makaleleri yayımlandı. Halen profesör olarak Sakarya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nde ve Ortadoğu Enstitüsü'nde Ortadoğu Sorunları, Türkiye'nin Ortadoğu Politikası ve AB-Ortadoğu İlişkileri alanlarında dersler veren İnat, Ortadoğu Enstitüsü'nün müdürlüğünü yürütmektedir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.