Bugün itibariyle yeni bir yıla başlıyoruz. Yıl 1439, kainatın yüzü suyu hürmetine yaratıldığı Efendimiz’in (sav) karanlık bir çağdan aydınlık bir çağa yürüyüşünün sembolize edildiği tarih başlangıcı. Bir başka ifade ile zamanda farkındalık oluşturma gayretinin sembolize edilmiş hali, Hicrî başlangıç.

Her kültürün, her dinin sembolleri olduğu gibi İslam’ın da kendine has sembolleri vardır. Sembolü olmayan, etiketi olmayan, markası olmayan hiçbir değer ya da düşünce yaşam felsefesi olamaz. Yaşamı anlamlı kılan, yaşanılır kılacak olan da oluşturduğumuz semboller ve onlara yüklediğimiz anlamlardır.

Mademki yeni yıla giriyoruz, öyle ise damardan meseleye dalıp bir nabız yoklaması yapalım. Şimdi, ‘doğum gününü Hicrî takvime göre doğru söyleyecek kaç kişi çıkar içimizden?’ diye bir soru sorulsa, kendim dahil çok azımızın cevap verebileceğini düşünüyorum.  

Bu yüzden, mahcup bir şekilde, internete girip Miladi takvimi Hicri takvime çevirme programının yer aldığı http://www.hicritakvim.org/  sitesinden kendi doğum tarihimi öğrendim hemen. Ramazan ayında bir Cuma günü dünyaya gelmişim. Zaten rahmetli babamın adımı Saim koymasının bir nedeni de Ramazan, yani oruç ayında dünyaya gelmiş olmammış.

Dediğimiz gibi her milletin, her dinin kendine has değerleri vardır. Bu değerler sembollerle ifade edilir. Sembol bir bakıma yaşamı anlamlı kılan işaretlerdir.

Sembollerini kaybedenler, zamanla dünya görüşlerini, dünya ve ahiret algılarını kaybetmeye başlarlar. Bu yüzden dinin varlığı sembollerin ve markaların mevcudiyeti ile varlığı devam eder dersek yanılmış olmayız sanırım. Beş vakit namazımızı sembolize eden ezanımız, ezanımızı sembolize eden camilerimiz, camilerimizi sembolize eden minarelerimiz, Müslümanı sembolize eden sakalımız, Müslüman kadını sembolize eden başındaki örtüsü. Allah’a olan kulluğumuzun sembolü kurban ve topyekûn sembollerden ibaret olan hac ibadetimiz.

Sembollere bir de medeniyet perspektifinden bakacak olursak diyebiliriz ki Orta Asya’nın Müslüman ülkeleri sembolleri sayesinde yüz yıllık Rus zulmüne rağmen yeniden dini değerlerini yeşertebilme gücünü bulmuşlar, yitik değerlerine can suyu akıtabilmişlerdir. Asırlık medeniyetimizin sarsılmaz değerlerini sembollerle devam ettirmişiz. Ülkemizde olduğu gibi, dünyanın dört bir köşesinde dini mübini İslam’ı yok etmek isteyenler öncelikle sembollerimizden başlamışlardı.

Yaşam bir bakıma sembollerin toplamından ibarettir. Kimlik gibi, bir yaşam felsefesi...

Takvim de yaşam felsefesini ifade eden bir semboldür. Zamanın inandığın değerlere göre şekillendirilmesidir. Farklı milletler zamanı kendi değerlerine uygun şekilde ifade etmek için vakitlere, günlere, aylara, yıllara bölerek takvimler oluşturmuşlardır. Takvimlerini zaman ölçüm aracı olarak kimileri güneşi, kimileri de ayı temel almışlar.

Bilindiği gibi ilk güneş takvimini Mısırlılar, ay takvimini ise Sümerler oluşturmuşlardır. Zamanla insanlar kendi medeniyetlerini yansıtacak semboller geliştirmişlerdir. Her toplum kendi zaman algısını, yani takvimini oluştururken kendi değerlerini sembolize edecek önemli bir günü başlangıç saymıştır. Romalılar, örneğin Roman’nın kuruluşunu, Hıristiyanlar, Hz. İsa’nın (as) doğumunu tarih başlangıcı olarak kabul etmişler, zamanın başlangıcını Hz. İsa’ya (as) endekslemişlerdir.

Hz. İsâ'nın (as) doğumunu tarih başlangıcı olarak kabul eden Milâdî Takvim aslında Mısırlılardan gelmesine rağmen İyon ve Yunanlılar yoluyla Batı’ya aktarılmış, sonra da XII. Gregor tarafından yeni bir hüviyet verilerek “Gregoryen Takvimi” olarak devam etmiştir. Şimdi bizim 1926’dan beri kullandığımız takvim de Batı’da kullanılan bu takvimdir.

Dolayısı ile bizim değerlerimize uyan, bizim kültür ve medeniyetimizi yansıtacak olan takvim Peygamber Efendimiz’in (sav) Mekke’den Medine’ye hicretini sembolize eden Hicrî takvim olmalı diye düşünüyorum. Çünkü Kur'ân-ı Kerim’in mesajları ve Peygamber Efendimiz’in (sav) Sünnetlerinin tamamı Ay Takvimi, yani Hicrî takvim merkezlidir. Bütün ibadetlerimiz, önemli gün ve bayramlarımız, Müslüman’ın yaşamını şekillendirecek her olay Hicrî Takvim’e göre belirlenmiştir.

Madem ki her medeniyet kendi sembolleri ile anlamlıdır, öyle ise biz de kendi değerlerimizi kendi sembollerimizle ifade edelim ve bundan sonra hediyeleşmelerimizi, Yılbaşı kutlamalarımızı, sevdiklerimizin doğum günlerini, tebriklerimizi Hicrî Takvim’e göre ayarlayalım.

Hicrî yılbaşımız kutlu olsun...


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.