Baharla birlikte damarlarımıza yeni dirilişler yürür. Bu diriliş soluğu derinden dokunuşlarla ayrı ayrı perdeler açar ruh iklimlerimize.

Gitmek isteriz… Uzaklara, dağ burçlarına, kır çiçeklerine, uçsuz bucaksız ovalara... Rengârenk eleğimsağmalarla ıslanmak isteriz hep. Dağ havası yüklenmiş esintiler yalayıp geçer yüzümüzü. Bahar yorgun düşlerimize tercüman olur. Dizde derman, gönülde ferman olmasa da gitmek isteriz hep...

Tam da baharın diriliş yüklü soluğuna teslim olduğumuzda, Hızır uğrar rüyalarımıza. Hızır’ın soluğu en çok bahara yakışır. Bilginin hamallığı zihni kirliliklerle, ağır bir yük olduğunda gelir Hızır. Yaşadığımız tekdüze hayatın merdivenlerinde yorgun soluklanmalarla dinlenmeye durduğumuzda, olayların görünen yüzlerinden manalar arama telaşına düştüğümüzde, Hızır gelir.

Yola çıkan Peygamber’in elinde, tüm sihirleri yutabilecek güçte bir asa vardı. Par par yanan bey az bir eli vardı. İlahi olanı anlatan, sağlam bilgi kaynakları olarak levhalar vardı. Hikmete, hakikate, bilgeliğe susamış bir yüreği vardı sonra…

“Hani (gezginlik günlerinde) Musa yardımcısına: İki denizin birleştiği yere kadar yoluma devam edeceğim’ demişti, (bu yolda) yıllar harcamam gerekse bile!” (Kehf, 60)

“Bu yolda yıllar harcamam gerekse bile!” diyerek adımladığı hakikat ve bilgelik yolculuğunda, Hızır bir muştu gibi gelmişti Hz. Musa’nın arayış günlerine. İki denizin buluştuğu yerde, balığı kaybederler... Balık rızıktır... Balık dünyalıktır... Balık bilgidir... Balık verilen ne varsa odur... Balık hikmetin ve bilgeliğin bulunduğu anda yitirilendir belki de.

İlahi bilgiyle yüklenmiş Peygamber, Firavun ’un karşısında Hakk’ı sonuna kadar savunan güçlü Peygamber, Harun’un kardeşi, Tur Dağı’nın yolcusu peygamber, Hakikat ve ilim yolunda, tam da iki denizin birleştiği o yerde rastlar hayat rehberine, sırdaşına, yoldaşına...

‘Ve orada kendisine katımızdan üstün bir bağışta bulunarak (özel) bir bilgiyle donattığımız kullarımızdan birine rastladılar.’ (Kehf, 65)

“Bu yolda yıllar harcamam gerekse bile!diyerek çıkılan yoldan, önce genç adam ayrılır. Genç adam sabırsızlıklarımız, tahammülsüzlüklerimiz, dünyevi telaşlarımızdır sanki. Aceleci, ayartan yanlarımız gibi nasıl olduğu anlaşılmadan sessizce çekilir hikmet yolculuğundan.

Sırlarla, hikmetlerle sarmalanmış bu yol tahammül, çile, şaşkınlık, arayış yoludur bir bakıma. Musa’nın peşine düştüğü bilge insan Hızır, zora talip olanlardandır. Ne yaptığı, niçin yaptığı, neden yaptığı kestirilemez. Yaptığı eylemler akla mantığa sığacak cinsten değildir; ama hep kararlıdır Hızır.

Kararlı, ama o denli de sırlı hikmet yolculuklarına çıkmak için, sıradanlıklardan uzaklaşıp, ayrı dünyalara konuk olmak gerekir. Tıpkı Musa (as) gibi. Şaşkınlık vadilerine geldiğinde, bilmenin nefsi kabartan şımarıklığından sıyrılarak, hakikate teslimiyet duraklarında konaklamak gerekir. Bu duraklar bilgeliğe susamış dimağları, farklı yolların yolcusu yapacak…

Üretken, manalı yürüyüşlerin en has yolcusu olarak belki de bu yolda yıllarca yürüyeceksiniz. İşte o zaman, entelektüel kısırlıklarınıza ve hamallıklarınıza, zihni kabızlıklarınıza bir damar derinden yürüyecek. Ve erdemli hakikati bulmanın telaşıyla, eşyanın görünen yüzünden görünmeyen yüzüne bir anlam yürüyüşüne çıkacaksınız.

Yeni doğuşlara gebe yüreklerde, sancılar ayyuka çıktığında sizin zihin teriyle ıslanmış, şuur saatleriniz olur. Uykusuz gecelerin sonunda, körü körüne teslimiyetin zincirlerini kırdığınız o anda, Hızır soluklu arayış saatleriniz olur. Beş duyunun sınırlarını zorlayarak, somut, dünyalık algıların eşiğinden soyut algılara derin bir sıçrayış yaşarsınız belki de... O zaman anlaşılır, verilenlerin, alınanların, ödüllerin, cezaların gerçek anlamı. O zaman anlaşılır, Hâkim olan Rabbimiz ’in, engin, gaybî ulaşılmaz bilgisi karşısındaki aciz duruşumuz. İnsani zafiyetlerimizle, algısal eksikliğimizle, sığ ve zahiri yanlarımızla derin manalara ulaştığımızda anlarız eksikliğimizi.

Bahar gelirken dostlar, Yeşil Adam’lar girsin hayatımıza. Bu yeşil adamlar Hızır soluklu dostlardır, yarenlerdir, eşlerdir, kardeşlerdir...

Hikmete, erdeme, hakikate yaslı tüm kitaplar Hızır solukludur.

Kalemi Hızır olan tüm yazarlar öncüdür, rehberdir, hakikat eridir.

Yürüdüğümüz bu hakikat yolculuğunda yaşam rehberimiz olsun diye çabaladığımız, ilahi öğretimiz; Hızır’ımız,  Kur’an’dır.   

Aramak için vadileri aşmalı… Derin ırmakların duru sularını yudumlamalı… Baharı yoldaş eyleyip, yıllar da sürse hakikatin sırlı aydınlığına adım almalıyız

*Hızırla Yolculuk, Okur Kitaplığı, Sf: 19

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.