Kendisiyle uzun yıllara dayanan “ilişkimiz” var.

“E-hükümlü kontenjanı”ndan SSK’ya giren “CAN”daşlarla az uğraşmamıştık!..

“Örgüt’ten çıkan Kurum telsizlerini” az gündeme taşımamıştık…

Başta dönemin Erzurum Milletvekili Aslan Polat olmak üzere, “Milli Görüş Ruhlu” vekillerimizin kulakları çınlasın…

Kemal Kılıçdaroğlu’nunpeşindeydi onlar, ne haberler, ne haberler yapmıştık birlikte…

O vakitler,milletvekillerimizinçoğu “zımba” gibiydi…

İşleri “Bir Kişiye” bırakmazlardı!..

O vakitler “Çukurambar Ruhu” yoktu!..

O vakitler…

Vekillerimiz…

Milli Görüş’ü zirveye taşımak için gecelerini gündüzlerine katarlardı!..

Yıllar,yıllaaar geçti…

Biz…

“Eskiye özlem” ile “bugüne sahip çıkma” arasında gidip geldik…

Doğru gördüklerimize sonuna kadar destek verdik, “tezgâhlara” elimizden geldiğince direndik…

Bazen de…

Öyle tablolar gördük ki, “bünyede yaşananlara”isyan ettik!..

İsyan ettiğimiz için “kızan” dostlarımız oldu…

O günlerde…

“Ülke düşmanları” ile “iktidar goygoycuları”nın gürültüsü -ki o vakitler en çokFETÖcüler goygoyculuk yapardı- sesimizi bastırdı.

Kendimizi anlatamadık…

Okuyucularımız bizi anlıyordu ama onlar da, çoğunlukla “dışlanmış” insanlardı!..

Sonra…

O kaset olayı!..

BEKİR BOZDAĞ’IN SÖZLERİ!

Dün Anadolu Ajansı Editör Masası’nda kendilerini izlerken aklıma geldi…

Sayın Bekir Bozdağ, o günlerde bizim sütun için yaptığı açıklamada…

“Kaset Servisi”nin bir“ahlâksızlık” olduğunu söylemiş, biz de bunları yazmıştık.

O günden sonra etrafımız iyice kuşatılmış, FETÖ’cüler, bizim “CHP’ye hizmet ettiğimizi”, “Deniz Baykal’ın yaptığını savunduğumuzu”, dolayısıyla “İslam ahlâkına uygun davranmadığımızı” iddia eder olmuştu!..

Derdimizi en yakın “dost”larımıza bile anlatamaz hâle düşmüştük!..

Sürekli olarak hedefte tutuluyorduk… hakkımızda nice “rezil” iftiralar üretiliyor, FETÖ-PKK bağlantılı internet siteleri bu rezil iftiraları yaygınlaştırıyordu.

Bize ait olmayan paylaşımlar bize aitmiş gibi sunuluyor, “katledilmem” isteniyordu!..

Neler yaşadık!..

Biz her tarafta, bu “kaset işi”nin“sakat iş” olduğunu, “aslında” başka bir şeyler yapılmak istendiğini söyledikçe, hareket alanımız daraltıldı!..

İyice etkisiz hale getirilmek istendik!..

Sayın Bekir Bozdağ, Anadolu Ajansı Editör Masası’nda, “Kemal Kılıçradoğlu’nun Parti Başkanı olma sürecinde yaşananlardan” bir bölümünü dile getirince, hatıralarımız canlandı…

-Almanya kaynaklı Deniz Feneri meselesi, o dönemde atılan iftiralar,

-Kemal Kılıçdaroğlu’nun eline tutuşturulan dosyalarla parlatılması,

-‘Gandi/Dandi Kemal’ mevzuları,

-İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adaylığı,

-FETÖ’nünKaset komplosu…

Vesaire…

Bütün bunlar olup biterken…

Nice “alkışçı”meslektaşımız, “esasa” dikkat çekmek yerine…

Meseleyi, “Baykal ve evlilik dışı ilişki” noktasında kilitliyor, kısa vadeli hesaplarla günlerini gün ediyordu.

Bu süreçte olan bitenleri pek umursamıyor, “lüks tüketim” alışkanlığı edinmenin hoşluğu içinde “goygoyculuğu” sürdürüyordu…

“Olup bitenler” dedik ya…

Hatırlatayım mı birkaçını daha?

Şu olaylara ve tarihlere bir bakar mısınız lütfen:

-Recep Tayyip Erdoğan, Ocak 2009’da İsrail terörüne “ONE MİNUTE” dedi!..

-FETÖ, Mayıs 2010’da Baykal Kasedi’ni yayınlattı!..

-Deniz Baykal, Mayıs 2010’da istifa etti!..

-Kemal Kılıçdaroğlu, Mayıs 2010’da CHP Genel Başkanı yapıldı!..

OneMinute’den sonra yaşananlara bakın…

Bağıra bağıra gelirken Kemal Kılıçdaroğlu, bizim “aydın”larımız ne yapıyormuş?..

‘Deniz Baykal Kasedi’nin nasıl bir projeye yaslandığını söyleyenler, sonrasında neler yaşamış?..

Söyleyenlere neler yaşatılmış?..

KEMAL KILIÇDAROĞLU, İSTEMEDEN!..

Yukarıda ifade ettiğimiz gibi…

O karmaşık günlerde…

Sayın Bekir Bozdağ, “kaset servisinin ahlâksızlık olduğunu” söylemek suretiyle yazdıklarımıza destek verdi.

Sonra…

Neler oldu?..

MİT tırlarına baskın, Gezi, 17-25 Aralık…

Bir sürü tezgâh…

Ve bugün…

Türkiye “evlere şenlik yargılama usulleriyle” mahkûm edilmek istenirken…

Eş zamanlı olarak “paçavraları” sallayan Kemal Kılıçdaroğlu!..

Bu ülkeye “farkında olmaksızın” çok büyük bir “hizmet”te bulunmuş oldu.

“Şer gibi görünendeki hayır!”

Kemal Kılıçdaroğlu’nun yaptıkları, “Bu bir milli meseledir, Recep Tayyip Erdoğan düşmanlığı gözlerinizi, kalplerinizi kör etmesin!” dediğimizde bize saldıran bazı muhalifleri de uyandırdı!..

Görüyorsunuz değil mi;

“Hedefte Erdoğan değil Türkiye var!” diyenlerin oranı her geçen gün artıyor…

Onlar…

Öne ittikleri Kemal Kılıçdaroğlu’nun her yaptığıyla Yeni Türkiye’ye “hizmet” edeceğini bilmiyorlardı elbet.

Böyle…

Bilmeden “hizmet” ederler işte Hakk’a!..

Hiç şüpheniz olmasın, Türkiye bu zor günleri aşacaktır...

Türkiye, “işgalcilerle mandacılara” teslim olmayacaktır!..

Türkiye, Kemal Kılıçdaroğlu ve diğerlerinin “hizmetlerini” asla unutmayacaktır!

CHP’Lİ ŞÜKRÜ ELEKDAĞ DİYOR Kİ…

“Erdoğan’ın yaşadıkları İsrail’le iyi geçinmemenin bedeli!”

Evet…

Uzun yıllar boyunca ABD’de görev yapan Eski Büyükelçi ve CHP Milletvekili Şükrü Elekdağ, “ABD’deki Hakan Atilla-Rıza Sarraf Davası’nın siyasi bir dâvâ olduğunu”belirttikten sonra…

Konuyu “İsrail ile ilişkilere” getirdi.

“ABD ile aranızın iyi olması için İsrail ile aranızı iyi tutacaksınız, ABD’de onca yıl görev yapınca, bunu iyice anladım!” dedi.

Ve Recep Tayyip Erdoğan’ın Siyonizm karşıtı tavırlarını sıraladıktan sonra…

İsrail’in düşmanlığına vurgu yaptı.

Yani…

Aklın yolu bir:

“One Minute ve sonrasında yaşananlar!..

ABD değil, İsrail!..

FETÖ değil, İsrail!..

“Mavi Marmara Olayı”ndan sonra “ilişkileri” tamir için adımlar atıldı ama…

İsrail’in kini bitmez!..

Ha…

Bir de “Akdeniz’deki doğalgaz aramalarına” bakmak lâzım!..

İşin içinde nice iş var!..

YERLİ VE MİLLİ AKADEMİSYENLERİMİZ!..

Sosyal medyada bir kampanya başlattık…

Şöyle:

-Yeni Türkiye karşıtı akademisyenler bildirilere çatır çatır imza atarken…

-Yeni Türkiye’ye destek verdiklerini söyleyen akademisyenler… Cumhurbaşkanımızın şahsında ülkemizi hedef alan saldırılara karşı niçin ‘YERLİ VE MİLLİ AKADEMİSYENLER BİLDİRİSİ’ hazırlayıp imzalamazlar?”

Bunları yazdık, epeyce dalgalanma oldu.

Bazı akademisyenler, akademisyen grupları böyle bir bildiriyi hazırlayıp imzaya açacaklarına dair sözler verdiler.

Bakalım…

NEDİM ŞENER’İN ŞOK İDDİASI!..

Habertürk’te izledim.

Gazeteci Nedim Şener, Polis Akademisi’nin FETÖ Sempozyumu’na 81 ilden Emniyet Müdürleri’nin davet edildiğini ancak sadece 40 ilden katılım olduğunu iddia etti.

Sonrasında da…

‘FETÖ geri dönerse başımız belâya girmesin diye katılmadıkları’ yönünde duyum aldığını belirtti.

“Bu çok ciddi bir iddia!” müdahalesi üzerine de “Bunu yalnızca ben söylemiyorum, orada söyleyenler oldu. Yılmaz Bey’e de (Polis Akademisi Başkanı) sorabilirsiniz!” dedi.

Çok çarpıcı bir iddia.

Habertürk’ün konukları arasında yer alan Yrd.Doç.Dr. Sayın Selman Öğüt’ün de ifade ettiği gibi…

Bu konuda soruşturma açılması iyi olur.

Kaç ilden katılım sağlandı, kaç ilden sağlanmadı?

Nedim Şener, yanılıyor mu yanılmıyor mu?

Bu konunun vuzuha kavuşturulması çok iyi olur.

Arz ederiz.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hüseyin ZAVALSİZ 2017-11-30 21:19:38

Yazarimiza teşekkür ediyorum çok güzel anlatmış konuyu. AK parti öncesinde iktidar bağımlı muhafeti bağımsız olurdu AK Parti döneminde iktidar bağımsız muhafelet bağımlı oldu buda başta ABD ve Batıyı cildirtiyor. CHP,ABD ve batı nın Türkiye temsilcisi gibi hareket etmektedir. CHP, Kılıçdaroğlu ve ekibi tarafından istila altindadir. İktidarın çok başarılı olması için, İyi bir muhafelet olması lazım, Kılıçdaroğlu siyaseti ayağa dusurmekte. Muharrem İnce in dediği gibi Kılıçdaroğlu nun kendisi diktatör. Kilicdaroglu CHP yi ne hale getirdi Uzaktan kumandalı bir CHP oldu.

Avatar
Avni 2017-12-01 03:00:21

Doğrudur nedim şener bey sosyalist olsada köküne kadar milli dir yerli solculardan parmak kadar gösterilecek kililer dendir konunun araştırılması lazım ülke elbette haçlı orduları tarafın dan içerde ve dışarda baskı altında yani erdoğan meselesi değil hepimizin meselesi milli bir duruş sergilemek lazım bizim gidecek yerimiz yok akıllı davranmak lazım .