“Gezi Ruhlu”  bir yazar;

“Medya Patronu Aydın Doğan’ın Ruhu Şâd Olsun!” demiş.

Malûm “satış” mevzuu.

Sayın Aydın Doğan’ın elindeki “müthiş medya gücü”nden vazgeçmesi elbette çok mühim bir hadise.

Özellikle 28 Şubat mağdurları, Sayın Aydın Doğan’ın bu memlekete ne büyük zararlar verdiğini anlata anlata bitiremiyorlar.

Ben ise…

Sayın Aydın Doğan’ın hizmetlerinin asla unutulmaması gerektiğini düşünüyorum!..

Çok zor dönemlerde, çok önemli işlevler ortaya koymuştur Aydın Doğan Medyası.

Bu büyük milletin azminin ve “haksızlıklarla” mücadele gücünün artmasına farkında olmaksızın büyük katkılarda bulunmuştur!..

Kimi öyle çalışır, kimi böyle…

Kimi öyle hizmet eder, kimi böyle…

Kimi bilerek, kimi bilmeden…

Sonuç değişmez; kim ne yaparsa yapsın ancak kendine yapar!..

Sayın Aydın Doğan, “çok sayıda mağduriyetin müsebbibi” olan bir Medya Grubu’nun  Patronu.

Şimdi…

Kubbede “nâhoş” bir sâdâ bırakarak gidiyor…

Sayın Patron’un,  “eski tüfeklerin” oyununa geldiği,

“etrafındakilerin bir kısmından” çok çektiği söyleniyor…

Orasını bilemem…

“Patron”un görev ve sorumlulukları arasında “etraftakileri iyi seçmek” de vardır…

Kendi seçimlerinizden şikayetçiyseniz, derdinize yanacaksınız!..

Bir “Patron” olarak etrafını ne kadar kontrol edebilmiş, sözünü ne kadar dinletebilmiştir…

Ben nereden bileyim ve neden ilgileneyim!..

 “Topyekûn Savaş”a çağıran, “Kaos”u davet eden, çok sayıda vatan evlâdının iftiralarla hedef gösterilmesine yol açan haber ve yazılarda dahli nedir?..

Bunların ne kadarı kontrolü dairesinde olmuştur?..

Bilemem!..

Mesela…

Patronajındaki “İri Gazete”,  Rahmetli Hasan Karakaya’nın bir “Çete Önde Geleni”nin kullanıldığı tezgâh yüzünden,  iki hafta boyunca “Terörle Mücadele’de işkence görmesine” sebep olduğunda…

“Yazıktır, günahtır, iftira insan olana yakışmaz…

Ben, ismimizin kirli komplolara dâhil olanlar yüzünden yıpratılmasına seyirci kalamam!” deyip müdahale etmeye çalışmış mıdır?..

Çalışmış da, “adam”larına söz geçirememiş midir?..

Diyelim ki, iftiraların atıldığı günlerde gerçekleri görememiştir…

Diyelim ki aldatılmıştır…

Peki, gerçekleri görebildiğinde…

Rahmetli Hasan Ağabey’i arayıp “helâllik” istemiş midir?..

On yıllar boyunca mağdur edilen nice vatan evlâdından özür dilemeyi düşünmüş müdür?..

Yoksa, yoksa…

Yapılanların yapanların yanına kâr kalacağını…

Bu dünyada “görülemeyen” hesapların, öbür tarafta görülmeyeceğini mi düşünmüştür?..

Patronajındaki medya organlarının nice iftira atmak suretiyle, “siyaseten bitirilmesine” katkı sağladığı Rahmetli Erbakan Hoca hakkında şimdi ne düşünmektedir?

Rahmetli’ye atılan iftiralar, edilen hakaretler şimdilerde kalbini ezmekte, vicdanını rahatsız etmekte midir?..

Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu da, Sayın Aydın Doğan’ın patronajındaki kimi medya organları tarafından mağdur edilmiş bir Büyük Dâvâ Adamı’dır…

Rahmetliyle bu mağduriyetlere dair röportajlar yapmıştık…

Sayın Aydın Doğan, Rahmetli Muhsin Başkan’dan “helâllik” istemiş midir?..

Rahmetli Babam Turgut Arseven ile aynı yaşta Sayın Doğan, tevellüt 1936.

“Dünyevi” hesaplarını iyice azaltmış durumda olması eşyanın tabiatına muvafıktır...

Rahmetli Yahya Kemal“Bu son fasıldır ey ömrüm, nasıl geçersen geç!” demiş ama, belki de “Her şey için çok geç” değildir…

Sayın Aydın Doğan, patronajındaki medya organlarının kaç kişiye iftira atarak mağduriyetine sebebiyet verdiğinin dökümünü çıkarttırsa…

Teker teker arasa…

Hayatta olmayanların da yakınlarına ulaşsa…

“Helâllik” istese…

“Bilmiyordum!” dese…

“Her şeyi takip etmem mümkün değildi,  bizimkilerin yazdıklarını pek okumuyordum zaten!” dese..

“Engel olamadım!”

“Etrafımdakilerden bazıları bana çok çektirdi… Beni çok aldattı… Yoksa, ben, bunca iftiraya bile bile göz yumar mıydım?”

Dese!..

Sayın Aydın Doğan…

Şimdi ne düşünüyor?..

“Medya işine” girdiğine pişman mı değil mi?

Serveti ne kadar?..

Şüphesiz, çoğumuzun hayalini kuramayacağı kadar çoktur…

Peki…

Onca servetin çok mu anlamı var?

Allah bereketli ömürler versin; Kayınvalidem ile Kayınpederim aynı yaştalar; hem birbirleriyle, hem de Sayın Aydın Doğan ile…

Bizimkiler, köyün birinde, tek SSK emeklisi maaşı ile gül gibi geçinmekte; hayvanlarını birlikte otlatarak, diğer işlerini birlikte görerek…

Kayınvalidem ile Kayınpederim birbirlerine âşık, hâlâ el ele ve göz göze…

Köyde yemekler iştahla yenir, mütevazı sofralardan “dua”larla kalkılır, nimete şükredilir.

Oralarda az çoktur, kanaat ise tükenmez hazine!..

Ya, Sayın  Aydın Doğan’ın o mükellef sofralarından aldığı lezzet nicedir?..

Gerçekten ama gerçekten sevenlerinin sayısı nedir?..

Eski tüfeklerden biri, “Aydın Doğan’ın kendisini havyar ve şarabın en kaliteli olanlarına kavuşturduğunu” söylemiş idi, şükran duygularını ifade ederken…

Bu mudur yani!..

Hayat denilen ”şarap” mıdır?..

 “Havyar” mıdır, “Dümen” midir?..

“Kaosa kalkan el” midir?..

“Şan” mıdır, “şöhret” midir?

İnsanoğlu hep “güç”lü olmak mı ister?..

“Hep zirvede kalmayı” mı hedefler?..

“Ölümlü olmadığını” mı sanır insanoğlu, “hesap vereceklerden” olmadığına mı inanır?..

“Medya Patronu”…

Sayın Aydın Doğan…

Şimdi…

Çekiliyor…

Bize kalan bu “hikaye”den efendim, “kıssadan hisse” yani:

-Etrafımızda tutacaklarımızı seçerken kılı kırk değil, kırk milyon yaralım!..

-Her daim “adaletli” olalım ve “mütevazı”

-Kalbimizle “kibir” izleri var ise…

-Geç kalmadan söküp atalım!..

-Aslını, feslini iyice araştırmadan hiçbir kişi ve konu hakkında “hüküm” vermeye kalkışmayalım!..

-“Düşmanları” azaltmanın, “dostları” arttırmanın gayreti içinde olalım!..

-Kalp kırmayalım, “kul hakkı” ile gitmemek için çaba sarf edelim.

-Dünyada “güç” sahibi olabilmek için, hesap gününde “güç” durumda kalmayı göze almayalım!..

Yaratılış sebepsiz değil malûm, her insanın bir görevi var…

Sayın Aydın Doğan’ın “hizmetleri”nden bahisle girdim ya bu yazıya;

Evet, büyük hizmetleri olmuştur!..

Patronajındaki medya organları, kıymetlerimize ve kıymetlilerimize öfke ve iftiralarla saldırınca…

Mağdur ve mağdurelerimizin hırsları artmış, heyecanları tırmanmış, azimleri kamçılanmıştır!..

Rahmetli Necip Fazıl Kısakürek’in “Sen benim ifadem ve hızımsın;
Gündüz geceye muhtaç, bana da sen lâzımsın!..”
  diyerek işaret ettiği “motivasyonu” sağlamıştır milyonlara, Sayın Aydın Doğan’ın patronajındaki medya organları!..

Onun için dedim ya;

“Hizmetleriniz Unutulmaz Sayın Aydın Doğan!”

Yazıyı nasıl bitirsek…

Bir dilek ile…

Sayın Aydın Doğan, hayatını yazsa…

“Yazdırmasa” ama…

“Yazsa!”

Şehirde değil, “Köy”ünde yazsa…

Malûm,

“Uzlet” iyi gelir insanoğluna!..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
TEKIN SABUNCU 2018-03-23 08:48:28

bir daha ismini duymamak uzere defol git adi turkiye dusmani para asigi sefil.

Avatar
Yunus ÇAĞDAŞ 2018-03-25 12:11:36

Kelkit'in gavur evlâdı! Vazifesini tamamladı ve oyundan çıktı.