Tarihi bir meydan okumaya şahit olduk. Hak, adalet, özgürlük, bağımsızlık, inanç... Kısacası insanlık adına bir dik duruş vesikası. Kimi ülkelerin kurusıkı mesajlarına nazire edercesine, EZBER BOZAN BİR SAHİPLENİŞ sayhalandı İİT’dan. Belki de ilk kez gösteriliyordu bu kararlılık. Öyle ki Mahmud Abbas’ın bile hayretler içerisinde kaldığını söylemek mümkün.

Evet, Türkiye’nin hazırladığı sonuç bildirgesinde EN UFAK DEĞİŞİKLİK YAPILMADAN, bir miladın temelleri atıldı geçen hafta. Artık Washington’a rağmen bir İstanbul olgusu söz konusuydu. İngiltere, Fransa, İskoçya ve Slovenya başta birçok Avrupa ülkesi de, en azından bu mesele hakkında İstanbul’un yanında saf tuttular. Hatta Çin’in D.Kudüs’ü Filistin’in başkenti olarak tanıması, sağlanan başarıyı bir kes daha gözler önüne serdi.

Takdir edersiniz ki bunun söylemden ziyade, icraata dönüşmesinin bir gereklilik arz ettiği yadsınamaz. BELKİ DE BİR ZORLAYICI GÜÇ… Yoksa İsrail’in hiçbir uluslararası kararı takmadığı herkesçe malum… İsrail’in işgal altındaki topraklardan çekilmesi için; yeni bir müzakere süreci başlatılması ve sürece, uluslararası askeri bir barış gücünün de eşlik etmesi düşünülebilir mesela. Bunu ise İstanbul bildirgesindeki en önemli hususlardan biri olan; “ABD’nin arabuluculuk vasfını kaybettiği” açıklaması ışığında gerçekleştirmek elzem…

***

Tabi söz konusu zirveye bazı ülkeler en üst düzeyde katılım gösterirken, bazılarının da idari yetkililerini göndermesi göz ardı edilmemelidir. Temsillerdeki bu tercih, konuya verilen önemi mi işaret ediyor bilinmez ama bundan sonraki tavırlarının, birçok şeyi deşifre edeceği muhakkak. Baksanıza Suud ve BAE veliahtlıkları, adeta tampon görevi gören Ürdün’e karşı bir ekonomik yaptırıma başladı bile. İİT toplanığı sırada Yemen’i bombalamaları ise manidar.

Anlayacağınız birileri, sergilenen bütünlüğü manipüle etmek adına, her yolu deneyecektir ileriki günlerde. Zaten ötesi de beklenemez. O cihetle bir takım klavye kahramanlarının, yine sosyal medyada sahne almasına katiyen şaşırmamak gerekir. Ellerindeki tek gerekçe ise; “niye Kudüs’ün tamamı değil de sadece D.Kudüs”şeklinde bir yaklaşımdan ibaret seyrediyor.

Ne diyelim!? BM’nin birçok kararında olduğu gibi 478 sayılı kararında da D.Kudüs ifadesinin geçtiğini sanırım bilmiyorlar. Yani biz ne kadar KUDÜS’ÜN BÜTÜNLÜĞÜNÜ ÖZÜMSESEK de, “D.Kudüs; işgal altındaki bölge olarak belirtildiği için, bildirgede bu hususa atıfta bulunulmuştur” desek, anlamaları meçhul. Bizimki de laf! Daha ertesi günü bazılarının; “elçiliği neden Kudüs’e taşımıyorsunuz” diye iktidara yüklenmesi, buram buram algı kokmuyor mu?

***

Gelinen aşamada zihinlerdeki soru; bunun karşılığında, nasıl bir kontrayla cevap verecekleri üzerinde şekilleniyor. Nitekim ABD’nin yayınladığı YENİ GÜVENLİK STRATEJİSİ, bu izleri fazlasıyla barındırıyor. Çünkü ABD’nin bu saldırgan stratejisinin, bölgesel bir savaşı çağrıştırdığı kesinlikle inkâr edilemez. Belli ki önümüze; Yemen üzerinden İran’ın hedef almaktan tutunda, İpek Yoluna kast edecekleri bir paket koymaya hazırlanıyorlar.

Türkiye özelindeyse benzer bir kurgu içerisine girmeyeceklerini iddia etmek saf dillilik olacaktır. Kaldı ki One minute’in karşılığı terör kartıydı hatırlarsınız. Ve hala açık hesap… Elbette Kıbrıs mevzusunu kanırtmaları ise diğer ihtimaller arasında zikredilebilir. Fakat ABD Güvenlik Danışmanının; “Türkiye ve Katar radikal ideolojilerin yeni sponsorlarıdır” açıklaması, diğerlerine göre DAHA KUVVETLİ bir ipucu veriyor. Zira CİA’nın yan kolu Rand Corporation’un raporu da hesaba katılırsa, yeni kartın bu desteden seçileceğini fazlasıyla ispatlıyor.

Oysa Devletimizin, Sn. Erdoğan’ın da belirttiği gibi HENÜZ SON SÖZÜNÜ SÖYLEMEDİĞİ malumunuz. Yani sanılanın aksine, asıl kontra cevabın buradan geleceğini düşünmek hiçte ütopik sayılmaz. Bu münferit mi yahut ittifakla mı icra edilir bilemiyoruz ama Sn. Cumhurbaşkanımızın; “Afrin'i, Mümbiç'i, Tel Abyad'ı, Kamışlı'yı teröristlerden temizleyeceğiz” ifadesi başka türlü okunamaz. Kontraysa alın size kontra, hodri meydan…

Vesselam…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hüseyin ZAVALSİZ 2017-12-21 00:59:15

İİT nın İstanbul'da aldığı karar ve Cumhurbadkanimiz Erdoğan'ın dik duruşuyla verdiği mesaj çok ama çok önemlidir. Arabistan ve Mısır da ki Halk neden bu toplantıya Üst düzey katılım olmadı neden Sayın Erdoğan in göstermiş olduğu duruşu bizim liderler göstermedi demektedir. Arap ülkelerinde sayın Erdoğan ni destekliyen dualarını esirgemeyen Ümmetin davasi ancak Sayın Erdoğan la kurtuluşa erer diye düşünenler in sayısı her geçen gün artmaktadır. ABD nin almış olduğu Kudüs kararini Çoğu Ülke desteklememektedir. ABD nin Güvenlik stratejisi Kuzey Kore ve İran i tehlikeli bulmakta; Rusya ve Çini rakip görmekte; Pakistan i terörü vb. Konularda suçlamaktadır. kısacası ABD güçlüysen Haklısın mantığıyla hareket etmektedir. Bizlerde biliyoruz ki Adaletin olmadığı yerde Guc zalim olur. Teröre destek veren ABD dır bunu bilmeyen Ülke yok şimdilik bunu sayın Erdoğan dile getirmektedir. Gün gelir birdir iki olur İki derken Üç olur devam eder gider. Mazlumun duası eninde sonunda kabul olur. Yeter ki sayın Erdoğan gibi liderler olsun Mazlumların yanında olan. ALLAH var gam yoktur.