Hollanda, temsilciler meclisinde aldığı kararla " 1915 Ermeni olaylarını" soykırım olarak kabul ederek, hukuken ve siyaseten çok büyük bir skandala imza attı ve tarihi olayları siyasete alet etti. 600 yıl süreyle Türklere, Kürtlere, Ermenilere, Araplara ve birçok etnik unsurlara “asr-ı saadet” yıllarını yaşatan; siyasi, kültürel, dinsel ve dilsel yönden hoşgörü ve uzlaşı ile yaklaşan, 3 kıtaya adalet ve merhamet ile hükmeden bir medeniyetin adıdır "Osmanlı." 100 yıl önce yaşanmış, belki de nesiller boyu unutulmayacak "karşılıklı büyük acılar, büyük ölümler bırakmış 1915 Ermeni olaylarını" bugünün şartlarıyla ve insani değer yargılarıyla yargılamak, sorgulamak ve tarihsel değerlendirmesini yapmak büyük bir yanılgı ve tarihi bir hata olur. Hele hele bu sorgulama ve değerlendirmenin Hollanda meclisinin yaptığı gibi tarihçilere ve bilim adamlarına bırakmadan, siyasete veya parlamentolara siyasi çıkar malzemesi olarak kullanmak büyük hata ve tarihi çıkmaz olur. Son dönemde yaşanan gelişmelere ve akıl almaz kirli senaryolara baktığımızda Afrika'dan tutun da Orta Doğu’ya kadar birçok mazlum ve mağdur ülkenin umut ışığı olan, herkesin karşı çıktığı ama korkudan dile getiremediği çarpıklıkları ve haksızlıkları dile getiren Türkiye Cumhuriyeti Devleti, öncü kadroları, bütün etnik unsurlarıyla, barışı ve kardeşliğiyle hedefte.              

Her şey "one minut” ile başladı

Türkiye'nin son dönemdeki aktif, gelişen ve yükselen dış politikası belli ki "One minut ve dünya beşten büyüktür" çıkışlarından sonra halen de bazı güçleri çok rahatsız ediyor.      Haçlı zihniyetiyle, 100 yıl savaşlarıyla, dünya harpleriyle özellikle doğuda katliam, ölüm ve sömürgecilik üzerine tarihi geçmişi kirli olan, medeniyetleşememiş batı dünyası, soykırım yalanı ve dayatmasıyla Türkiye'yi zora sokmaya çalışıyor.             Osmanlı’nın tarihinde isyan ve silahlı başkaldırılar oldu mu? Evet oldu. Acılar yaşandı mı? Evet yaşandı. Tarihi sıkıntılar ortaya çıktı mı? Evet çıktı. Ancak "Irk, canlı türü, siyasal görüş, sosyal durum” gibi ayırt edici özellikleri nedeniyle bir plan çerçevesinde ve özel kastla yok etme anlamına gelen "Avusturalya'nın Tasmanya Soykırımı","Ruanda soykırımı", "Bosna Soykırımı", "Hitler Soykırımı" gibi teknik anlamda soykırım uygulaması hiçbir zaman devrede olmamıştır.

Soykırım arayan varsa Avrupa'nın tarihine baksın

Soykırım noktasında bir sonuca gitmek isteyen varsa Avrupa'nın kanlı tarihine ve olaylarına baksınlar, açık soykırımlar batı dünyasının eliyle ve uygulamalarıyla yaşanmıştır. İnsanlığı var eden, medeniyetleri yeşerten rüzgârlar hep doğudan esmiştir, insanlığı yok eden, ateş gibi kasıp kavuran fitneler de hep batıdan esmiştir. Bugün Osmanlı dönemindeki Ermeni olaylarını gündeme getirerek, Türkiye'ye operasyon çekmeye çalışan başta Hollanda olmak üzere Batı ülkeleri, soykırım konusunda konuşacak, Türkiye'yi ithamla yargılayacak en son ülkelerdir. Avrupa tarihi hep karanlık, kanlı ve vahşi katliamlarla, ırkçı saldırılarla, islamofobi nefretiyle doludur.

*Holandalı askerlerin gözleri önünde Bosna-Hersek’teki Srebrenitsa kasabasında Temmuz 1995’te 8 binden fazla Boşnak Müslüman Bosnalı Sırplar tarafından öldürülmüştü. Hollanda’nin bizzat Endonezya, Çin ve Kuzey Amerika’daki Kızılderili katliamları tarihin kanlı sayfasında buz gibi durmaktadır.  

*Almanya, 1933-1945 yıllarını kapsayan Hitler'li yıllarda saf alman ırkı yaratmak bahanesiyle yaklaşık 21 milyon insanı diri diri kurşuna dizerek, gaz odalarında boğarak, fırınlarda yakarak açık bir soykırım yapmıştır.               

*Ermeni tasarısına destek veren Fransa, Cezayir işgali yıllarında 1.5 milyon Cezayirliyi tarihin en kanlı müdahalesiyle katliama uğratmıştır.     

*İtalya, faşist Mussolini zamanında Etiyopya ve Yugoslavya'da 300 bin insan, 1930'lu yıllarda Libya'da imha operasyonlarıyla yüz binlerce Afrikalı Müslüman acımasızca katledilmiştir.

*Belkiça'nın sömürgeleri olan Ruanda ve Kongo'da 10 milyona yakın insan katliama uğramıştır

Hollanda kararı keenlemyekündür

Dedik ya soykırım, katliam, ırkçı cinayetler ve sömürgecilik arayan Avrupa tarihine baksın. Hollanda bu skandal kararıyla kendi kanlı tarihine bir yol arkadaşı aramayı da bıraksın. Batılıların eliyle ve silahlarıyla başlatılan iç savaşlardan kaçan mültecileri taşıyan gemilerin zalimce ve bilinçli bir şekilde batırılmasıyla ölen binlerce insanın kanlı hatıralarına baksın. Sonuç olarak Hollanda, geçmişte Almanya ve diğer devletlerin aldıkları soykırım kararları Türkiye için yok hükmündedir,"keenlemyekün"dür ve çok abartılı bir şekilde amaçlanan tuzağa da düşerek, gereğinden fazla gündem işgal etmektedir. "Karar alsa ne yazar almasa ne yazar." Şu da acı bir gerçek ki Türkiye dış politikası yıllardan beridir süren soykırım iddiaları karşısında, kamuoyu oluşturacak, dünya da fikri mücadele verecek, uydurma algıları yıkacak bir saha ekibi, bir ermeni masası, bir lobi ekibi kuramadı. Sadece belli kesimlere ve şahıslara bu işi havale etmenin de belli ki acısını çekiyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.