Huzurun Mekânları Kitabevleri

Mehmet Nuri Yardım 24.12.2016


Şehirlerin merkezi, fikir ocakları ve huzurun mekânlarıdır kitabevleri… Hemen hemen bütün illerimizde varlar. İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Konya, Trabzon, Kayseri, Malatya gibi illerimizde sadece kitapların vatandaşlara takdim edildiği kitabevleri yaygın iken, Anadolu'nun bir çok şehrinde, kazasında ve kasabasında kırtasiye ile birlikte kitaplar aynı dükkânlarda okura hizmet verir.

Kitabevi deyip geçmemek lâzım. Bu yerler, sadece büyüklerin uğrak yeri değil, aynı zamanda çocukların da zaman zaman sığındığı ve ruhlarına hitap eden kitapları seçip satın aldığı güzel yerlerdir bilindiği gibi. Çocukluğumda yaşadığım küçük şehrimizde kütüphaneden sonra en çok ziyaret ettiğim iki mekân vardı. Bunlar kitapçı dükkânlarıydı. İkisi de çarşının içinde, ama birbirinden uzak yerlerdeydi. Cebimdeki harçlıkları o maddi olarak küçük, ama mana olarak geniş mekânlarda tüketirdim. İlk aldığım hikâye kitaplarını, romanları unutamam. Herkes gibi ilk beslendiğimiz, ilk gıdamızı aldığımız kitaplar, belki de o minnacık bütçelerimizden ayrılan paralarla sahip olduğumuz kitaplardı. Sürekli ziyaret ettiğim için her iki kitapçı da beni tanır, tebessümle karşılarlardı. “Sadık müşteri”lerini ağırlar ve kitap raflarını rahatlıkla karıştırmama izin verirlerdi. Anadolu'muzun her yerinde böyle kitapçılarımız vardır ve bu işyerleri daha çok korunmaya muhtaç, daha çok ilgiye lâyıktır.

Kitabevleri modern hayatla birlikte şekil de değiştirdi. Eskiden sadece kitapların bulunduğu bu mekânların bir kısmında artık çay, kahve servisleri de yapılıyor. İnsanlar kitap seçerken, eserleri incelerken bir taraftan da çayını, kahvesini içebiliyor. Bu mekânların daha cazip hâle getirilmesi adına faydalı bir gelişme. Dolayısıyla ‘Kitap kahve'lerin başta İstanbul'un merkezi semtlerinde olmak üzere bir çok yerde yaygınlaşması hayırlı olmuştur. Bugün İstanbul'un Fatih, Beşiktaş, Kadıköy, Bakırköy, Beyoğlu ve Üsküdar olmak üzere bir çok ilçesinde bu tür kitap kahveler mevcuttur ve bilhassa gençler tarafından büyük ilgi görüyor. Süleymaniye ve Beyazıt çevresinde böyle bir çok mekânı gördüm.

Bazıları şöyle düşünebilir: “Teknolojinin bu kadar geliştiği ve insanların zamanla yarıştığı bir vakitte artık kitabevlerinin ömrü tamamlandı. İnsanlar, internete girip istediği kitabı seçebiliyor ve adresine getirtebiliyor. Kitapçıları dolaşmak artık zaman kaybıdır.” Ben bu görüşe katılmıyorum. Şüphesiz, kitabevi bulunmayan Anadolu'nun bazı ilçeleri için bu uygulama çok yerinde ve hayırlıdır. Elbette kitaplar bu teknoloji sayesinde alınabilmeli, okunabilmelidir. Ama kitabevlerinin fazlaca bulunduğu İstanbul gibi büyük şehirlerimizde bu şirin dükkânları dolaşmadan, irili ufaklı raflarına uzanıp kitaplara dokunmadan kitap zevkinin değeri de bilinmez, kıymetli de anlaşılmaz kanaatini taşıyorum.

Bir çok eserin, ansiklopedinin, sözlüğün, roman, hikâye, araştırma, inceleme, biyografi ve muhtelif kitabın sıra sıra dizildiği herhangi bir kitabevinde aradığınızı daha rahat bulabilirsiniz. Araştırdığınız bir konuda mühim kaynaklara ulaşırsınız. Belki de yıllardan beri arayıp da bulamadığınız, sevdiğiniz bir yazarın kitabına tesadüf edersiniz. Eski kitapları da görürsünüz, yeni kitaplarla da karşılaşırsınız. Kitapevinin sahibi veya idarecisiyle dostluk kurarsınız, toplumda kitapların gördüğü ilgiyi konuşursunuz. Yani kitabevi sadece bir kitapçı dükkânı değildir. Fikirlerin harmanlandığı, çeşitli düşüncelerin bir mekânda toplandığı, beyin fırtınalarının estiği, düşünce jimnastiğinin yapıldığı hatta ilmî, dinî, edebî ve felsefî münakaşaların ciddi yapıldığı çok özel muhitlerdir. Bir Enderun'u düşünelim. Beyaz Saray Çarşısı'nın bu özel kitapçı dükkânı, rahmetli İsmail Özdoğan'ın sahibi olduğu bu minik akademi, yüzlerce şairin, âlimin, sanatkârın, fikir adamının uğrak yeri olmuştur. Münevverler bu küçük mekânda buluşmuş, dertleşmiş, sohbet etmiş ve memleket meselelerini müzakere etmişlerdir. Hakka kavuşmuş bulunan Enderunî İsmail Bey hâlâ edebî muhitlerde rahmetle, şükranla ve saygıyla yâd ediliyor, hatıraları anlatılıyor.

İstanbul'a geldiğim 1970'li yılların sonlarında Bâbıâli'nin Ankara Caddesi üzerinde pek çok kitapçı dükkânı vardı. Meşhur firmaların satış yerleri olduğu gibi müstakil kitapçılık yapan kitabevlerinin de sayısı az değildi. O dükkânlardan indirimli olarak pek çok kitap satın aldığımı hatırlıyorum. Her yerde bulunmayan nadir kitapları, o kuytu kitap meşherlerinde bulurduk. Ne yazık ki o kitapçı dükkânları giderek azaldı. Bugün aynı cadde üzerinde tek tük ve daha ziyade ders kitaplarının satıldığı işyerleri, mağazalar kaldı sadece.

Cağaloğlu'nda bugün Kitabevi kapanıyor. Çatalçeşme Sokağı, biraz daha hüzünlü artık. İz Yayıncılık'ın aynı sokak üzerinde bulunan kitap satış yeri geçen ay taşınırken üzülmüştük. Şükürler olsun ki aynı yerde Pınar Yayınları bayrağı devraldı, sevindik. Kitabevleri şehirlerin deniz fenerleri, insan yüreklerinin ışıldaklarıdır. Fikir dünyamız bu mekânlarla zenginleşiyor, derinleşiyor ve berraklaşıyor. Nesiller bu çeşmelerden susuzluklarını gideriyor, ruhlarını, kafa ve kalplerini besliyor. Öyleyse kitabevlerine daha çok sahip çıkmamız gerek. Kapanan her kitabevi, yıkılan bir sur, inen bir sancak, düşen bir kaledir. Kitapseverler, kültüre, sanata ve medeniyete değer verenler kitabevlerini daha çok ziyaret etmeli ve bu kutlu mekânlara aileleri ve dostlarıyla birlikte gitmeliler. Kitabevlerine sahip çıkanlara, kitabın değerini bilenlere selâm olsun.

 


Etiketler: