Alemlere Rahmet olarak gönderilen İslam Peygamberi, Müslüman bilincinde Kudüs konusunda hep bir farkındalık oluşturmaya çalışmıştır. Kudüs’ün İslam’ın asli mekanı olduğu konusunda İslam Peygamberinin verdiği mesaj, tarih boyunca hep canlı ve diri olmuştur. İslam Peygamberinin inşa ettiği bilinç ve farkındalık sayesinde Müslümanlar, çok erken tarihlerden itibaren Kudüs’ü özgürleştirmeye çalışmışlardır.

636 Yılında Müslüman güçler, Bizans güçlerini Yermuk savaşında büyük bir yenilgiye uğrattılar. Yermuk zaferinden sonra 637 Yılında Müslüman güçleri Ebu Ubeyde’nin ve Amr b. As’ın komutasında, Kudüs’ü kuşatmışlardı. Kudüs’ün Patriği Sophronius, şehri ancak Halife Ömer’e teslim edeceğini şart koşuyordu. Patriğin bu talebinin kendisine bildirilmesinden sonra Hz. Ömer, yerine Hz. Ali’yi vekil bırakarak Kudüs’e doğru yola çıkmıştır. Devlet başkanı konumundaki Hz. Ömer, büyük bir orduyla değil, devesi ve yardımcısıyla beraber yollara düşmüştür. Hz. Ömer, Kudüs’e ulaşmak için askeri güçlere değil, ahlaka, maneviyata, imana ve Tevhide ihtiyaç olduğunu düşünmektedir. Hz. Ömer’in Kudüs yolculuğu, ahlak, iman, maneviyat ve tevazu yolculuğudur. Hz. Ömer, Kudüs’e hükümdar olarak değil, tevazu, vakar, ahlak, iman ve adalet sahibi bir mümin olarak varmıştır. Hz. Ömer, mümin insanın iktidar, güç, şöhret ve makam yerine sadece ve sadece Allah’a kul olmayı amaç edinmesi gerektiğini sürekli olarak topluma hatırlatmıştır. Kazandıkları başarılar karşısında Müslümanların aşırılıklara kaçmaması için hep uyarılarda bulunmuştur. Kudüs’ün anahtarını aldığı sırada süslü ve gösterişli elbiseler giymesini söyleyenlere Hz. Ömer, gücünü süslü elbiselerden değil, İslam’dan aldığını söyleyerek her türlü dünyevi büyüklük alametini taşımayı reddetmiştir.

Hz. Ömer, Kudüs’e yaya, hizmetkarı ise deve üzerinde girmiştir. Hz. Ömer’in sadeliği, mütevaziliği, ahlakı ve maneviyatı, Kudüs halkını hayran bırakmıştır. Hz. Ömer, her adımında Kudüs’ün maneviyatına uygun davranmıştır. Müslümanlar, Kudüs’ü ordularla değil, Ömer’de somutlaşan ahlakla, maneviyatla, barışla ve özgürlükle fethetmişlerdir. Hz.Ömer’in Kudüs’ün özgürleştirilmesi sırasındaki duruşu, Halife dahil, bütün insanların Allah’a kul olmaktan başka bir hayat amacı taşımaması gerektiği mesajını özgün bir pratikle insanlığa göstermektedir. Bundan dolayı Kudüs’ün özgürleştirilmesi Ömeri Fetih olarak adlandırılmaktadır.

Ömer emannamesi, İslamın insanlığı baskıdan, zulümden ve istismardan kurtarmayı amaçlayan özgürleştirici bir din olduğunu göstermektedir. Emanname ile Kudüs’te yaşayan bütün insanların mal ve can güvenlikleri garanti altına alınmış, kiliseler ve diğer dini yapılara hiçbir şekilde zarar verilmeyeceği ifade edilmiş, halk ve devlet arasında hukuk temelinde vatandaşlık bağı inşa edilmiştir. Ömer Emannamesi, hiçbir otoritenin hiç bir gerekçeyle insanların inançlarına, mallarına, hayatlarına ve ibadet yerlerine tecavüz edemeyeceğini ilan etmektedir.

Hz. Ömer, Kudüs’ün tarihinde bir barış ve özgürlük döneminin açılmasını sağlamıştır. Müslümanların Kudüs’ü özgürleştirmesi sayesinde Hristiyanlar, Bizans İmparatorluğunun baskılarından ve zulmünden kurtulmuşlardır. Roma ve Bizans idareleri, Yahudilerin Kudüs’e gelmesine ve yerleşmesine izin vermiyorlardı. Kudüs’ün Müslümanlar tarafından özgürleştirilmesi sayesinde beş yüz yıl boyunca Kudüs’e girmeleri yasaklanan Yahudiler, Kudüs’e gelmeye ve yerleşme imkanına sahip olmuşlardır. Hz. Ömer’in pratiğinde ortaya çıktığı gibi, Müslümanlar, tarih boyunca hiçbir grubu Kudüs’ten dışlamamışlar, bütün insanların Kudüs’ün manevi varlığından yararlanmasının önünü açık tutmuşlardır. Ömer Emannamesi, Kudüs’te hırsızlara ve Bizanslılar gibi sömürgecilere yer olmadığını özellikle vurgulamaktadır. Hırsızlara ve sömürgecilere Kudüs’te yer olmadığı ilkesi, bugün de geçerliliğini korumaktadır.

Hz. Ömer, Kudüs’te çatışma yerine barış ve dengeye dayanan yeni bir alternatif pratik ortaya koymuştur. Hz. Ömer’in Kudüs modelinde farklılıkların dengesi diyebileceğimiz yeni bir pratik uygulanmıştır. Farklılıkların Dengesi modelinde, Müslümanların, Hristiyanların, Bizanslıların ve Yahudilerin birlikte yaşamalarına imkan sağlanmıştır. Bu model, farklı olanın bir diğerinin hayatında var olmasını sağlayan çok barışçıl, yapıcı ve çoğulcu bir nitelik taşımaktadır. Hz. Ömer’in Farklılıkların Dengesi olarak uyguladığı modelde sadece Müslümanların dini mekanları değil, Hristiyan ve Yahudilere ait dini mekanlarada koruma altına alınmış ve bütün dini yerlerin emniyetinin sağlanması taahhüt edilmiştir.Farklılıklaın dengesi yaklaşımı, Kudüs’te dinlerin çoğulculuğu kadar dini mekanların çoğulculuğunun da korunmasını esas almaktadır.

Hz. Ömer’in Kudüs Emannamesi modeli, Kudüs’te yaşayan bütün inanç topluluklarına özerk grup statüsü getirmiştir. Yahudi, Hristiyan, Zerdüşt, Müslüman ve diğer grupların din özgürlükleri ve dini mekanları korunarak bir arada yaşamalarının sağlanması, Ömer Emannamesinin özünü oluşturmaktadır.Ömer Emannamesi, farklı dinlerin Kudüs’te varolma hakkını inkar etmeyi değil, dini çoğulculuğa saygı ilkesi çerçevesi içinde farklı olanla birlikte yaşamayı esas alan kapsayıcı bir vizyon ortaya koymaktadır. Ömer Emannamesini, din ve vicdan özgürlüğünü güvence altına alan tarihteki ilk uluslararası döküman olarak değerlendirebiliriz. Hz. Ömer modeli, farklılıklar içinde birlikte yaşama konusunda önemli ve somut bir tarihsel pratiği insanlığa sunmaktadır. Kudüs sorununun çözümünde, Hz. Ömer Modeli canlı tarihi referans olarak değerlendirilmelidir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
zehra cık 2018-08-15 09:28:23

bunun tamamı nerde yaaaa
???

Avatar
zehra cık 2018-08-15 09:55:42

devamııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııı ?