Seyda Molla Hüseyin El-Buti

• İki şahsiyetle tanıştım. Birinin eserleriyle diğerinin de kendisiyle. Çağa ışık tutan ve asrın idrakine ilahi bir nur olan Risale-i Nur eserleri beni hakiki Kur’aniliğe ve Muhammediliğe ulaştırırken; kendisiyle tanıştığım şahıs, Allah hayırlı ömürler versin, hâlâ ömrüyle ömrümüze ömür katan Nakşi tarikatının Halidi kolundan olan Seyda Molla Hüseyin El-Buti’dir.

ÖMÜRLER vardır ki ne varlığından ne de yokluğundan haberdar olunmadan bir ah kadar iz bırakmayacak ve bir eyvah dedirtmeyecek elemle gelip geçer.

Ömürler vardır ki sadece varlığından bahsettirir. Bir gün sonlanmayacağını hep dile getirir. Sonlu olduğu dillendirildikçe elemi meserretinden daha derin etki bırakır. Keşkeler, kapısında terennüm edilen ve pelesenk haline gelen bir pranga gibi onu kayıtlar. Bir türlü bu kayıtlardan kurtulamaz ve özgür olamaz.

 Ömürler vardır sadece yokluğun ıstırabından ötürü varlığından bihaber geçer. Her gün ölüp ölüp dirilir. Varlığı en büyük derdi gibi görülürken çilesinin yegane ıstırap kaynağı yokluk felsefesidir. Yokluğa imrenerek varlıktan intikam alıyormuşçasına arzuladığı her şeyi yapmak ister. Yaş ilerler ve arzular söner. Bilir hakiki ömrün yaptıkları kadar yapmadıkları şeylere de bağlı olduğunu. Ancak artık ömrü törpülenmiştir yokluk algısı ve varlığı anlayamama safhasıyla.

Ömürler vardır ki ne var edilmenin en derin sevincinden ne de yoklukta kalmanın tarif edilmez üzüntüsünden haberdar değildirler. Sanki bir değirmenin taşları arasına atılmış buğday taneleri gibi un ufak olup giderler.

Ömürler de vardır ki bir içim su gibidirler. Hem ekilirler hem de ekindirler. Onların geçtikleri yerler bir ömre bedel ömürler oluşturur. Etrafındakileri hakikatin ışığıyla coşturur. Heyecanlı demleri bir ömür devam eder. Tüketildikleri yerleri imar ederler. Akıllara aydınlık oldukları gibi gönüllere de mutluluk verirler. Dünyanın geçiciliği içinde ahiretin ebediliğini öğretirler. Bu dini öyle deruni bir halde yaşarlar ki onlara kötülük etmek isteyenler onlarda erdeme erişirler. Onları karanlık görenler onlarda aydınlanırlar. Onları cahil görenler onlarda marifete ererler. Onları varlığın derin bilgisinden habersiz görenler onlarla eşyanın sırrına ererler. Onları çağdışı görenler ne kadar  çağlar dışı kaldıklarını onlarda fark ederler. Onları entelektüellikten uzak görenler onlarda münevverliği tadarlar. Onları ömrünü yaşanmışlığı dışında görenler aslında gerçek yaşanmış ömrün onların ki olduğunu fark ederler

İki şahsiyetle tanıştım

İşte 1985’te böyle bir ömrü yaşamış iki şahsiyetle tanıştım. Birinin eserleriyle diğerinin de kendisiyle. Çağa ışık tutan ve asrın idrakine ilahi bir nur olan Risale-i Nur eserleri beni hakiki Kur’aniliğe ve Muhammediliğe ulaştırdı. Kendisiyle tanıştığım şahıs Allah hayırlı ömürler versin hâlâ ömrüyle ömrümüze ömür katan Nakşi tarikatının Halidi kolundan olan Seyda Molla Hüseyin El-Buti ise Muhammedi bir örneklik sergilemekteydi.

Bu zatın yapısı ufak tefektir. Fakat heybeti en yüksek tepelerdedir. Sesi kısıktır ama etkisi gönülleri fethedecek bir çığlıktır. Başı önüne eğiktir amma hayatı bir levha-i ibretliktir. Yürüyüşü sakindir amma her zaman sırat-ı müstakimde daimdir. Gözleri kapalı gibidir lakin hakikatin tam da eşiğinde gibidir. Sessiz ve sedasızdır amma her şey hafızasında kayıtlıdır. Zaman akıp gitmektedir ancak o kadirşinaslığından hiçbir şey kaybetmemektedir. Vücudu narindir lakin amelleri görünüşünden daha kâmildir. Onu tanıyanlar zahirine takılır lakin hakiki mahiyetinin batınında olduklarını anlayanlar nadirdir.

O zat-ı muhterem ve mübecceli tanıdığım ilk günden beri imkan buldukça hep ziyaret ettim. Hakkında bir terennümde bulunmak istedim. Her yanına gidişimi bir vuslat ayrı kaldığım günleri ise firkat diye tesmiye ettim. Ondan avdetimde onunla ilgili bir şeyler yazmak istedim lakin susmanın yazmaktan daha samimi bir duygu olduğuna hep kanaat getirdim. Ve bir ömrü bu güzel ömrü seyrederek tükettim.

İbadet ve irşatla geçen bir ömür

Nihayet göründüğünden daha nazik ve narin olan bir o kadar da Hazreti Kur’an’a ve Peygamber Efendimize hüsn-i misal olan bu hayatın benim kalemime şeref vermesinin zamanının geldiğini düşünerek yazmaya karar  verdim. Ancak bu kararla beraber bir kararsızlık aldı zihnimi. Acaba bu yazının başlığı nasıl efradı cami ağyarı mani kaidesine uygun ve Seyda hazretlerini şümullü bir şekilde hülasa edebilecekti. Molla Hüseyin hazretlerinin  yaşamına dair dinlediğim-gözlemlediğim-anladığım şeyleri bir hattı müstakim üzerinde hüsnü hatla birleştirdiğimde karşıma çıkan en anlamlı cümle bütün yaşamı İBADET VE İRŞATLA GEÇEN BİR ÖMR-İ MÜNEVVER serlevhası oldu. Zannımca tam da bu nadide yaşamı anlatmaya muvafık bir ifade oldu.

Hayretler içindeyim

Hayretler içindeydim. Bu harika haller yıllarca nasıl böyle devam eder diye. Bir ömür boyu elinden geldiğince harama bakmayan gözler, gıybet konuşmayan diller, haram lokmanın girmediği ağız, cemale müteveccih bir yüz, kem sözlerin girmediği kulaklar, dünya ile temas etmeyen eller ve ayaklar. Sadece hak yolda sarf-ı ömür etmiş bir beden. Bütün elbisesi takvadan dikilmiş  her dem. Böyle bir vücut Allah’ın rızası için çalışır. Neticesinde de bütün kullar bu hayatı hüsn-i misal almaya çalışır. Emanete hıyanet etmeyen böyle bir bedende hiçbir arıza olmaz elbet. Bütün yaşanmışlıklar bir ibretlik levhalar devleti oluverir zemin ve semada ilelebet. 

Evet yıllar önce kendisinden dinlemiştim ilk tahsile gidiş yıllarını.

Muhtemelen yıl 1921. Münevver ve yoksul bir ebeveynden dünyayı teşrife eden nurani bir bebek. Yıllar onunla şerefleneceği için nasıl da sevinecek. Siirt ilinin Eruh ilçesinin Binêrve (Ekmekçiler) köyünde dünyaya gelen bu şanslı veledin en büyük sermayesi bir taraftan muttaki bir aile iken diğer taraftan da kaderi olabilecek şeyin yani ilmin muhibbanı olmasıdır.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
esref 2017-10-05 12:55:36

selamünaleyküm Allah ebeden razı olsun yazınız çok güzel bu ender rastlanılan Münevver şahsiyeti bize tanıtırken seçtiğiniz kelimeler onu harikulade
seyda tam bir nezaket abidesi bir şahsiyet

Avatar
Hamıt 2017-10-06 11:53:15

Allah razı olsun. Ne güzelde ifade etmişsiniz. Lakin kelimeler onu anlatmaya kifayet etmiyor.

Avatar
Ali 2017-10-09 12:34:40

MaşAllah çok büyük bir zatmış
Allah ebeden razı olsun