Her insanın zihninde bir zenginlik algısı vardır. Çok para kazanmak, rüya gibi bir yaşamı sürmek, en iyiye sahip olmak, kısacası zengin olmak ister; ancak zenginleri de sevmez.

Genellikle sevmediğimiz özelliklerin tamamının zenginlerde olduğunu düşünürüz. Servet sahibi olanlar aynı zamanda kibirli, cimri, zevke düşkün, aşağılayıcı, işçisini ezen, haklarını gasp eden, bolca beddua edilen vs. de olmak zorundadır.  Önyargılara sahip insanlar zenginlerle ilgili bu tabularını yıkmakta büyük zorluk yaşar. Ben sizlere bugün bu tariflerin çok dışında, hem banka hesabı hem de gönlü oldukça zengin olan birinden bahsedeceğim.

Onun kalbi daha çok para kazanmak yerine, mümkün olduğunca daha fazla muhtaca ulaşmak için çarpıyor. Zamanının büyük çoğunluğunu da hayır işlerine adıyor. Evet kendisi bir holding patronu. Zamanı çok kıymetli ama felsefesi para kazanmak değil. Hayata baktığı pencere iyilik. Bu nedenle de “Yastığa başımı koyduğum anda huzurla uyuyabiliyorum..” diyor.

Bahsettiğim isim, Sezgin Baran Korkmaz. Kendisi SBK Holding Yönetim Kurulu Başkanı. Kars Digor doğumlu. Dinleyenlerin akışına kapıldığı bir hayat hikâyesi var. Mesela ticari hayatı ayakkabı boyacılığıyla başlıyor. Yokluğun en koyu tonlarını yaşayarak, azimle çalışıyor. Bu zorlukları çok çalışarak aşıyor. Hayat yolculuğunun geldiği noktada başarılı oluyor ve en önemlisi geçmişini unutmadan iyi bir insan olarak kalmayı sağlayabiliyor.

Para kazanarak çıktığı varlık basamaklarında hırs ve yalnızlıkla tanışıyor. Üstelik çok küçük yaşlarda geldiği payitaht İstanbul’da kendi büyük savaşını vermek zorunda kalıyor.

Yeri geliyor limon satarak yaşıyor, gün oluyor bulaşıkçı olarak bir lokantada çalışıyor. Hani eskiler derler ya “Sıfırdan, tırnaklarıyla kazıya kazıya geldi.” diye işte onun hikâyesinin tarifi de tam olarak bu.

Hayata ve insana merhamet penceresinden bakıyor. Mesela kurduğu holding bünyesinde çalışan beş bin kişi var. Bunların her biriyle tek tek iletişim kurmuş. Hem de örnek olacak bir iletişim. Çalışanlarına asgari ücret yerine, imkânlar dâhilinde geçim sıkıntısı yaşamayacakları bir maaş ödüyor. Mavi yakalı çalışanlar, onun için tüm çalışan gruplarının başında geliyor. Yani mavi yakalıların onun şirketlerinde ayrı bir önemi var. Piyasa fiyatlarının üstünde maaş vermesinin nedenini de ‘’Ben onların eve gittiklerinde aldıkları fazladan maaşla kurdukları hayalleri çok iyi biliyorum. Onların sevinçleri benim sevincim. ‘’ diyerek açıklıyor.

Eğitim en çok önem verdiği konuların başında. Mesela çalışanlarının çocuklarına burs veriyor. Sezgin Bey’in bu meziyetlerini öğrendiğimde zihnim Asr’ı Saadet devrine gitti. Peygamberimiz(sav) Hz. Aişe’ye şunu söylüyordu: “Allah’ım beni fakir yaşat, beni fakir öldür, beni fakir dirilt, beni fakirlerle haşr et. Ey Aişe, fakirleri sev. Ki Allah’da seni sevsin.”

Fakirin ve garibin ‘’maddi’’ ihtiyaçlarını karşılamak onlara kol kanat germek, zenginlerin ‘’manevi’’ ihtiyacıdır. Sezgin Baran Korkmaz’ı ayakta tutan şeyler: ailesi, geçmişi, yoksulların sevinçleri ve çalışanları…

Suriyeli mültecilere 20 milyon lirayı bulan bağışlarda bulunan Sezgin Baran Korkmaz, mazlumun coğrafyası, ırkı, dili ve dini olmadığını belirtiyor. ABD’de evsizlere de bir takım yardım çalışmalarında bulunduğunu söyleyen Korkmaz, insana yatırımın en büyük yatırım olduğunu belirtiyor.

Kars’ta yaptırdığı birçok okul ve yurt var. Eğitimin sorunları çözmede en etkili faktör olduğunu düşünüyor. Doğu’ya kalem ve düşünce ile güneşin daha parlak doğacağına yürekten inanıyor. Yürek ve aklın birleşimiyle güçlü insanın ortaya çıkacağını düşünüyor.

En büyük hayali yoksul ve başarılı öğrencilerin öğrenim aldığı bir üniversite kurmak. Bu üniversitede eğitim alan her bireyin, uluslararası çapta önemli başarılar elde etmesini hedefliyor.

İnsani tüm değerler ona memleketini hatırlatıyor. Sevgi, merhamet, diğergamlık, fedakârlık vs… Bunların yanında ödün vermeyerek İstanbul’da güçlü olmayı ve para kazanmanın sistematiğini öğrendiğini de belirtiyor.

Kendi oğlunun paraya olan bakışını küçük yaşta öğrenmesi için İstanbul Maslak’ta bir plaza önünde oğluna simit sattırdığını eklemem gerekiyor. Çocuğunun buradan elde ettiği geliri, ailece Gaziantep’e giderek Suriyeli mülteciler için harcıyor. Oğluna kazandığı parayı paylaşmasını bu şekilde öğretiyor.  Onu yüce duygularla tanıştırmak yerine, ona hayatı öğretiyor. Oğluna bırakmak istediği en büyük miras ise iyi bir insan olmasını sağlamak.

Sezgin Baran Korkmaz’dan öğrendiğimiz, “İyi insan olmak için çok çabalamanıza gerek yok, içinizdeki sevgiyi ayağa kaldırın, iyilik arkasından gelecektir.” felsefesi.

Yukarıda Sezgin Bey’le ilgili anlattığım birçok konuyu tesadüfler üzerine öğrendim. Eğitim konularında kimle konuştuysam kendilerine Sezgin Bey’in yardımcı olduğunu ancak bunların duyulmamasını istediğini söyledi.

Ne dersiniz sizce de Sezgin Baran Korkmaz tabularımızı yıkmak için iyi bir örnek değil mi? Gelin, zengin olma isteği ile zenginlerden nefret etme duygusunu aynı anda bulundurduğumuz kalbimize Sezgin Baran Korkmaz’ı ve onun gibilerin varlığını hatırlatalım. Belki bu sayede tabumuzu yıkabiliriz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Suphi 2018-05-08 11:07:06

Emrah Bey kaleminize sağlık. Çok güzel ve örnek bir hayat hikayesi gerçekten. Günümüzde belki de en çok ihtiyaç duyduğumuz şeyler bunlar. Allah böylesi değerli insanların sayısını arttırsın inşAllah.

Avatar
Adem yavuz 2018-05-08 13:54:07

Ellerine sağlık. Allah seni hep böyle güzel insanlarla haşretsin