Bir ideoloji nedir? Aynı ortak paydayı taşıyan birden çok düşüncenin belli bir kıvamda harmanlanarak formüle edilmesi… Hareketli, doğurgan, taze fikirlerin yakalanarak ehlileştirilmesi, kontrol altına alınıp tasnif edilmesi ve jelatinlenerek mevzilenmesi, ortaya düşürülmesi, piyasaya sürülmesi… Kimi zaman hatta, daha büyük bir öğretinin aracı kılmak için mezarından çıkarılıp mumyalarından ayıklanarak kukla gibi halkın arasında dolaştırılması…

Düşünce bakımından bir ideoloji, son aşamada ayrıntılarından yalıtılmış, estetik dokusu şırıngayla çekilmiş, güçlü görünsün diye hatta kabalıkları belirginleştirilmiş düşünceler dizgesidir. Bir düşünce, düşünce olarak kaldığı sürece son derece masum, insanın ve insanlığın içinden dışarıya doğru süzülmüş bir fidan gibi hoş, yumuşak ve faydalıdır. Bu manada, düşünceye ideoloji elbisesi giydirilmesi; bakılması ve koklanması hoş bir çiçeğin fabrikasyondan geçerek uyuşturucuya dönüştürülmesinden farksızdır. Bir insanın çok özel zamanlarında, çok özel duyarlılık ve tefekkür sonucunda ortaya çıkardığı; ortaya çıktıktan sonra insanlığın ortak aklı tarafından törpülenerek kıvam bulan düşünce ancak kötü niyetli ve üretilen her şeyin mutlaka metaya dönüştürülmesi gerektiğine inanılan oportünistler eliyle vahşi ideolojilere dönüştürülebilir. İster tek bir kişinin zihninde yeşermiş ve öyle kalmış, ister yeşerdikten sonra farklı coğrafyalara gezintiye çıkmış olsun, bütün düşünceler son derece insani, saygıdeğer, muteber, yanlışı bile doğrultulabilecek bir esnekliğe sahipken; kendisine giydirilen deli gömlekten sonra safiyetini yitirip uğradığı coğrafyayı kasıp kavuran, kendisinden başka hiçbir düşünceye hayat hakkı tanımayan müstebit bir içerikle donandırılabilir. Bu manada, Batı dünyasının insanlığa attığı en büyük kazıklardan biri, gökyüzüne sayısız ideoloji pompalamış olmasıdır. Önüne gelen her şeyi kurutsun diye programlanan atom bombası insan gövdesi için neyi ifade ediyorsa, her gün defalarca yüzümüze çarpılan, burnumuzdan içeri sokulan ideolojiler de insan ruhu ve zihni için aynı şeyi ifade ediyor. Birisi gövdeyi yakıyor, öteki zihni kurutuyor.

Bir ideoloji, hiçbir zaman net bir bakış açısı değildir. Bir ideoloji hiçbir zaman içindeki ayrıntıları sonuna kadar temsil makamında değildir. Bir ideoloji hiçbir zaman esnekliğe uyumlu, modüler yapılardan ibaret parçalardan oluşmaz. Bir ideoloji hiçbir zaman sonuna kadar insani değildir. Bir ideoloji, Batının ürettiği öteki bütün silahlar gibi duygudan arıtılmış, insanlığın geri kalanını yok etme konusunda tereddüt yaşamayan güdümlü füzeler gibi sonuna kadar gayri insani, sonuna kadar tahrip edici, sonuna kadar insan özünden sapmış bir bilinç parçasıdır. Kanser hücresi nasıl kendigibiliği çoğaltarak zıtlığı yok etme üzerinden ölümü davet ediyorsa bir ideoloji de kendigibileri çoğaltarak homojen bir dünya kurmanın, yani dünyanın bütün zenginliklerini alarak onu tek boyutlu hale getirmenin, retina tabakasındaki renk çeşitliliğini azaltmanın, dünyayı siyah-beyaz arasındaki tercihe bırakmanın teorik zeminini kurar. Bugüne kadar ötekinin varlığına tahammül eden tek bir ideoloji geldi mi dünyaya? Kendisinde olmayanı ideolojiden niye isteyelim ki?

İnsanlık tarihinde dinler, ahlaklar ve estetik öğretiler kadar kendi özüne yaklaştıran, fakat ideolojiler kadar kendinden uzaklaştıran başka bir şey yoktur. Haddizatında bir ideoloji bütüncül bir inancı, bütüncül bir ahlak sistemini parçalı hale getirerek kırmak, esnek dokuları arasına ayrışmayı yerleştirerek insanlığı birbirine düşürmekten başka hiçbir işe yaramaz. Hidrojen bombası nasıl suyun öğelerini ayrıştırmaktan elde ediliyorsa, suyu parçalayarak yerine ateşi koyma imgesini taşıyorsa bir ideoloji de su gibi saf bir düşüncenin parçalanarak sivri uçlu hale getirilmesi, insan zihnine batırılıp durmasıdır.

Düşünce yeşertir, ideoloji öldürür. Düşünce sıvılaştırır, ideoloji katılaştırır. Düşünce açar, ideoloji köreltir. Düşünce hareket ettirir, ideoloji dondurur. Düşünce birleştirir, ideoloji ayrıştırır.

Batı için sonuna ‘izm’ konan bütün düşünceler insanlığın günbatımının habercisidirler. Tek kurtuluş ideolojik körlükten kurtulmak, düşüncenin parlak ipine sarılmaktır. Allah da öyle demiyor mu? “Aklediniz, Allah’ın ipine sımsıkı sarılınız.” Akıl iple ilgili bu arada, yaşama tutunmanın ipi; kendini kontrol etmenin, sigaya çekmenin, yalpalamamanın, çamura sapmamanın, sapınca oradan çıkmanın ipi… Ama bazen de bilmediğin kuyulara sarkmanın… Hırsın, şehvetin, şöhretin, afetin çukuruna…

Herkesin elinde bir ip… Kimi yukarı çıkmaya çalışıyor, kimi aşağı inmeye… İdeoloji öyle bir şey ki ne yukarı çıkarır ne aşağı indirir. Bir kere tutmaya gör, onu tutan ellerin kör, ona bakan gözlerin şaşı, sevip durursun elindeki ipi… Ta ki ip boynuna dolana, ta ki ip seni boğana kadar…

Bu kadar.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Asım Onat 2017-11-29 12:13:31

Hocam Allah'tan, kaleminize kuvvet, yüreğinize saglik dileriz. Emeğinize teşekkür ederiz.
DÜŞÜNMEK DÜNYAYA KUŞBAKIŞI BAKMAK İSE İDEOLOJİ KUŞ GİBİ BAKMAKTIR.
SELAM VE DUA İLE