Esed güçlerinin İdlib'te yüzlerce sivili katletmesi bardağı taşıran son damladır artık. Ölenlerin bir çoğunun çocuk olması, Uluslararası kamuoyunun lütfen kabilinden ilgi duymasına vesile oldu. BM bugün acilen toplanma kararı aldı ve bazı Batı ülkelerinden kısık sesli kınama mesajları gelmeye başladı.

Tüm bunlar Batının "Rutin"leridir aslında. Biz bu teraneleri daha evvelinden çok duyduk! Mesela İsrail'in Filistin ve Gazze'de işlediği cinayetler ve katliamlar sonrası, yine İsrail'in Lübnan'la savaştığında misket bombalarıyla masum sivilleri katlettiğinde de kınamıştı Batı ve yine acil koduyla toplanmıştı BM!...

Toplandılarda ne oldu! Kınadılar da ne değişti? Kocaman bir hiç... Katledilen masum bebelerin kanı kurumadan yenileri eklendi! Katledilen bebelerin fotoğraflarını gördükçe ağladık, utandık ve insan olduğumuz için kendimizi lanetledik... O kadar...

 

Bir insan olarak kendi kendimize sormak lüzumu hissetik ve sorduk.

"Bir çocuk neden öldürülür ve bir çocuğa nasıl kıyılır?"

Bu soru "Merhamet Kutbu" insanlarının yüreğinden gelen bir sualdir. Yani bizim... Yani Doğu toplumunda yaşayan "Merhametin ve Hira'nın çocuklarının!"

 

Oysa failler, yani bu cinayetleri işleyenler "Aydınlık Kutbu" Çocuklarıdır. Batı'nın, yani "Olimpos'un çocukları!" Batının merhameti çıkarları oranında vardır. Aklı herşeyin önünde tutan bir toplumun vicdan terazisinde merhameti tartamazsanız! İkiyüz yılı aşkın bir zamandır Batı mukallitliğine bürünen İslam dünyası, onların sefih yaşamlarını kendisi için idealize ederek en büyük yanlışa imza attı.Batı gibi giyinip, onlar gibi güldüğünde öz kimliğinden sıyrılabileceğini zannetti! İçine düştüğü her badireyi Müslümanlığından bilip, kendini lanetledi! Tüm manevi değerleriyle istihaze etmeyi sanat varsaydı ve "Batılı tarifte o kadar ileri gitti ki, saf beyinleri idlal etti!"

Sonuç olarak yapmaması gereken en büyük hatayı yaptı "Batının merhametine teslim oldu!... Oysa merhum şehid Seyyid Kutup şöyle özetlemişti vakıa'yı "“Batılılardan nefret ediyorum, Amerika'dan nefret ediyorum; ama daha çok Amerika'nın vicdanına sığınan müslümanlardan nefret ediyorum."

 

Açık ve net olarak söyleyebilir ki, bu gün Ortadoğu bölgesinde ve hassaten İslam coğrafyasında işlenen tüm cinayetler Batının merhametinin zuhurudur! Batı için, ölen insanlarımızın birer sayı dan başka hiçbir anlamı yoktur! Türlü entrikalarla, kaoslarla ve içimizde ki hainler aracılığıyla topraklarımızı işgale gelen "Haçlı"güruhundan merhamet beklemek te neyin nesidir? Endülüs'ü ne çabuk unuttuk? Bosna'yı ne ara kaybettik?

Hala Batının kuyruğu olmayı siyaset zanneden ahmaklar ve yüzümüzü Batıdan yana dönmeliyiz diyen beyinsizler, hangi insani kritere dayandırıyorlar bu tezlerini merak ediyorum.

 

Suriye'yi bir santranç tahtasına çeviren Uluslararası şer ve güç odakları, elde etmeyi hayal ettikleri fazladan bir karış toprak ve bir petrol kuyusu için yüzbinlerce Müslüman çocuğunu, hiç düşünmeden ve en küçük bir acıma duygusu hissetmeden öldürebilir ve öldürüyorda! Peki, tüm bunlar olurken ve Batı bu cinayetleri işlerken İslam Dünyasını yönetenler ne yapıyor?

Mesela "Suud Krallığı! Ürdün Krallığı! Birleşik Arap Emirliği! Katar ve diğerleri?!" Kahrolasıcaların alayı da ya krallık, ya diktatörlük!" Hepsi ABD ve Batılı katillerin süs köpeği misali, mide ve uçkurlarından müteşekkil sefih dünyalarında sus pus olmuş öylece bekliyorlar! Yazıklar olsun! Yuh olsun! Lanet olsun size ey Krallar!...

 

Bölgenin işgal edilmesine canı pahasına karşı duran Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde ki Türkiye, canhıraş bir mücadele vermektedir. Büyük bir santranç oyununda haçlı güçlerine karşı tek başına oynuyor ve bütün gücüyle savaşıyor. Sadece bu da değil! En az haçlılar kadar merhametsiz ve ruhunu şeytana satmış yerli hainlerle mücadelesi de cabası... İslam Dünyası tezelden birlikteliği sağlamalıdır. Türkiye'nin onurlu mücadelesi elbette sonuna kadar sürecektir, ancak Türkiye'nin reel askeri ve ekonomik gücünün bir sınırı vardır. İslam dünyası kamuoyu suskunluğunu bozmalıdır. Unutulmamalıdır ki, sustukları sürece birgün sıra kendilerine de gelecektir. Müslüman halklar başlarında bulunan "Ucube" yönetim ve krallardan bir an önce kurtulmalıdırlar. Özgürlük kendiliğinden gelen bir hak değildir, ona mücadele ederek, bedel ödeyerek sahip olabilirsiniz!

 

Bugün coğrafyamızda ki yaşanan şeyin adı sadece bir "Terör" hadisesi olarak özetlenemez. Bu tam olarak bir savaştır ve bu savaşın iki tarafı vardır "Hilal-Haç" Bu bir Haçlı saldırısıdır ve bu saldırıları sadece Türkiye'nin "Kalkan" hareketiyle savuşturmak mümkün görünmüyor. İslam Dünyası "Mızrak" Olabilmeli ve savunmadan "Taarruz"a geçmelidir. Bugün İdlib'te öldürülen çocuklar bizim bebelerimizdir ve durmayacaklar, yeniden öldürecekler ve her seferinde "Toplanacaklar" Her katliam sonrası "Kınayacaklar" Ama yine, yine ve yine öldürecekler. Zira Batının kadim medeniyeti öldürdükçe var olmuştur. Demokrasi dedikleri şey "Roma"dır! Roma'nın tarihi ise kan ve savaşlardan ibarettir. Arenalarda Gladyatörleri öldürtmekten zevk alan bir toplumun demokrasisinden ilham alan Batı, bu geleneği İslam coğrafyasında sürdürerek, Suriye'yi, Mısır'ı, Libya'yı, Irak'ı ve diğerlerini adeta bir arenaya çevirmiş ve halklarını ise mezehep ve meşrep farklılıklarıya bölerek "Gladyatör" durumuna düşürmüştür!

 

Amaç belli ve gaye açıktır! Bölgede yaşayan halkları türlü katliamlarla yok ederek veya topraklarından sürerek, bu toprakları boşaltmak ve bu coğrafyanın tüm zenginliklerine konmaktır. Hepsi bundan mütevellit...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.