Gençlerimiz de hatırlar...
“Gandi Kemal”, “Dandi Kemal” diye çıkartıldı piyasaya…
“Bindik bir alâmete gidiyoz gıyamete”…
“Amaniiin!..”
Bir “proje” vardı, “Kemal Efendi” üzerine kurgulanmış.
“Kemal”, bu “proje”ye bilinçli olarak girmiş bir zat değildi…
Akıntıya kapılıp gitmiş bir zat idi!..
Genellikle böyle olur; kimileri, hızla yükseltilirken, kendilerinde başkalarında olmayan bir takım özelliklerin bulunduğu yönündeki “örtülü telkin”in etkisine alınır!..


Mesela…
Birisi, bana “Sen var ya sen, dünyanın gelmiş geçmiş en büyük gazetecisisin!” dese…
“Git oğlum işine, hasta mısın nesin, dalga geçecek başka birini bulamadın mı?” diye terslerim.
Aynı lâfı, bir başkası etse, ona da öyle davranırım.
Amma velâkin…
Elli kişi, yüz kişi, bin kişi, on bin kişi, kimi zaman toplu olarak kimi zaman da münferiden aynı şeyi söylerse…
Kaşları şöyle bir kaldırır…
Etrafa bakınır…
Yurt dışına göz atar…
Tarihe döner…
Ne bugün ne de geçmişte kendimden iyisinin olmadığına hafiften inanmaya başlarım.
Bu süreçte, bir takım “güç odakları” da önümü açarsa, ne bileyim, sürekli olarak bana “malzeme” gönderir, sürekli olarak ekranlara çıkartır, sürekli olarak benden bahsettirir, beni bir “fenomen” olarak şişirirse…
Tavrım değişir!..
Öyle, herkese selam verenlerden olmam!..
“Samimiyet bir yere kadar!” derim…
“Pulitzer Ödülü”nü bana vermeyene sövmeye başlarım….
Bu böyledir; şeyh uçmaz, uçuran mürittir.
O noktadan sonra, o kadar “yükseğe” çıkartıldıktan, yani şişirildikten sonra aşağılar korkutur!..
Yere çakılacakmış gibi hissedersin kendini.
Ne kadar yükseğe çıkartılırsan, düştüğünde o kadar çok parçaya ayrılırsın!..

28 ŞUBAT'IN “MEDYA MAYMUNLARINI” UNUTMA!..

O sütü bozuk 28 Şubat sürecinde her gün, her saat ekranlara çıkartılan ve bundan dolayı da adları “medya maymunları”na çıkan zatları hatırlayan var mı?
Ben kimisinden haber alıyorum.
Artık çağrılmıyorlar ve bundan dolayı da feci halde bunalımdalar!..
Karılarının başlarına birer kocaman dert, hani derler ya; “Allah insanı gördüğünden geri koymasın!”

‘Bürokrat Kemal'e Böyle Operasyon Çektiler!

Efendiiiim…
Bir vakitlerin “son derece başarısız” Müdürü, “O” Kemal Efendi…
Kamuoyu gündemine “yönetimindeki hastanelerde yaşanan rezaletler” sayesinde gelebilen “O” Kemal Efendi…
Yıllar, yıllar sonra…
Biraz dış medya, biraz Doğan Grubu,biraz da “muhafazakar takımından birilerinin” tuzağa düşürmesi sayesinde iyice şişti…
Hazırlandı bir yerlere!

“Kemal” bunların farkında değildi elbet, bir şeyler hissedebiliyordu ama “proje”nin tamamını görmesi mümkün değildi.
Bu sırada efendim…
Tesadüf değil ya;
“yükselmeye alışmış” ve “yere çakılma korkusu” tavan yapmış Kemal'in önüne büyük bir fırsat çıktı.
Sayın Kemal'in “önünü” ve “arkasını” açan dış güçler, “FETÖ”'nün “kaset” operasyonuyla, Atatürk'ün koltuğuna oturmasını sağlamış oldular...
Kemal, “Aday değilim” filan dedi ama bünyesine sindirilen “politik şehvet”e direnebilmesi mümkün değildi.

VE SONRASI…

O gün bugün bu yolda Kemal…
Koştuğunu zannediyor ama koşturuluyor!..
Yaptığını zannediyor ama yaptırılıyor!..
Konuştuğunu zannediyor ama konuşturuluyor!..
Yoksa…
Bir Genel Başkan'ın, “Referandum Sonucu”nu değiştirmeyeceğini bildiği halde “terör eylemlerine” zemin hazırlayacak ve kendisiyle birlikte ülkeyi de batırma noktasına getirecek bir söyleme girmesi mümkün mü?
Üstelik…
Bakın; seçim gecesi görece “mutedil” bir açıklama yapmıştı…
Sonra, dozu birden bire arttırdı…
Bunu niçin yapsın?
Biriler yönlendiriyor, aldatıyor kendisini…
İki Kemal var;
Birisi “gaza getirilen”, öbürü “direnen” Kemal…
İkincisi diyor ki; “Bu yol yol değil oğlum, bak yine gaza geldin! Bak, yine ne dedin!.. Frene bas, gül, gülücük dağıt… Toplumun CHP'ye oy vermeyen kesimlerinden de oy al! Hadi, yapabilirsin!”
Diyor ama…
Yükseltilmiş daha doğrusu şişirilmiş ya bir kere…
Düşmekten korkuyor!..
CHP'nin “ontolojik” gerçekleri de belli…
“Yasakçı”, “jakoben”, “militarist” bir damar, ve sürekli olarak gaz veren bir takım marjinaller, kokanalar…
Ne bileyim;
Adamın biri vatandaşa kızdığında, “Sarı İT!” diye bağırıyor, lâfın nerelere gideceğini düşünmeden!..
Bir diğeri;
“Milleti denize dökmekten” bahsediyor.
Bir kokana…
“AK Parti'ye destek verenlerin tamamı salaktır!” diyor.
“Şu Konya, Sivas, Yozgat, Kastamonu'nun oy hakkı olmasa ne güzel olacak!”
Böyle bir kafa da var.
Bu kafayı karşınıza aldığınızda sizi indirirler!..
Nitekim, bu kafanın “SÖZCÜ”sü olan bir gazete, şimdilerde iyice yükleniyor; “Senin yüzünden kaybettik, çek git!“
Niçin?
“Proje” gereği şişirilen ve yanlış yollara sevk edilen Kemal ile diğeri; aynada kendisine “Oğlum Kemal bu gittiğin yol yol değil!” diyen Kemal çatışıyor.,..
Vandal takımının “SÖZCÜ”sü filan, “Birinci Kemal”den yana, onu destekliyor.
“İkinci Kemal”, direnmeye çalışıyor.
Bir direnebiliyor, bir direnemiyor.
“Kemal” şişirilmiş, düşmekten korkuyor.
Düşse ne yapacak; günlerini nasıl geçirecek, evde çiçek mi sulayacak?
Marmaris'te “çıplak resim” mi yapacak?
Zor durum…
Çok zor…
Ne diyelim; “Anadolu”nun bağrından kopan İkinci Kemal” ile, “proje”nin akımına kapılmış olan “Birinci Kemal” arasında büyük çatışma var.
Kemal Bey, bu “kimlik çatışması”ndan dolayı bunalıyor!..
Yüzünden, özellikle de bakışlarından çok kötü sinyaller alıyorum.
Zor durum.
Ağır yük.
Kendisine tavsiyem…
Yazarımız, Prof.Dr. Sefa Saygılı'dan bir randevu alsın…
Derdini açsın!..
En geç 3 Kasım 2019'da bu krizi aşmış olur…
Bu da benden, “arkadaş” tavsiyesi!..
Uyma, “Kemal”…

“Kötü” adamlara!


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.