“Savaşlarla tüm devletler ortadan kalkmalı ve insanlık tek dünya devleti altında toplanmalı…”

Bu zihniyet bugün dünya siyaset sahnesinde “küreselciler” olarak bilinen grubun temel olarak savunduğu savlardan birisi olmakla birlikte cümleyi kuran kişi itibariyle günümüz dünya siyaseti için farklı bir anlam daha içeriyor. Cezayir’in Fransa’nın sömürgesi olduğu dönemde ticari anlamda başarılı işler yapmış aynı zamanda etkili bir yazar olan Musevi asıllı Simon Attali… Mitterrand’ın Fransa Cumhurbaşkanlığı döneminde Elyesse Sarayı’nda ki en önemli danışmanı. Oğlu Jacques Attali babasının izinden giden ve Fransa’da etkili bir iş adamı. Oğul Attali; 2007 yılında henüz 29 yaşında olan bir genci başında bulunduğu “Ekonomiyi teşvik komisyonu”na davet ediyor. Bir süre bu komisyonda birlikte mesai harcadığı genci kısa süre sonra Rothschild ailesine tavsiye ediyor. Ve o gencin “Rothschild Cie Benque” isimli finans kurumunda başlayan ve Fransa Cumhurbaşkanlığına uzanacak olan kariyerine kılavuzluk ediyor. Gencin ismi Emmanuel Macron…

2012 yılında Hollande’ın Fransa Cumhurbaşkanı olmasının akabinde “keşfedilen” bu genç, Rothschild ailesinin referansı ve Attali’nin tavsiyesi ile ekonomi bakanı olarak görev almaya başlıyor. Ekonomi bakanlığı döneminde sermaye sahiplerinin talep ettiği birçok yasaya imza atan Macron, 2016 yılında Hollande’a olan destek düşmeye başlayınca sahne almaya karar veriyor(!) Ve Rothschild finansmanlı daha sonra ismi “İreli” (En marche!) olacak olan “gençlik Macron’dan yana” sloganlı hareketi başlatıyor. Ülkenin birçok yerinde mitingler düzenleniyor, televizyon programları Macron’u konuk etmeye başlıyor. Sürecin sonu ise hepimizin malumu; “küresel proje” olan Macron artık Fransa Cumhurbaşkanı…

İngiltere’nin “Brexit süreci” sonrası AB’nin tartışmasız lideri konumuna gelen Almanya ve Merkel, AB liderliğini son dönemde tamamen Fransa ve dolayısıyla Macron’a bırakmış gibi gözüküyor. Ulusal haber ajanslarını takip edenlerin net olarak görebildiği üzere, gerek AB’nin kurumsal düşüncelerinin gerekse dünyaya dair açıklamalarının merkezi konumunda olan Merkel’in uzun zamandır sessiz olduğunu tespit etmek zor değil. Peki, onun yerine bu görevi kim aldı dersek, tabi ki Macron. “Küresel proje” Macron özellikle son dönemde Suriye konusunda ki hadsiz çıkışları ile tam olarak rol almış durumda…

Macron’un; “Türkiye ile SDG (PKK/YPG) arasında arabuluculuk yapabilirim” açıklaması sahipleri adına ve aldığı görev gereği yaptığı son cüretkâr hadsizlik. PKK/YPG ile uzun zamandır doğrudan ilişki kuran Fransa, Macron’un bu açıklaması ile aslında malumu ilan etti. Başta en son işgalden kurtardığımız Afrin olmak üzere, terör örgütü işgalinde bulunan bölgelerde inşa edilen devasa tünellerin çimentosu ve diğer malzemelerinin Menbiç’in Sunaym bölgesinde faaliyet/üretim alanı kuran Fransız devleti destekli bir firma tarafından sağlandığı bilinen bir gerçek. Ayrıca, Fransa hükümetinin PKK/YPG’yi meşrulaştırmak için daha önce attığı adımları da net olarak analiz etmek gerekiyor. Hükümet sözcüsü Griveaux’un 10 Ocak tarihli; “Suriye’de DEAŞ’la mücadele koalisyonu tarafından esir edilen Fransız cihatçılar Suriye’nin kuzeyinde yargılanabilirler” açıklaması Suriye’nin kuzeyinde oluşturulmak istenilen de-facto bir “özerk” yapının tanınması adımıdır! Bir terör örgütünün yapacağı sözde yargılamayı meşru görmek o terör örgütünü tanımaktır. Diğer bir deyişle bu adım aslında PKK/PYD’yi meşrulaştırılma çalışmasıdır.

Tekrar son hadsiz açıklamaya değinmek gerekirse; “arabuluculuk” çıkışı -Elyesse Sarayı teyit etmese de- “oyun kurucuların” bilinçaltının yansıması niteliğindedir. Fransız haber ajansı AFP’nin Haziran 2016’da Fransa Savunma Bakanlığı’na dayandırarak yayınladığı haberde; “Fransız özel kuvvetleri PKK/YPG bölgesinde beş farklı üsde görev yapıyor.” bilgisi ve son olarak SDG (PKK/YPG) sözde Dış ilişkiler Sorumlusu Redur Halil’in; “Emmanuel Macron bize Menbiç’e asker gönderme sözü verdi.” açıklaması Fransa ve Macron’un yukarıda anlattığımız konumunu teyit ediyor.

Analiz çok uzun; köşede bize ayrılan yer itibari ile burada noktalamak gerekiyor. Şöyle bir cümle ile şimdilik ara verelim; “Oyun kurucular” bölgede süregiden “vekâlet savaşları”nda ikinci evreye geçme niyetinde. Bu evre “vekil terör örgütlerini”, “vekil ülkelere ihale etme” temelli. Vekil ülkeler ise bölge için Suud yani Muhammed bin Selman ve “diğer ülkeler” noktasında Fransa yani Emmanuel Macron

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mustafa Metin 2018-04-02 09:43:16

Muazzam bir yazı