Gerçekler ortada. Yaşananlar ortada. Dünya ortada. Bugün dünyada, bölgemizde ve Türkiye’de olup bitenler ortada. Kafaları bulandırmaya gerek yok. Gayet açık ve net herşey. Hep söylediğimiz gibi dünyada ve bölgemizde ne olup bitiyorsa içerde yansımasını, etkisini görüyoruz. Dünde böyleydi. Bugünde böyle.

Türkiye uzun süredir yaşadıkları ile çok ciddi bir imtihan sürecinden geçti. En küçük ferdinden en yüksek makamına kadar farkında olmadan öyle bir eğitimden geçti ki… Farkında olmadık çoğu zaman. Ama bizi sıkıştıran, bizi yok etmeye çalışanlar da eğitimimize uyanmamıza yardımcı olduklarının farkına varamadılar.

Şunu unutmayalım, bir İmparatorluk enkazı altından çıktık. Tarihi okurken, geçmişi değerlendirirken bu gerçekleri göz önüne almazsak bakış açımız bulanık, değerlendirmelerimiz isabetsiz olur.

Son zamanlarda yaşanan birçok olay Türkiye’nin aleyhine gelişti. Fakat ısrarlı ve kararlı tutum her şeyi değiştirir. Çoğumuz-şahsımda dahil- zorluklar karşısında kolay vazgeçme moduna gireriz. Hayat tecrübelerimiz göstermiştir ki, zorluklar karşısında ısrar ettiğimiz de kararlı davrandığımız da başarılı oluruz. Ülkeler, milletler ve devletler içinde bu böyledir. Şunu unuturuz; karşılaştığımız zorluklar, sıkıntılar sadece bize değil karşımızdakine de aynı derecede etki eder. Zannederiz ki üzerimize gelenler avantajlı, daha rahatlar. Hayır, öyle değildir. Seni zorlayan, seni sıkıştıran ne varsa rakiplerinde aynı zorluk ve sıkıştılarla karşı karşıyadır.

11 Eylül olaylarının gerçekleştiği 2001 yılında Parlamento muhabiriydim. Irak harekatı olacağı belliydi. Bölgeyle ilgili Irak-Musul-Kerkük-Türkmen ve petrol üzerine Meclis Kütüphanesi’nde ne kadar doküman varsa indirdim. Niyetim bu konuları ele alan bir kitap yazmaktı. Beceriksiz çıktım, kitabı yazamadım. Fakat çok şey öğrendim. Bugün zaman zaman bu konularda yazdıklarım o araştırma sırasında elde ettiğim bilgilerdir. İşte o dönemde Musul-Kerkük konusunda Türkiye ile İngiltere ciddi bir taktik savaşı yapıyor. İngilizlerinde bizimde bölgede askeri birliklerimiz var. İngilizler yıllar sonra kitaplara geçen bilgilerde derler ki, Musul-Kerkük konusunda “Türkler erken vazgeçtiler. Eğer biraz daha ısrar etselerdi. Biz zaten tükenmiştik. Çekilmek zorunda kalacaktık” şeklinde itirafları bulunuyor. Düşünsenize; eğer o gün İngilizlere karşı biraz daha dayanılsaydı tarih böyle yazılmaz, coğrafya 100 yıldır bu şekilde olmazdı. Tıpkı 1935-36’da dönemin İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’nın Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak Paşa’ya ‘Statüsü belli olmayan Ege adalarına bir gecede çıkalım’ teklifine karşılık “Daha kendimizi toparlayamadık. Savaşı göze alamayız” çekincesi gibi. Bugün Ege sorunumuz olmayacaktı.

Suriye’deki gelişmeler, Irak’taki gelişmeler, Suudi Arabistan’da ki gelişmeler, Katar’daki gelişmeler ne kadar aleyhimize olursa olsun zorluklar karşısında, sıkıntılar karşısında göstereceğimiz kararlı tutum ile lehimize dönüşecektir. Nasıl ki referandum ile birlikte Kuzey Irak’ta bittiğimiz tükendiğimiz bir zamanda bütün gelişmeler bizi haklı çıkardıysa ve MHP Lideri Devlet Bahçeli’ye 82 Kerkük, 83 Musul açıklamasını yaptırdıysa, nasıl ki bugün Erbil 84. plakaya doğru gidiyorsa, Suudi Arabistan’da yaşananların sonucunda bugünkü durumdan daha güçlü çıkacağımız Allah’ın izniyle muhakkaktır.

Çünkü unutulmasın bir dostumun sözüdür “İklim ne olursa olsun toprak bizimdir”. Bu ülke ‘Medine Devleti’nin devamıdır. Bugün bu topraklar üzerinde oynayanlar, zulüm yapanlar, eninde sonunda çekip gidecektir. Zaman kısalmıştır. Her şey aslına dönecektir. Bu toprakların sahipleri durum ne olursa olsun kalmaya devam edecektir.

Bugün için Suudi Arabistan’da yaşananlar karşısında ABD ne yapacağını bilememektedir. ABD Başkanı Trump yeni gelişmelere karşı işi yönlendirdikleri izlenimi vermeye çalışmaktadır. Zannetmeyin ki Suudi Arabistan’da olup bitenler ABD kontrolündedir. O Katar olayı ile bitmiştir. Bölgede kontrolü ABD kaçırmıştır. Bundan böyle bölgenin en güçlü yapısı olan Türkiye’ye mecburen yanaşacaktır.

Şu unutulmasın dünya Türkiye’ye bölge dengeleri için ‘Reis’ demeyi öğrenecektir. Demeye başlamıştır. Bugün Recep Tayyip Erdoğan’a ‘Reis’ deniliyorsa şahsından dolayı değil Türkiye’nin manevi şahsiyeti dolayısıyladır. Bundan böyle Türkiye Cumhuriyeti’nin Başkanı kim olursa olsun ona ‘Reis’ denecektir. Bu böyle biline.

Bugün Mustafa Kemal Atatürk’ün ölüm yıl dönümüdür. Ne yaptığı, ne ettiğini günün şartlarına göre değerlendirilmesi gerekmektedir. Fakat ülkenin bugünlere gelmesi yeniden ayağa kalkmasına uzanan başlangıç onun Reis’liğinde gerçekleşmiştir. Minnetle anıyoruz.

Cuma’nın hayrı üzerinize olsun…


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hüseyin ZAVALSIZ 2017-11-10 01:17:35

Yazarımıza katılıyorum Türkiye siz çözüm olmaz. Hükümetimiz ilmi siyaset yapiyor.Bu mubarek Cuma gününde ALLAH im Vatanımızı ve Milletimizi korusun. Islam Alemine de huzur nasip etsin.