Dünya ölçeğinde gelişen medya teknolojisi, bilgi ile ilişkimizi dönüştürürken, global ölçekte bilgi-iktidar ilişkilerinin doğasına dair yeniden düşünmeyi de gerektirmektedir. Zira bugünkü medya teknolojisi ile bilgilerin çok farklı kanallardan elde edilmesi mümkün hale geliyor. Birinci sorumuz; acaba iletişim araçlarından yayılan bilginin değeri nedir? Söz gelimi bu bilgi hakikate ulaştırma konusunda bize bir imkan sağlar mı? İkinci soru da, medya araçlarından iletilen bilgi ne tür bir iktidar kurmaktadır?

Bilgi-iktidar ve bilgi-halk ilişkisi konusunda geçmişten bu yana hem bizim dünyamızda hem de Batı’da bazı tartışmalar yaşanmıştır. Geçmiş ulemamız insanları avam ve havas şeklinde iki tabakaya ayırmışlar, avamın önünde anlamayacağı tartışmalar yapılmaması ve anlamayacağı bilgilerden onların uzak tutulması gerektiğini belirtmişlerdir. Batı’da da buna benzer bir durum söz konusudur.

Bilgi ilim adamları ve devlet erkanının erişimine açık olarak gündelik hayattaki yerini almış; avam ise farklı konulardaki bilgileri ulemaya sorarak kendine bir yol haritası çizmiştir. Matbaanın henüz olmadığı dönemde kitaba (bilgiye) erişimlerin kolay olmadığı da tahmin edilebilir. Matbaanın icadıyla birlikte tartışılan konulardan birisi de, bilginin çoğalması ve avamın eline geçmesidir. Dolayısıyla hem İslam dünyasında hem de Batı’da bilginin matbaa yoluyla çoğalarak avamın eline geçmesi tehlikeli görülmüştür. Nitekim Victor Hugo’nun romanı Natre Dame’ın Kamburu’nda kilisenin matbaa makinasını işletmek istememesi konu edilir. Yani Batı’da bilgiyi egemenliği altında tutan kurum kilisedir ve matbaanın kullanılmaya başlamasıyla birlikte bu egemenlik giderek zayıflamaya başlamıştır.

Fakat bilgi-iktidar ilişkileri bir problem olarak her dönemde farklı yansımalarla karşımıza çıkmaktadır. Foucault’nun bu konudaki analizleri önemsenmelidir. Ona göre iktidarı sadece bir mekanda ve mekanizmada aramak doğru değildir. O gündelik hayatımızdaki ilişkilerde, her yerde aranmalıdır. Bugün bilgi-iktidar ilişkilerinin en üst düzeyinde global ölçekte bilgiyi yayan ve insanlar üzerinde iktidar kuran aktörler yer almaktadır. Diğer iktidar biçimleri onun altında farklı güç potansiyelleri ile bulunmaktadırlar. Dünya ölçeğinde varolan birkaç ajanstan tüm dünyaya televizyon, internet vb. ağlardan bilgi aktarılmaktadır. Her ülkenin vatandaşı zaten sınırları çoktan aşmış bu bilgileri aynı yorumlanış biçimleri ile tüm kanallardan seyretmektedir. Dolayısıyla üzerilerinde kurulmuş iktidarı fark etmeden, kendilerine sürekli format atılmaktadır. Kanaatimizce bugün insanın özgürlük sorunu burada başlamaktadır.

Şimdi ilk girişteki sorularımızı cevaplandıralım. Bu kanallardan gelen bilgilerin değeri nedir? Açıkçası insan üzerinde iktidar kuran bu bilgilerle ilgili sürekli “acaba” sorusunu gündemde tutmak gerekir. Zira hakikate bir imkan olmayı bırakın, Baudrillard’ın ifadesiyle yeni bir gerçeklik yaratan medyadan akan bilgilerin hakikatle insan arasına bir duvar ördüğünü görmek gerekir. Dolayısıyla medya araçlarından üretilen bilgi, dünya ölçeğindeki egemenlerin sınırlarını sürekli berkittikleri bir iktidarı pekiştirmeye yaramaktadır.

sorumuz da bu bilgilerin ne tür bir iktidar kurduğu şeklindeydi. Doğrusu insanlığın yakın tarihi geçmişinde kapitalizmin farklı biçimlere doğru evrilerek bugünkü halini aldığını görmekteyiz. Jameson’a göre postmodernizm geç kapitalizmin küresel mantığıdır. Dolayısıyla dünya ölçeğinde bu akışı kensintiye uğratabilecek ortodoksilerin direncini kıran bir iktidar kurulmaya çalışılmaktadır. Baksanıza kapitalizm sağcısı, solcusu İslamcısı hepimizi bir biçime sokmuştur bile.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.