Sykes-Picot ile çizilen sınırlarda Kürtlerin Türkiye, İran, Irak ve Suriye devletlerine pay edilmesi üzerine başlayan yüz yıllık hoşnutsuzluk kangrenleşen bir sorun haline geldi.

Hıçkırıklarla belirlenen sınırlar yüzünden Kürtler çok dramatik parçalanmışlıklar, ayrılıklar yaşadılar. Yüzbinlerce insan özlemin, hasretin en dayanılmazını iliklerinde taşıyarak dünyaya veda etti.

Kürtlerin yaşadıkları topraklar tam da bugünler düşünülerek XX. yüzyılın ilk çeyreğinde çizilen haritalarla parçalandı. Hiçbir dini, ahlaki, ilmi, fiziki, siyasi, tarihi ilke ve ihtiyaç gözetilmeden köy ile mezra arasına çekilen yeni sınırlar yüzünden anne ile evladı ayrı ülkelere düştü. Binlerce aile bir sabah uyandıklarında yaya 10 dakika uzaklıktaki anne-babasının, kardeşinin, oğlunun, kızının evine pasaportsuz gidemez oldu, pek çoğu da ölünceye kadar gidemedi.

Suriye zaman zaman katletmeyi bildiği Kürtlerin Suriye’de yaşadıklarını bilmezken!, İran ve Irak Kürtlerin varlığı ve kültürü konularında ciddi bir sorun çıkarmamıştı. Bununla birlikte anadilde eğitim (daralmalarla birlikte) sadece Irak’ta serbest idi.

İran, 6 ay yaşayabilen Mahabad Kürt Cumhuriyeti sonrasında Kürtçe eğitime izin vermediği gibi, Kürtlerin kültürlerini yaşatmalarına da engeller koydu. Ama Şahlık İran devleti, adına Kürt denen bir halkın İran devleti sınırları içinde yaşadığını inkâr etmedi.

Bizde ise durum karma karışıktı. Osmanlı döneminde pek çok alanda “ötekilerin” lehine olan düzenlemeler gibi anadilde eğitim de Tevhid-i Tedrisat ve 1924 anayasası ile rafa kaldırıldı. İşin daha garibi 1924 anayasasının kabulünü takip eden yıllarda halk olarak adına “Kürt” denen bir etnisitenin varlığı da tarihe karıştı. Öyle ki “Kürtçe çığırmak dahi suçtur” yasağı CHP’nin bu ülkeye yaşattığı acı bir gerçektir. Bu konuyu uzatmak istemiyorum, cılkı çıktı. Artık yeni şeyler söylemek lazım.

Bütün yaşanan acılara rağmen dört ülkede yaşayan Kürtler arasında hayatından en çok memnun olanlar Türkiye Kürtleridir. Ticaret, iskân, eğitim, seyahat gibi konularda tek sorunsuz ülke Türkiye’dir.

Geçmişi çok kaşımanın artık bir yararı yoktur. Bu satırların sahibi yüzlerce yazı ile bu ülkede yaşayan 80 milyonun kardeşliğini esas aldı, bundan sonra da -hem de- daha çok kardeşliğin peşinde koşacağım. Özellikle ülkeyi yönetenler kardeşliği yaralayıcı ifadelerden kaçınmalıdırlar. Hele hele kimi donanımsız, çapsız, hasbelkader bir makam işgal edenlere kardeşliği zedeleyici açıklama imkânı tanınmamalı.

Türkiye bundan sonra bambaşka konuları konuşacak. Yazar-analist ve yorumcular güncelledikleri! uzmanlık! alanları olan “Kürtler ve devlet” konusunda mangalda kül bırakmayacak. Bundan sonra uzun süre kimileri, “Barzani nasıl yola getirilir?” konusunda dünya keşfini hedeflerken, kimileri de “Kürtlere karşı Haşdi Şabi ile güçlerimizi nasıl birleştireceğiz” konusunda kehanetlerini sunacak. Sanki daha düne kadar “Şii Irak hükûmeti ile el ele veren Şii terörist örgüt Haşdi Şabi Musul’da Türkmen katliamı yapıyor.” diyen kendileri değilmiş gibi.

Unutmadık,

Daha geçen aylarda Barzani yönetiminin talebi ile IKYB topraklarındaki Başika’da konuşlanan askerlerimiz için, “Türk askeri topraklarımızda ‘işgalci güç’tür, derhal Irak topraklarını terk etsin” diyordu İbadi.

Rahmetli Özal döneminden itibaren PKK’nın silah bırakması için Türkiye’nin devlet ve hükûmet olarak başlattığı bütün süreçleri sabote eden devletlerin başında “İran İslam Cumhuriyeti” geliyordu.

Düşman olalım demiyorum, doğru dost seçimi zor diyorum. Adımlarımızı bir stratejiye, yüksek stratejiye göre atmazsak Allah muhafaza gelecekteki kaybımızı hesaplayamayız. Gereksiz adımların, yanlış dost ve ittifakların bizi bir asırdır sürüklediği felaketleri görelim diyorum.

Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın dün, “Bugünün hırsı için yarınlarınızı heba etmeyin.” ifadesi geleceğe sağlıklı ve umutla bakmamızı sağlayacak niteliktedir.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.