Trump'ın Kudüs kararı akabinde ABD'nin bir süredir bölgede oluşturmaya çalıştığı “ılımlı” ittifak ilk darbesini aldı. Bu ittifakın sahipleri içerisinde ya önemli bir öngörü hatası yapıldı ya da iki taraftan birisi diğerini yanılttı. Bölge ülkelerinin Filistin meselesinden daha fazla öncelikleri olduğunu düşünerek veya yeni bölgesel ortaklarına güvenerek adım atan Trump mı bölgesel ortaklarını yanılttı yoksa medya organları ile bölge halklarının algısını “Kudüs İsrail'indir” noktasına getirmeye çalışan başta Suud olmak üzere bölgesel ortaklar mı Trump'ı yanılttı bunu şimdilik kestirmek zor.

Bu kararın arkasında ki olası bir diğer ihtimal de, Trump'ın ilk bakışta iç sıkışıklıktan kurtulmak için yaptığı düşünülen bu hamlede ona içeriden kimlerin sufle verdiği... Zira bu hamle Trump'ın hanesine sıkıştırıldığı “Rusya irtibatı” meselesi dışında bir de dış politika başarısızlığı eklemiş oldu. Yani Trump'ın “içeriden” de yanıltılmış olma ihtimali yüksek. İsrail'in varlığının korunması ve devamı ABD'nin temel önceliklerinden birisi olsa da, bu “zamansız” adım Trump'ın gidişini hızlandırmak adına bir “derin” operasyon da olabilir. Yanılan ve yanıltan her kim olursa olsun bu hamlenin “İslam Dünyası”nda kaybedilmiş birliği tekrar kazanmak adına yeni bir kıvılcım oluşturduğu kesin. Ümidimiz bu kıvılcımın geçici olmaması...

ABD açısından olay böyle iken; son dönemde çeşitli silah anlaşmaları ile ABD'ye milyarlarca dolar rüşvet vererek dostluğunu satın almaya çalışan “ılımlı ortaklığın” diğer tarafı içinde durum çok parlak noktada değil. Ürdün, Tunus gibi bir çok ülkede ilk kez Suudi yönetimi için “ABD uşağı” tabirleri kullanılmaya başlandı. Bu nokta da “Ilımlı İslam” ön kabulü ile 'İslam Dünyası'na lider olmak için yola çıkan Veliaht Prens Muhammed bin Selman'da bölge halkları gözünde önemli bir yara almış oldu. Velhasıl; Kudüs kararı, ortaklığın tüm paydaşları için de bir hüsran noktasına gelmiş durumda.

Graham Fuller, ABD'nin II.Dünya savaşı sonrası politikasını “The Future of Political Islam” kitabında şöyle özetlemişti;

“İsrail'in güvenliğini sağlamak, kitle imha silahlarının dağılımını engellemek, bölgede herhangi bir egemen gücün olmasını engellemek...”

Bu temel hedeflerden de anlaşılacağı üzere ABD'nin bölgedeki tek gerçek müttefiki İsrail. Bunun dışında ki tüm “müttefik” tanımlamaları ABD'nin bölgesel politikalarını hayata geçirmek için yaptığı aldatıcı ve geçici bir durumdan öteye gidemez. Menfaatlerinin ve planlarının çeliştiği noktada hiç bir ülke “dost” değildir.

Kısaca Trump'ın geçen hafta açıkladığı ABD'nin Ulusal Güvenlik Stratejisinden bahsetmek gerekiyor. Rusya ve Çin'in ABD'nin değerlerine meydan okuyan rakipler olarak tanımlandığı strateji belgesinde Türkiye “müttefik” ya da “rakip” olarak nitelendirilmedi. Buradan ABD'nin Türkiye'yi karşı pozisyonda konumlandırdığını düşünebileceğimiz gibi Türkiye konusunda bir bekleme sürecinde olduğunu da düşünebiliriz. Bu bekleme süreci şüphesiz Recep Tayyip Erdoğan temelli. Çünkü Erdoğan dışında şu an alternatif olarak sunulmaya çalışan hemen hemen tüm sözde aktörler ABD politikalarına direk biat etmeye yatkın...

Suriye'nin kuzeyinde PKK/PYD ile sınırda Türkiye için tehdit inşa eden ABD'nin Ortadoğu'da ki asker sayısını her geçen gün arttırdığına, aynı şekilde Baltık ülkelerine yaptığı yığınağa ve son olarak Bulgaristan'da kurduğu 4 yeni “üs”se de dikkat çekmek gerekiyor. Avrupa'dan Basra Körfezi'ne kadar bir çok noktada konuşlanan ABD görünenin de ötesinde bir planın hazırlığını yapıyor. Her anlamda azami derecede dikkat gerektiren bir süreçteyiz...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Kemal Bayındır 2017-12-25 00:28:05

Ellerinize sağlık. Çok aydınlatıcı ve ayrıntılara dikkat çeken bir makale...

Avatar
Zekiye Çam 2017-12-25 00:48:42

ilımlı ortaklık tabiri çok şık olmuş. ilımlı i̇slam'ı ithal eden suudiler bu tanımdan daha iyi abd nin yanına konulamazdı.

Avatar
Serap Alkan 2017-12-25 00:50:36

eyüp bey gerçekten her hafta tesbitlerinizi heyacanla bekliyoruz. daha fazla yazma şansınız yok mu?

Avatar
Nurgün helvaci 2017-12-25 11:42:48

O zaman incirligi kapatmak için ne bekliyoruz.