Sohbetin mühimmatı çaydır. Her ne kadar çay bazen kansızlık yapsa da, asıl sohbetsizlik dostlukları kansız ediyor. Konuşmayınca yabancılaşmak, yabancılaşınca tanımamak ve tanımak olmayınca birlikte yaşamak sadece işkence oluyor. Sohbetle insan kapalı kapıları açıyor ve sandığımızdan bambaşka biri karşımıza çıkmış oluyor.

Derste, tefekkür yolculuğunda, hayalin hararet yapmasıyla, sohbete verilen çay arası zihnin kapılarını iyice açar. Yapılan bu ikmal ile yeniden hakikat yolculuğuna başlanır. Çay nerde değersizdir ki? Her yerde var; işte, keyifli ortamda, soğukta iki elin arasına alınarak sıkı sıkıya tutulup içilen çay, usandıran bekleyişte sımsıcak çıkıp gelir, kafası dumanlı ama duman dağıtır… Çayda öyle bir büyü vardır ki; zengini de mutlu eder fakiri de. Aynı aşk gibi; zenginde sever fakirde... Secdede nasıl bütün başlar aynı hizada-seviyede oluyor; çayda öyle insanı eşitler... Belki de en çok sevilen içecek olması, insanların seviyesini bir tutmasıdır. Mesafeleri, makamları, servetleri çay ayağının altına alıyor ve nazarımda eşitsiniz diyor.

Çay kibirliyi, yüksekten bakanı, çokbilmişi, hele dinlemesini bilmeyeni hiç sevmez. Çay hisseder tevazuu, hoş muhabbetliyi ve küçük şeylerle mutlu olmayı-şükretmeyi becerebileni sever… En kaliteli çayı usulüne göre demleyin, bu saydıklarıma sahip olmayan biri olduğu zaman asla lezzetli ve keyifli bir dem olmaz. Hisseder demlikteki çay ve ona göre kendini bırakır sıcak suyun kollarına. Evet, çay hisseder; kanaat sahibini, hoş sohbeti ve tefekkür ehlini. Bilir tefekkür ehlinin uzun mesafelere gidişine mühimmat gerektiğini ve mühimmat olur. Bir bardak, iki bardak, üç bardak… Sohbet ve tefekkür yolculuğunda birinci vites, ikinci vites, üçüncü vites gibidir… Her gelen çay, sohbeti ve tefekkür yolculuğunu bir üst vitese takmak-hızı artırmaktır... Bilinmeyen hakikatlerin kapısını sohbet açar, çay ise derinlere dalmayı sağlar.

Hayatta kargaşa olduğu günlerinde, insanları kafa yemekten alıkoyan, destek verenlerden biriside çaydır. Kızdın, şaşırdın, oynanan oyunlardan hop oturup hop kalktın, önüne konulan bir bardak çay ve sözü sohbeti dinlenen biriyle yapılan muhabbet tedavi olur, bir nebze olsun dikkati dağıtıp; aman boş ver; dünya ve içindeki boş gürültülere kafa yormaya değmez. Zaten dünya her an, büyük bir süratle, harap olmaya koşmuyor mu? Manaları al içindekilere takılma! Siyasetin ve dünyanın bu çirkin toz duman haline kafayı gereğinden fazla takıp, düşünceleri yersiz geveze etmeğe ne gerek var?

Eskiden İstanbul'un o çirkin trafiğinde,  2 - 3 saatte eve gitmeye çalışırken, bir an evvel eve varsam da çay içsem diye yemeği bile unuturdum. Hatta ramazanda bile yemekmiş, suymuş hiç umursamazdım; çay olsun birde peynir dürümü yeterliydi. O gençlik yıllarında çay ve kitap elimden çok tutmuştur. Kitap bu dünya misafirhanesine geliş gayemi, çay ise mutlaka dostun olsun, dost olmaz ise üşürsün; sohbeti ile üzerine hakikat yorganı atan biri olsun der gibiydi.

Çayın en büyük sıkıntısını askerde acemi birliğinde çekmiştim. Kepçeyle çelik bardağa çay konulduğunu görünce bu askerlik bitmez demiştim. Kepçeyle çay almak yerine 10 şınav çekip, ince belli bardakta çayı içmeyi yeğlerdim. Neyse ki usta birliğinde çay sıkıntısı bitmişti. Teskere yaklaştıkça çayın kıdemi ve ağırlığı da artıyordu; günler çayla ve sohbetle sayılıyordu. Arkadaşlarla muhabbet ilerledikçe teskere unutuluyor, arkadaşlığın, dostluğun hazzı oluşuyordu. Askerde erat gazinosunda demlikle çayı yaptırıp, masa etrafında toplaşınca, ilk çay sohbetin birinci vitesi oluyordu... İkinci bardakla sohbet ikinci vitese atılıyor ve ufaktan türkü mırıldanmaları… Üç ve dördüncü viteste artık türküler iyice gazinoyu inletir, kepler havaya uçar ve sonra hasretin ayak sesleri ile sessizlik oluşurdu… Yine öyle bir sohbetin imdadına başka bir sohbet yetişirdi. Ve sivil hayatla bambaşka hakikatlere eşlik eden çay…

Çaydaki asıl vites değişikliği; bir vadide ya da deniz kenarında ve heybetli tepeler yahut bir ormanlığın gölgesinde, manzaraya uzun uzun bakarken, aralanan tefekkür otobanında ki vites değişikliğidir... Semaverin dumanı, muhabbetin hoş büyüsü hakikatlere yapılan yolculukla vitesler artar; birinci bardak, ikinci bardak… Sohbetle iyileşiriz, sohbetle demleniriz ve sohbet eksiğimizi gediğimizi ortaya koyar… Dostluğu kansızlıktan ancak sohbetle kurtarabiliriz! Hadi bir dostla çay içmeye ve hakikatleri; kâinattaki muhteşem nizamı konuşmaya…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.