İmam Hatip Gerçekleri
Sayın Cumhurbaşkanımız bugün mezun olduğu okulun yeni binasının açılışını yapacak.
Merhum Mahmut Celalettin Ökten Hoca’nın kurucu müdürlüğünü yaptığı okul.
O zamanki adı İstanbul İmam Hatip Lisesi’ydi.
Bugün, İstanbul Recep Tayyip Erdoğan Anadolu İmam Hatip Lisesi.
O rezil 28 Şubat yıkımının ardından bitme noktasına gelen ‘İmam Hatipler’den, Allah’ın izniyle güzel bir nesil yükseliyor.
O sütü bozuk 28 Şubat darbesini hâlâ savunanlar, “İmam Hatip okullarının başarısız olduğu” yönünde bir algı yerleştirmeye çalışmakta.
İmam hatip gerçeklerini bizden okuyunuz efendim.

“Kuzey Irak’ta referandum” mevzuuna bugün “pek” girmeyeceğim.

Bu işin “Büyük İsrail Projesi”nin bir parçası olmadığını savunanlar, Siyonistlerin “ Devletsiz yaşamanın ne olduğunu biliriz. Onun için bu işe destek veriyoruz, kötü bir niyetimiz yok, hiçbir vakit de olmadı!” yollu lâflarına itibar etmeyi sürdürebilirler!..

“Hümanist” Siyonistler, alkış!

Gece gündüz,

Kürt-Türk meselesi değil bu, ne alâkası var, biz Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Siyonist tezgâha kurban gitmesine de karşı çıkıyoruz!” desek de “bize yakın” zannettiklerimizden bazıları dâhi ısrarla kulak tıkıyor!..

“Ortalık iyice karıştı, devletimizi kurmanın tam vaktidir!” oportünizmi, “petrol zengini olma” arzusu, Barzani’nin kimi “ailelere” sağladığı rantların etkisi, İsrail’in bölme, parçalama ve yutma plânı…

Meselenin esasında bunlar varken…

Bir yandan “Jönkürtler” diğer yandan da “Jöntürkler”, ısrarla “ırk” mevzuuna getirince lâfı…

İş karışıyor.

Oysa tablo net:

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Polis Akademisi Mezuniyet Töreni’nde birilerini “Yeni Lawrence”lar olarak nitelendirdi.

Geçmiş dönemlerde “MOSSAD” ile kurulan

ilişkilere dair “fotoğraflara” dikkat çekti.

Bunlar gerçek.

Kürt kardeşlerimizin gasp edilen haklarına kavuşmaları için “baldıran zehiri” içmeyi göze alan bir Lider’in, bunları “ırk” hassasiyetiyle dile getirdiğini öne sürebilmek için…

Ya düşman ya da kafasız olmak gerek!..

GELELİM, EĞİTİM-İMAM HATİP MESELESİNE

Türkiye’nin her tartışmada kamplaşmanın esiri olmaması, her tartışmada ortalığın iyice karışmaması, tartışmaların “grup taassubu”na değil de “irfana” dayanılarak yapılması, şüphesiz “sağlam eğitim”den geçiyor.

Sayın Cumhurbaşkanımızın sıklıkla dile getirdiği “İstenilen başarıyı maalesef yakalayamadık” özeleştirisi yerinde.

Lâkin, ben ortada vahim bir durum olduğunu düşünmüyorum.

Sıkıntılar var ama her ülkede var.

Öyle bir çağda yaşıyoruz, yüzde yüz “yalıtım” mümkün değil.

Çocukları için çoğu vakit aşırı endişelenen anne ve babalar olarak, “eğitim ve kültürde” çok geri kaldığımızı, o eski ruhu mumla aradığımızı söyler dururuz.

Eskiye özlem her devrin gerçeğidir.

Eski zamanlar hep aranır ve her kuşaktan insan, “Eskiden böyle miydi azizim, nerede biz, nerede şimdiki genç!” der.

Eski çocuklar ve gençler şimdikilerden çok daha saygılıdır.

Eski öğretmenler çok daha iyidir ve bizler bu sayede çok iyi yetişmiş, örnek insanlar olmuşuzdur!..

“Sen beni gençliğimde görecektin!” cümlesine gururla kalkan kafa ve kaş eşlik eder.

Evet, evet, hepimiz gençlik yıllarımızda birer fırtınaydık, nerdeee şimdiki gençler!..

Ben…

Geçmişin ve bugünün şartlarında yaşayan insanları birbirleri ile kıyaslamanın, oradan bir takım “kesin” yargılar çıkartmanın çok da sağlıklı olmadığını düşünüyorum.

“Eğitimde başarısız durumdayız.”

Neye göre?

Geçmişe göre mi?

Mesela…

Ben 12 Eylül 80 öncesinin talebesiyim; üniversitelerimizde, okullarımızda kan gövdeyi götürürdü o günlerde.

O günlerdeki eğitim bugünkünden çok daha iyi olsaydı, gençlerimizin çoğu bu oyuna gelmezdi!

Geçmişe gidin.

Birkaç adım geriye:

“Yarattık 10 yılda 10 milyon genç her yaşta!” diyen zihniyetin “öğretmenleri”ni mi özlemeli?

Osmanlı mı?

Orası da her yönüyle iyi ya da kötü değil.

Bir de yüzyıllar önce, faydalanabilirsin ama geri getiremezsin!..

O günün çocuk ve gençlerinin şartları bambaşkaydı.

O gün “sosyal medya” olsaydı, durumlar nice olurdu acaba?..

Medreseden “twit” atan talebeleri düşünsenize!

Ya da “selfie” yapan müderrisleri!

Dün dünde kaldı.

Bugün şartlar çok çok farklı.

En belirgin görüntü, medya eski medya mı?

Hergün milyonlarca mesaja maruz kalıyoruz, sürekli olarak çoğu “yanlış” olan haberleri izliyoruz.

Gözlerimizi, kulaklarımızı kapatsak da bir yerlerden giriyorlar beynimize ve kirleniyoruz!..

Bin türlü “nefis” tahrik edici unsur var, hepsi parmakların ucunda.

Ulaşılan neyse, kıymeti kalmıyor.

“Tüketime tahrik” müthiş.

“Yaşlı”lar etkilenirken bunlardan, kişiliğini oturtma mücadelesindeki çocuğumuz, gencimiz nasıl etkilenmesin?..

Eskiye saplanan, dertlenir durur.

Sadece ileriye bakan da önündeki çukuru göremez, düşer, kaybolur!

Mesele bugünü değerlendirebilmekte.

Eğitim ve kültürde daha iyisini, çok daha iyisini yapmanın gayreti içinde olacağız elbette.

“Dünden istifade edeceğiz” lakin, “dünde kalarak” yapmayacağız bunu.

Ve aslında yapmıyoruz.

Eğitim alanında güzel, çok güzel gelişmeler de oluyor.

Misal mi?

Buyurun:

İmam hatip ruhu bütün sıkıntılara rağmen gelişiyor.

Çok önemli bu; gündemimizdeki “ırkçılık zehiri”ne panzehir, imam hatip ruhunda.

Ben bir İmam Hatip mezunu değilim, vaktinde “Ticaret Lisesi”ne gitmemi tavsiye ettiler, gittim, bana uymadı ama çaresizdim, mezun oldum!

Sonra…

İktisat, edebiyat, iktisat, işletme, dolandım durdum.

Biri dört diğeri iki yıllık mezuniyetlerim var, bereket versin.

İmam Hatip olsaydı iyi olurdu gibi geliyor, daha sabırlı bir insan olurdum muhtemelen.

Böyle düşünüyorum.

İmam hatip eğitimin “üstün”lüklere sahip olduğuna inanıyor, ürünlerine baktığımda olumlu tabloyu rahatlıkla görebiliyorum.

Bunu, 28 Şubat’ın sütü bozuk darbecilerini kullanan düşmanlarımız da görüyordu ki, “İlk hedefiniz imam hatipler!” komutu geldi.

Kesintisiz ya da “Kesin Dinsiz” eğitim modeliyle, bütünüyle meslek okulları, özellikle de imam hatipliler perişan edildi.

Kesintisiz eğitim modelinin uygulamaya geçirilmesinin sonucu olarak, 497 bin olan İmam Hatip talebesi sayımız, beş yılda 64 bin 534’e düşürüldü!

İmam Hatip talebelerinin oranı yüzde 9 idi, yüzde 2.6’ya geriletildi!

Tam mânâsıyla kıyım!

Şimdi…

Bugün itibarı ile durum ne?

Şöyle:

İmam Hatip Talebesi Sayısı:

1 milyon 345 bin

Oran:

Yüzde 13.64!..

İmam Hatip Eğitimi “kemiyet açısından” gittikçe güçleniyor.

-64 binden 1 milyon 345 bin!..

-Yüzde iki buçuktan yaklaşık yüzde 14’e!..

Güzel!..

Bir okul grubunun özellikle “rağbet görmesi” diğer okul gruplarının bir kenara itildiği anlamına gelmiyor.

İmam Hatipli olmayanların oranı yüzde 86, kahir ekseriyet yani.

Evet, “kemiyet” meselesi böyle.

Ya “keyfiyet”, “kalite?”

Din Öğretimi Genel Müdürlüğü’nün birbirine bağlı internet sitelerini inceledim, konuya vakıf uzmanlardan bilgi talep ettim.

“Ürünlere” baktım…

O rezil 28 Şubat yıkımının ardından bitme noktasına gelen ‘İmam Hatipler’den, Allah’ın izniyle güzel bir nesil yükseliyor.

İmam hatipli olmayan kardeşlerimizi de teşvik edecek güzel gelişmeler.

Nasıl mı?

Bir sonraki (muhtemelen önümüzdeki Pazar günü) Milat’ta yer alacak yazımızda ayrıntıları vermeye çalışacağız.

Güzel şeyler oluyor, enseyi karartmayın!..

MOTORLU TAŞITLAR VERGİSİ VE “ZARARLI” LÂFLAR!

Türkiye çok zor bir süreçten geçiyor, başta “savunma” harcamaları olmak üzere bütçemizi zorlayan yükler artıyor.

Bundan dolayı da tam da “Kuzey Irak-Referandum” tartışmalarına “denk gelen” bir tartışma:

MTV’ye yüzde 40 zam!..

Biz nice acılardan geçtik.

Millet karşıtı iktidarlar döneminde ne tüp kuyruklarına, yağ kuyruklarına girdik.

Zamsız hafta geçirmediğimiz dönemler oldu.

O günlerle kıyasladığımızda bugün için “şükür” diyoruz.

Bununla birlikte, “dün”de yaşamıyoruz.

Bugünün farklı zorlukları var, ailelerin masraf kalemleri çok arttı, yaşamak yine çok zor.

“Bin küsur” lira emekli maaşıyla, büyük şehirlerdeki küçük kiraların 700 lira olduğu bir vasatta geçinmeye çalışmak!

Asgari ücretle yaşam mücadelesi vermek!

Bu ortamda yüzde 40’lık vergi zammı elbette acıtır.

Sayın Cumhurbaşkanımızın duruma el koyması yönündeki talepler de artar.

Hal bu iken, AK Parti’den birileri, “Ne var kardeşim, siz de dışarıda yemeğe gitmezsiniz olur biter!” yollu yaklaşımlarda bulunursa…

Bir yandan da, en temel konularda bile hükümet üyelerinin birinin dediği ile diğerinin dediği birbirini tutmazsa….

AK Parti civarlarında (Mesela Çukurambar taraflarında) LÖKÜS mekânlarda acayip muhabbetler dönerse…

Bu işin faturası “Yeni Türkiye”ye çıkar!..

Artıları eksilerinden fazla olan bir Cumhurbaşkanı’nın kaptanlığında, dev dalgalara direnmeye çalışıyor gemi.

Buz dağlarına çarpmadan “hedefe” doğru yol almaya çalışırken…

Birilerinin “alt tarafı” deldiğini görüyoruz.

Yeter!..


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hüseyin ZAVALSİZ 2017-09-29 01:35:32

Yazarımıza katılıyorum bir imam Hatipli olarak imam hatip mezunlarının suç işleme oranı çökmüş çok düşük hamdolsun.torbaya yasaya konulan vergi artışları sadece savunma sanayine harcanacak burası çok önemli s-400 Lee alıyoruz birde koşulsuz sınırlama yok artı ikinci parti teslimatı bizim mühendislerle beraber yapılacak SİHA larida biz üretiyoruz bunları okuyup gördükçe Devletimle gurur duyoyorum. İnşAllah daha iyi olacak. Günümüz teknoloji günü ekonomist yazarlarımızdan ve siyasilere de görev dusmekde bu sene maşAllah şirketler süper kar açıklıyor açıklamakta buradan seslenmek istiyorum bu şirketlerde asgari ucretli ve taşeron çalışması kaldırılıp kadro verilmeli madem kazanıyorsun calisaninada ver. Burdan da devletin geliri artacak sevgili insanlar lütfen bu konunun önemini paylaşalım ve mail yağmuruna tutalım nimete ekonomi yazarlarına. Mesela şirketin yönetici TV programına çıkıp şirketi şöyle buyuttuk böyle çalışma yaptık vb. Moderatör sormuyor bile çalışanlarıniza yansıması oluyormu ücret olarak? Asgari ucretle çalışaniniz varmı diye? Buradan duyurmak istiyorum büyük ölçekli şirketlerden asgari ücret kaldırılıp daha iyi maaş verilmeli buradan siyasilere de duyurulur.

Avatar
Hüseyin ZAVALSİZ 2017-09-29 01:44:16

Şirketler yaptırdıkları okul cami vb. Hizmetleri vergiden dusebiliyor. Buna katılmıyorum çünkü ben hayır yapacağım zaman kazandığım paradan yapıyorum.sirket de hayrını kesesinden yaptirsin vergiden dusulmesin kendi hayrı olsun yoksan vergiden düşülerek yapılan hayır onun hanesineme yazılır ödenen vergiler millete hizmet olarak dönüyor ozaman bu hayır milletin oluyor. buda değişmeli o zaman bir S-400 daha aliriz. Serdar beye teşekkür ederim bu konuyu açtığı için pazar günkü yazinizi şimdiden merak etmeyin Hayırlı Cumalar

Avatar
Serdengeçti 2017-09-29 20:06:04

Okulun adi sadettin öktem olsa daha iyi degilmiydi