Son yüz/iki yüz yılın önemli bir alimi olan Said Nursi, “Elimizde nur var, topuz yok” der. Bu yazıyı yazarken, yüreğimde iyi niyet ve kalem olduğunu, topuz olmadığını, amacımın üzüm yemek olduğu, bağcıyı dövmek olmadığının bilinmesini isterim.

Alanında oldukça başarılı olan bir Edebiyat öğretmeni geçtiğimiz gün beni arayarak “Ders anlatmamı aksatıp insicamımı bozan bir öğrenciye sessiz olmasını söylediğimde, ‘Hocam, artık biz de size not verecekmişiz. Sınıfın ortasında beni küçük düşürürseniz size on puan vereceğim’ dediğinde ne diyeceğimi bilemedim” diyordu titreyen ses tonuyla.

Arkadaşımın bu anlattığı bana bir zamanlar İçişleri Bakanlığı yapan İdris Naim Şahin’in Erzurum/Pasinler’de yaptığı gafı anımsattı. İlçelerine Bakan Şahin’in gelmelerine sevinen 60 yaşındaki Mustafa Boğaçayır “Sayın Bakanım, senin geldiğine çok sevindim” dediği sırada İdris Naim Bey “Yok ya, nereden bileyim sevindiğini? Hadi bir takla at ya da oyna göreyim. Çal bakayım davulcu” demişti.  Nasrettin Hoca’nın fıkralarına bile konu olamayacak türden olsa da, ne yazık ki yaşanmış bir olay bu.

Yarın öbür gün bir öğrencinin “Öğretmenim, nereden bileyim samimiyetinizi, bilginizi, dürüstlüğünüzü, bizi sevdiğinizi? Hadi bir takla atın ya da oynayın da göreyim” derse öğretmenin gözyaşını, titreyen ses tonunu nereye koyacağız?

İki-üç puan ile takdir ve teşekkürü kaçıran öğrencilerin veya velilerinin bu işi bir intikama dönüştürüp yüksek performansa sahip olmasına rağmen öğretmene düşük performans vermesini nasıl engelleyeceğiz?

Öğretmeni “çocukları yaşındaki” yavruların önünde süklüm büklüm olacak veya velilerin önünde ceket ilikleyecek hale getirerek mükemmel bir eğitim sistemi beklememiz ne kadar isabetli acaba? Öğretmeni gördüğünde babasını görür gibi kendine çeki düzen veren öğrencilerin yetiştiği ve (öğretmen) liselerinden yetişenlerin direkt öğretmen olduğu eski günlerdeki sistem ile; günümüzde babasına bile gösteremediği saygısızlığı öğretmenine gösteren öğrencilerin olduğu ve üniversiteyi bitirmekle kalmayıp yüksek lisansını, doktorasını yapıp atanamayan öğretmenlerin olduğu sistem kıyaslandığında öğretmene saygı ile eğitim sistemindeki başarı arasındaki bağlantıyı benim gibi sizler de kuruyor musunuz? Kabul edelim veya etmeyelim, bir ülkenin eğitim sistemi, öğretmenine verdiği değer ölçüsünde başarılıdır.

Doktoru hastaya muayene ettirmek, polisi hırsıza tutuklatmak, hakim/savcıyı sanıklara değerlendirtmek ne derece beis ise, öğretmene öğrenci veya velinin performans notu vermesi de o derece beistir…

 Üniversitelerdeki profesörlere, doçentlere sesleniyorum: Performansınızı lisans öğrencilerinin değerlendirmesi gündeme düşerse kendinizi nasıl hissedersiniz? Öğretmen yetiştiren eğitim fakültelerindeki hocaların bu konuda ses çıkarmaması, yetiştirip eğitim camiasına sundukları öğrencilerine (öğretmenlere) destek olmamaları nedendir acaba? Yarın biri de çıkıp imam hatip okullarını imamlar, müezzinler değerlendirsin derse hiç şaşırmayın…

Devletimiz, MEB bünyesinde istihdam ettiği öğretmenlerinin performansını değerlendirmek istemesi belki bir nebze anlaşılabilir. Ama bunun öğrenci ve veli üzerinden yapılması rahatsızlık vericidir. Öğretmenlerin; öğrenci ve veli gibi siviller tarafından denetlenmesi yerine, devlet bünyesinde istihdam edilecek bir birim çalışanları tarafından denetlenmesi daha doğru olanıdır. Eğitim tamamen sivilleşip özelleştiği sırada sivil halk tarafından denetlenmesinde belki bir beis olmayabilir. Ama eğitim devlet eliyle verilen bir hizmet iken, işin içine sivillerin katılması ve denetim mekanizması gibi önemli bir alanda işin içine dahil edilmesi toplumumuzun dinamiklerine uygun düşmeyen bir uygulama.

Yetkili Sendika olması nedeni ile tutumunu önemsediğim Eğitimciler Birliği Sendikası’nın Öğretmenlere Performans Sistemi’ne karşı yaptığı çalışmayı, durduğu noktayı önemli buluyorum. 81 ilde tüm okullarda imza kampanyası başlatıp “İmzanı Gönder, İradeni Göster” diyerek üyelerinden imza toplayıp bunu Milli Eğitim Bakanlığı’na ve TBMM’ye sunacak olması önemli bir çalışma. Eğitim Bir Sen’in “Performans değerlendirme taslağına hayır diyor, şiddete yasal düzenleme istiyoruz” talebinin yetkililer nezdinde karşılık bulacağını ümit ediyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Adem TAŞPINAR 2018-04-04 18:08:07

Bu karar öğretmenlik mesleğini ayaklar altına alma karardır. Öğretmenlerin değerini artırmak yerine böyle bir uygulamanın yürürlüğe girmesi bir kıyımın başlangıcı olacaktır. Bir an önce bu hatadan dönülmez doğru karar olacaktır.

Avatar
Önder 2018-04-04 21:54:16

Bu işi çıkaran bir kripto feto olabilir mi. Çünkü böyle şeytan i işler fetoculara aittir. Malum meb halen temizlenmiş değil.

Avatar
Çilem Altındağ 2018-04-05 00:25:57

Öğretmenlik kutsal bir meslektir öğrenci ve velilerin oyuncağı olamaz

Avatar
Ahmed 2018-04-05 11:48:33

Bu duruma sevinenler unutmamalı ki, bu durum sistemdeki de çok büyük bir delik açacak ve yetistirilemeyen bir nesil yarın tüm Türkiye'nin , bu duruma sevinenler de dahil hepinizin karşısına olumsuzluk olarak çıkacak

Avatar
Nalan TURSUN 2018-04-05 19:24:34

Öğretmen,geleceğin kapısını açan anahtardır.bu tür kararları çok gereksiz ve yersiz buluyorum

Avatar
Halil Küçük 2018-04-08 14:06:51

Bu bir feto tuzağiysa Bakanlik uyanik olup oyuna gelmesin. Tasariyi geri çeksin. Ikide bir isitip ısıtıp gundeme getirmesin. Bu bazen rotasyon bazen performan şeklinde karşimiza çikiyor. Bizim bakanlik bunu hep yapiyor. Öğretmenin nefretini kazaniyor.

Avatar
Riza 2018-04-09 10:58:15

Simdi elimden cekecegin var matematikci