Bilgi, teknoloji ve paranın dünyayı global bir köy haline getirdiği günümüzde iktidarlar asimetrik savaşlarla belirleniyor. Bu savaşta dost kim, düşman kim, kim kime çalışıyor, kim ne zaman ve niçin kimin yanında saf tutuyor hepsi bir muamma.

ABD’de Trump’ın iktidara gelmesi için uğraş veren Rus istihbaratı, Trump iktidara geldikten sonra ABD ile olan asimetrik savaşına son mu verdi? Yoksa Rusya’nın çıkarları doğrultusunda bu sefer Trump karşıtları ile kol kola girerek, Küreselci-Atlantikçi çekişmesinde yepyeni bir rol mü üstlendi? Macron’un iktidara gelmesinde Putin’in Almanya’yı dizginleme hesapları ne kadar etkili oldu? Kaddafi’nin Sarkozy’e valizlerle gönderdiği seçim yardımının amacı neydi? Sarkozy bu kadar yardımı aldıktan sonra Kaddafi’yi niye vurdu? Listeyi uzattıkça uzatabiliriz. Mossad’ın yetiştirdiği Filistinli Muhammed Dahlan’ın Arapları İsrail’in politikalarına âmâde etme çabaları ve Suudi Arabistan’daki saray darbesi sonrasında BAE ve Suud’ların attıkları adımları asimetrik savaşta nereye koyacağız?

Küresel aktörler zaman zaman büyük oyunu kazanmak için küçük oyunu kaybediyormuş gibi görünebiliyorlar. Veya kendilerine düşmanmış gibi görünen nice aktörü kendileri hesabına çalıştırıyorlar. Rusya’da seçim zaferiyle iktidarını pekiştiren Putin’in resmi olarak koltuğuna oturmadan önce Yolsuzlukla Mücadele Fonu kurucusu Aleksey Navalniy’in sokakları hareketlendirmesinde MOSSAD’ın etkisini görmeyecek miyiz? Lübnan seçimlerinde Hizbullah ve Emel iktidarının güçlendirilmesi, İsrail-Suud projesine boyun eğmeyen Cumhurbaşkanı Mişel Avn ile Başbakan Hariri’nin oy kaybetmesi İsrail’in bölgede ateşlemeye çalıştığı küresel vekâlet savaşına Lübnan’ı zemin haline getirecektir.

Ermenistan’da muhalif Lider Paşinyan’ın, Ermenistan Cumhuriyet Partisi’nin parlamentoda mutlak çoğunluğuna rağmen Başbakan olabilmek için parlamentonun feshi ve ülkeyi olağanüstü seçim sürecine götürmesini, İsrail-ABD-İngiltere ekseni ile Türkiye-Rusya-İran ekseni arasındaki savaşın bir yansıması olduğunu es mi geçeceğiz. Eski Ermenistan Cumhurbaşkanı Sarkisyan İran ve Rusya’yla uyguladığı yakınlaşma politikası sebebiyle cezalandırılarak iktidardan edildi. Irak’ta İsrail-ABD-İngiliz aklının gayrı resmi referandumla beceremediklerini seçimlerde defakto haline getirmek için Suudlar eliyle Irak hükümetine Avrupa Parlamentosu ve ABD kongresi üzerinden Türkiye’ye, nükleer anlaşma bahanesiyle İran’a baskı yapmasını görmeyecek miyiz? ABD müttefiklerinin Türkiye’yi terör koridoru ile kuşatma projesinden bir türlü vaz geçmek istememelerinin sebebini düşündünüz mü?

Bütün bu hengâme arasında Türkiye, iç istikrarını perçinleyecek olan 24 Haziran seçimine giderek, oyun kurucuların ezberlerini bozuverdi. Nihai hedefi Nil ile Fırat arasını, özelde de Kudüs’ü Müslümanlardan arındırmak olan Büyük Ortadoğu Projesini her hâlükârda devreye sokmak isteyen güçler; bu projeye Zeytin Dalı ile, Fırat Kalkanı ile, gayri resmi Irak referandumuna kendi bekası için taş koyma tavrı alan Türkiye’nin içerden istikrarsızlaştırma oyununda İP’leri ellerinden kaçırma riskiyle karşı karşıya kaldılar.

İP’i ellerinde tutmak isteyenler dolar, petrol, altın operasyonları yaptılar. Yetmedi Türkiye’nin kredi notunu düşürdüler. Yetmedi bir de F35 ambargo tehdidi çıktı karşımıza. Abdullah Gül’ün çatı adayı olmamasında Genel Kurmay Başkanı Hulusi Akar’ın nezaket ziyaretinin ne kadar etkisi olduğu bilinmez ama çatı adayı sürecini çökerten Meral Akşener’in adaylıktan vazgeçmeme ısrarında hükümete yakın ünlü bir holdingin ortağının Akşener’e nezaket ziyaretinin sonucu olduğu anlatılıyor.

Türkiye’ye karşı asimetrik savaşı ve seçimlerin bu savaştaki yerini anlamak isteyenler, FETÖ’nün işlevi ve FETÖ ile mücadeleyi, ‘ananasları’ iyi anlamak zorunda. Asimetrik savaşın Gezi aşamasında çapulcuların Divan otelinde ağırlanması ile Divan oteli sahiplerinin Rothschild ailesi ile yıllardır süregelen ortaklıklarını görmek zorunda. Meral Akşener gibi suyun öteki tarafından olan Muharrem İnce’nin bu işin neresinde olduğunu görmek isteyenler İnce’nin aday gösterildiği Ahmet Taner Kışlalı salonuna iyi bakmak zorunda.  İnce adaylık açıklamasında sağına Deniz Baykal’ı koltuğundan eden proje Kemal’i soluna ise hepimizin çok iyi tanıdığı Bilderberg’ci Hikmet Çetin’i aldı. İnce, Kılıçdaroğlu’nun kavga etmeyen, ekonomist tarifine uymuyordu ama İnce İp’i elinde tutan Diyarbakırlı Hikmet Çetin, ABD’de Willims College’de kalkınma ekonomisi üzerine master yaptı. Standford üniversitesinde planlama modelleriyle ilgili araştırma yaptı. Afganistan’da NATO kıdemli sivil temsilcisi olarak çalıştı. Deniz Baykal’a karşı muhalefet hareketi olan Mustafa Sarıgül’ün Türkiye Değişim Hareketi’nin fikir babalığını yaptı.

Bu seçimler, Türkiye’ye karşı nükleer enerji ambargosunu kıranlarla, nükleer enerjinin kullanılmamasını isteyenler; Güvenlikte Türkiye’nin bağımsız politika uygulamasını isteyerek S-400 füzesi alma hakkı olduğunu savunanlar ile ABD-İsrail-Batı’ya güvenliğimiz dâhil her şeyimizi teslim edenler; Türkiye’yi İslam ümmetinin lideri görenlerle, batının kuyruğu olarak görenler arasında geçecektir. Tayyip Erdoğan’ın sadece ve sadece Nükleer Lobi’yi mağlubiyete uğratarak ülkemize 3 nükleer santral projesini kazandırma azmi bile milli ve yerli ittifak olan Cumhur ittifakına oy vermemize sebeptir. Bu seçimler yıllar yılı emperyalizmin pençesindeki Türkiye’nin özüne dönerek yeniden şahlanışa geçeceği dönüm noktası olacaktır. PKK kurucusu APO’nun dışişlerindeki yakın hamisi sözde MİT’çilerle el altından işler çeviren Diyarbakırlı Hikmet Çetin’in ipiyle kuyuya inmeye kalkanlar, ipin inceldiği yerden koptuğunu görecektir.

 Vesselam.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.