Varılan noktada, bu kadar yol aldığımızı düşündüğümüz halde, hala ciddi sorunlarla karşı karşıya geldiğimize göre belki de her şeye yeniden ve sıfırdan başlamak gerekir. Belki yeniden bir teori kurmak, yeniden o teorinin pratik zeminini arama zamanı çoktan geldi. Belki yeniden erdemli bireyi inşa uğraşı vermek, aileyi yeniden tanımlamak, yeni bir cemiyet, yeni bir kurumsal yapı, yeni bir iç dünya tesisi, yeni bir birey-devlet ilişkisi, yeni bir insan modeli üzerine düşünmek gerekir.

Velhasıl hayatın hemen her alanında yeni bir inşa hamlesi başlatıp birkaç nesil sonra semeresini verecek olan büyük bir dönüşümün nüvelerini derilerin altına ekme vakti geldi.

Ak Parti, başlangıcından başkanlık seçimlerine kadarki süreçte genelde bir aksiyon fırsatı bulamadı. Daima kucağında, kendinden önceki nesillerin, siyasetin, sosyolojinin miras bıraktığı sorunlarla didindi ve güncele dair de dışarıdan gelen tazyikler karşısında konjonktürel davranmak zorunda kaldı. İçeride askeri ve bürokratik vesayetler, PKK, FETÖ benzeri bir yığın sorunla uğraşmanın yanı sıra Batı’nın Ortadoğu coğrafyasına yönelik hoyratça sömürgeleştirme hamlelerine yönelik kafa yordu, efor sarf etti. Elbette, eşyanın doğası gereği idealizminde birtakım aşınmalar, yorgunluklar ve dikkat dağınıklıkları ortaya çıktı.  Ama artık kendisine yönelen, maruz kaldığı, ansızın kucağında bulduğu sorunlarla baş etmenin bir adım ötesine geçmek zorunda. Yeni bir gençlik oluşturmanın imkanlarını zorlayıp geleceğin dünyasının inşasında doğrudan rol alacak, özgüveni yüksek, kendinden emin, neyi, nasıl yapacağını bilen ve gelenek ile şimdiyi sentezleme kabiliyeti üst düzeyde bir neslin ihtiyaç duyduğu ne varsa sunup organizasyonunda da doğrudan rol almanın yordamlarını arayıp bulması gerekiyor.

Bu yeni gençliğin karakteristliklerine gelince; nereden gelip nereye gitmekte olduğunu bilen, dünyanın geçiciliğine inanmakla birlikte misafirliğin gereklerini yerine getirmekten geri durmayan, içinde yaşadığı dünya evini olabildiğince yaşanabilir, olabildiğince kavgasız, gürültüsüz, olabildiğince hakkaniyetli, olabildiğince bilgili, kültürlü, sanata duyarlıklı hale getirme uğraşı veren inançlı, ahlaklı, mefkure sahibi; geçmişini, geleceğini kurmak için öğrenen, öğrendiklerini nefsine uygulayan; Allah’la, Peygamberle, Kitap’la son derece uyumlu, oradan aldığı ilhamı onlardan habersiz olanlara ulaştırma kaygısı güden; bırakın insan öldürmeyi ve ölümüne seyirci kalmayı, bir karıncayı bile incitmekten hayatı kararacak kadar sarfınazar eden; dünyanın farklı coğrafyalarında ezilen, horlanan, aşağılanan, hakkı gasp edilen insanları din, dil, ırk ayrımı gözetmeksizin kendinden addeden, onlara karşı kendini sorumluluk sahibi gören; hayatı baştan başa, kendisinden öncekine güzellikler ekleme biçiminde tahayyül eden bir gençlik inşası…

Her şey biter. Hayat, biraz da çimlerin yanına konmuş tabut gibidir. Ömür, zaman, mekan, insan tükenir. Geriye sadece eylediklerimizin toplamı bir kitap kalır. Elimize tutuşturulur ve aynadan bize seyrettirilir. Mesele, kendi yazdığın amel kitabını okurken tebessüm mü ettiğin yoksa yüzünü mü buruşturduğundur. Değilse, mazi aynasında yüzünü buruşturanların ruhundan daha çirkini var mı?


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.