Yıl 2018! Ve insan hala aynı…

İnsan; ailesini bu kadar ihmal ederek, kendi isteklerini önceleyip aile fertlerini görmemezlikten gelerek yaşayabilir mi?

Kalesi olması gereken evlerini bu kadar çürütüp, evlatlarını bu kadar yalnız bırakıp savunmasız bırakabilir mi?

Bir gün büyüklerini terk ettiği gibi, kendi evlatlarının da kendini terk edebileceğini bilerek hatada ısrar edebilir mi?

Kendine bu kadar zulmederek mutlu olması beklenen hayatta nefessizliği, neşesizliği, huzursuzluğu seçebilir mi?

Kulaklar duymak, gözler görmek, kalpler de anlayıp sevmek için yaratılmıştır. Nasihat dinlemeyen kulak, güzel görmeyen göz, doğru algılayıp sevmeyen kalp bedene yüktür.

Bütün sözler dinleme, anlama ve uyma ile hayata anlam katacaktır. Güzellikler; ancak dinleyenler ve yüreğine söz geçirenler için olacaktır. Zira ancak mutluluğa talip olanlar umduklarına kavuşacaklardır.

Alemlerin tek sahibi sözü dinleyip uyanları doğru yola ileteceği müjdesini Zümer suresinde beyan etmiştir. Bunu da sağlam duruşlu olma şartına bağlamıştır. Zira sağlam duruşlu olmayanlar ne istediğini bilmeyenlerdir.

İnsanı insan yapan belki de diğer mahluklardan üstün yapan en önemli özelliği kalbi, dinlemesi ve görmesidir. Gezip dolaşma; yapılan hatayı anlayıp değiştirmedikten sonra ne anlam ifade edecektir?

Gözler ve kulaklar kalbin danışmanıdır. Göz doğruları görür. Kulak doğruları işitir. Lakin kalp kendini yalanlayanları dikkate almaz. Hatta kalp doğruları görmeye ve işitmeye tahammül bile edemez. Asıl vurgunun kalbe yapılması bundan dolayıdır.

İman; güven ve teslimiyetin birleşimidir. Güvenin olduğu yerde teslimiyet vardır. Elbette sonsuz teslimiyet Allah’a olmalıdır. Zira Hak Teala’nın doğruları yapanlar için hoş bir hayat, güzel bir istikbal vaadi vardır.

Rahman, kullarına karşı güven veren, elinden, belinden, dilinden emin oldukları insanları muhatap alır.

Güvenilmeyen insana ne emanet edilebilir ki?

Güven veren güven duyulmayı da hak edecek, sorumluluklarının farkında olacak, her nimeti emanet olarak görecektir. Eşi ve yakınları da bir emanet değil midir?

Ailesine mutluluk sunmayan başkalarına sunabilir mi?

Yaptığı hayırlı işler dahi olsa mutmain olabilir mi?

İçinden gelen sesi duymamazlıktan gelebilir mi?

Sevginin ve merhametin olmadığı yuvalarda mutluluk olur mu?

İç huzuru yakalamadan, Hakka vereceği hesabı düşünmeden, birbirlerinin örtüsü olmadan, evde yaşanan sorunları beraber halletme derdinde olmadan, hayırda, af etmede-vermede-sevmede-güzelliklerde yarışmadan huzurlu olunur mu?

Hayatı kazanma endeksli yaşamak bu kadar mı zor?

Ticaret mantığını neden evlerimizde göremeyiz?

Neden eşlerimize “çantada keklik” gözü ile bakarız?

Neden cinsellik; gözleri haramdan çevirtecek ve iffeti koruyacak olan evliliklerde silah olarak kullanılmaktadır?

Neden insan; aldatılmanın acısı herkes için aynı iken aldatılmayı asla istemezken sevdiklerine bu kadar acı çektirmektedir?

Karşılıklı iyi niyet ve davranışların ve olmadığı, şüpheli hal ve hareketlerin olduğu, şifrelerin ve özellerin bol olduğu aile bireyleri birbirlerinden ne kadar emin olabilir ki?

Yoksa iyilik ile kötülük yapanın hayatlarının ve istikballerinin aynı olacağını mı sandık?

Hep iyi olduk da karşımızdakinin kötü, bu kadar sıkıntılı hayat yaşamanın suçunun hep karşımızdaki olduğunu mu sandık?

Hep zannettik. Zanlarımıza da en çok biz kandık. Yalan dediğimiz dünyaya her zaman aldandık.

Her isteğimiz hemen ve tam olsun istedik. Verdiğimizi anında almak istedik.

Hatta ekmeden biçmek, emek vermeden yemek istedik.

Diken ektik gül bitsin istedik. Gül çıkmayacağını bili bile istedik ve sonunda isyan ettik.

Akabinde ne mutlu olduk, ne de mutlu edebildik.

Ne kadar mutlu edersek o kadar mutlu olacağımızı da bilemedik.

Ves-Selam..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ayse Yazılıtaş 2018-01-04 12:10:18

Yazınızı büyük bir inanç ile okudum. Tahminime göre insanlar elbette huzurlu olmak isterler, fakat nasıl yapacaklarını bilmediklerinden, daima bildikleri yanlışta ısrar ederler. Rabbim cümlemize ilim ihsan eylesin. Teşekkür ederim yüreği güzel insan! Sevgiler