Hayatın tecrübelerden örülü bir yumak olduğu düşünülürse, yumağa bir tecrübe katacak ilginç bir konudan başlıyorum bugünkü köşeme. İnternet hırsızlığı, yani sanal alemin imkânları kullanılarak yapılan dolandırıcılık.

Türkiye’de bulunduğum için yoğun tempoda saatlerim ve günlerim geçiyor olduğundan vaktinden önce köşe yazımı hazırlayıp yoğunluk içinde kaybolmadan sorumluluğumu yerine getirmek de istiyordum. Bu isteğim gecenin yorgunluğunda kayboldu. Özel bir davetteydim. Dostluk ve muhabbetin de yumak yumak örüldüğü gecenin uzayan saatlerinden çalıp vaktinden önce hazırlamayı düşündüğüm makalemi kelimelere dökemedim. Bazen yapılmak istenenler planlanmış olsa dahi yapılamıyor işte.

Günler ve saatler öyle dolu geçiyor ki birden fazla güzelliği aynı zaman zarfına sığdırmaya çalışmak aksaklıklara neden olabiliyor. Benim bu yazıyı yazmaya başladığım saatlerde de öyle bir şey başıma geldi. Ünivesite email hesabım çalınmıştı. “15 saat önce şifreniz değiştirildi” mesajı veriyordu. Bütün uğraşılarıma rağmen geri alamadım.

Dostlarla birliktelik, sonra sabah namazının bir camide huşu içerisinde kılınması, güne besmeleyle başlanıp dostlarla yapılan hoş kahvaltı derken zamanın asude esintisinde kaybolan başka güzellikler vaktinden önce yazmamı engellemişti. Oysa bugün dünyada yada ülkemizde önemli gelişmelere değinerek köşemi doldurmak istiyorum...

Olmadı işte...

Hatta bir ara 26 yıl öncesine beni alıp götüren geceyarısı sohbetinden bahsetmek, zamanın asude akışında kaybolmayıp, eskiye dair ne varsa yeniden yadettiren dostlarla yaptığımız birlikteliklerden bahsetmek istemiştim.  İmam Hatip yıllarının ruhumda bıraktığı dostluk izlerini sürüp eskimeyen dostlarla arkadaşlık günlerimizi yad ettiğimiz, neredeyse 26 yılın intikamını almak istercesine kahkahalara boğduğumuz Bahrem’in yazlık evinden bahsedecektim. Ahmet’in, Bahattin’in Ali’nin ortamı depreştiren kahkahaları, Muhammet’in yokluğunu hissettiren fıkıh tartışmalarının uzamadan kemâle ermesinden, Bahremin arayıp da bulamadığı soruların cevapsız kalmaya mahkum oluşundan...

İnsan için dostlarla görüşmek, onlarla hemhal olup yaşamın bütün çekilmezliklerine rağmen gülebilmek, acılara aldırmadan kahkahalar basabilmek belki de günümüz insanının en çok ihtiyaç duyduğu şeydir. Bir bakıma doğal bir tedavi yöntemi, yani yaşam terapisidir. Ücretsiz yapılan, ama milyon liralara bedel bir doktor tedavisi gibidir. İnsanın belki de en çok ihtiyaç duyduğu şey hızla akıp giden zamandan çalıntı yapıp dostlarına, sevdiklerine zaman ayırma iradesini göstermesidir.

Hernekadar sevdiklerimizle, dostlarımızla teknolojinin verdiği imkanlarla görüşebiliyor, yazışabiliyor, dertlerimizi paylaşabiliyor olsak da fiziksel birlikteliğin yerini hiçbir teknolojik aygıt tutamıyor. Sevgiyi çağıran eller sıkışmadan, kalpleri birbirine yaklaştıran kucaklaşmalar yapılmadan avraların etkileşime girmesi, içten gelen kahkahaları birbirine karıştırması mümkün olmuyor.

Hepimiz tecrübe etmekteyiz teknolojinin getirilerini, fakat bizden götürdüklerini çoğu zaman anlamak yada görmek istemiyoruz. Belki de bir illuzyon içinde yaşayıp gidiyoruz. Fiziksel birlikteliklerimiz olmadan göçüp gidiyoruz şu üç günlük dünyadan.

Hafta sonu yaptığımız aile pikniğinde bir kez daha şahit oldum ülkemizin imkânlarının ne derece iyileşmiş, Konya’mızın her yerinin mesire (piknik) yerleri ile güzelleşmiş, yeşil alanlarının artmış olduğunu. Görmesini bilenlere sayısız güzelliklerin olduğunu gördüm.

Cennet yurdumuzun saymakla bitmeyen güzelliklerini göremeyen ferasetleri körolmuş insanların sayısının da az olmadığına şahit oldum. Onlara da Allah ferasetle bakma gözü versin ki yapılan güzellikleri görsünler, oynanan oyunların farkına varıp ülkemizin kıymetini bilsinler...

Geçen haftadan beri Türkiye’deydim, hem davetli olduğum ilmi toplantıya katılmak hem de gelmişken dostları, yakınları ve hepsinden canalıcısı canlarımı görmek için. İlmi toplantıda çok güzel insanlarla birlikte oldum. Farklı düşüncelerin oluşmasına kaynaklık edecek entellektüel birikimler paylaşıldı...

Yazıma internet hırsızlığı ile başlamıştım ama birtürlü konuya giremedim. Sabahleyin bugünkü yazımı yazmak için bilgisayarımı açtığımda email kutuma giremedim. Şifrem internet hırsızları tarafından haklanmıştı. Defalarca farklı yöntemler uygulamama rağrmen geriye alamadım. Malezya’daki üniversitemin Bilgi ve Teknoloji depertmanını arayıp durumu bildirdim, hiçolmazsa sistemde yapacakları bir uygulamayla meseleyi çözebilirler ümidiyle...

İşte bu yüzden internet hırsızları ile uğraşayım derken yazım da geç kaldı...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.