Demek ki toparlanıyoruz… Demek ki büyüyoruz… Demek ki Allah ve Resûlü'nün hoşuna gidecek bir şeyler yapmaya başladık ve tarihin bile iftihar duyduğu şanlı ecdadımıza layık olmaya başladık ki; saldırılar çoğaldıkça çoğalıyor... Etrafımızı sarmaya çalışıyorlar… Onlar saldıracak biz ise inşallah sağlam duracağız… Eskisinden daha fazla birbirimizi sevip, kardeşliğin tesisine gayret edeceğiz... Tek kurtuluş; Allah’ı razı etmek ve İslam kardeşliği!

Kardeşlik kolay olmaz, bağımsızlık kolay olmaz, sağlamca doğrulup hak ve adalet için haykırmak kolay olmaz… Engeller çıkacak; şeytan ağır silahlarını hep maksadı kirli, düşüncesi kirli insanlara verdi ve verecek. Düşmanı hiç mühimmatsız bırakmayacak! Ama bizim öyle bir silahımız var ki; iman ve imandan gelen feraset. Sezgilerimizi bileyip, ihanetler kınından çıkmadan imha etme becerisine kavuşmak için gayret edeceğiz…  

Nedir bu İran Gezi olaylarının sakladığı gerçek?

Evlad-ı Resule muhabbet ettiğini iddia eden İran’ı; sadece Türkiye tarafına bir cephe daha açılsın diye kurcalamaktalar... Elbette ki; Amerika tarafından İran’ın kurcalanması, gezi benzeri hadiseler bir bahane. Asıl mesele; Evlad-ı Resulü gerçek manada seven, sünnet-i seniyyeyi ihyâ etmekte gerçekten samimi davranan ve bunu da tarihinde defalarca ispatlayan, her türlü sınavı anlının akıyla geçen Türkiye’dir… Oynanan oyunların amacı; Hz. Ali’ye ve bütün sahabelere samimi muhabbet eden, çocuklarına Ali, Hasan, Hüseyin, Osman ismini takan Hz. Ömer’e hürmette ve sevgide kusur etmeyen, Allah’ın razı olacağı şekilde İslam’ı yaşayan Türkiye’de ki Ömerleri, Alileri, Hüseyinleri darmadağın etmektir!  Yoksa Amerika işi gücü yok; kendisiyle ve İsrail ile gizli gizli cilveleşen İran’ı yıkmak ve yok etmek neden istesin ki? Kim İslam Âlemini fesada uğratmaya çalışacak? Kim ağız dolusu Hz. Ömer ve mübarek Ayşe anamıza küfür edecek? Kim sünnet-i seniyyeyi tahrip edecek? İşte Siyonizm bunları rahatlıkla İran’a yaptırıyor. Asıl mesele; bahane ile İran tarafından da Allah ve Peygamber yolunda samimi ilerleyen Türkiye’ye bir cephe açmak, 15 Temmuz’da başaramadıklarına daha kanlı şekilde ulaşmak... Aslında milletimizin Kur’an ve Sünnete gerçek manada sahip olmasına oldum olası sıcak bakmamış İran ve de Vahhabilik şırınga edilmiş olanlar bize çoktan cephe açmışlardı… Yüz yıl önce bizden koparılan mübarek topraklar buna misal olarak yeter!

Her şeye rağmen, İran’da alçaklar tarafından sergilenen oyun bizi çok ama çok rahatsız eder! İran’ın gezi benzeri operasyonlara sahnesi olması, halkının tırnağına zarar gelmesi bizi çok üzer, buna hiç razı olamayız... Her ne kadar 15 Temmuzda uğradığımız ihanete İran’da sevinç çığlıkları atılmış olsa da; biz böyle bir şey için sevinemeyiz...  Zaten Hz. Peygamberin hayatını kılavuz edinmek, bu hastalıklı ruh haline asla izin vermez ki. Başkalarının, özellikle komşumuzun uğrayacağı ihanet bizi derinden üzer. İran milletinin gerçek manada demokrasi ve özgürlüğe kavuşmasını dilemekle beraber; Amerika’nın okyanus ötelerinden kalkıp, buralara gelerek halt etmesini asla istemeyiz…

Tekrar edecek olursak; asırlarca İslam’a bayraktarlık eden bu milletin diğer Müslümanlara liderlik etmesini, Kur’an ve Sünnetin bütün İslam Âleminde ihya olmasını istemeyenler, 15 Temmuz’da Suriye kapısından giremedikleri için şimdi İran kapısından girip, İslam’ın bu merkezini dağıtmak istiyorlar… Ama bilmezler ki; kapıları Allah’ın izniyle açan biz olduk! Suratlarına da çarpmaya devam edeceğiz…

Müslümanların son umudu olan bu topraklara fitne ateşi düşüremeyecekler, temellerini sarsamayacaklar… Unutmasınlar ki: Bu millet Peygamberi ve sahabelerini gerçekten seviyor ve gerçekten sünnetin ihyasına çalışıyor... Bunu başaran bu toprakların insanlarını asla kimse dağıtamaz!  Evet, İran sahabe düşmanlığı ile ehli imanı incitmiştir ve incitmeye de devam edecektir. Buna rağmen İran’ın başına örülmek istenen çoraba da itirazımız devam edecek… Namuslu komşu olduğumuzu göstereceğiz ve kim bilir; belki de bir gün kol kola Allah ve Resulünün emrettiği yolda yürüyeceğiz… Hz. Alilerin ve Hz. Ömerlerin mübarek ruhlarını sevinçlere boğacağız… Onlar gibi samimi bir şekilde kul ve ümmet olacağız…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hüseyin ZAVALSİZ 2018-01-04 00:12:48

Yazarimizin yazının sonundaki duaya Amin. İnşAllah

Avatar
Sezgin Kocabay 2018-01-05 11:16:25

İran yöneticisi mollalar köken olarak necefliler... Necef,Babil ve havalisi Salih Peygamber ve Selahattin Eyyubi dönemlerinde sürgün edilen YAHUDİLERDİR. Tarih boyunca İslam ile savaşmişlardir.Şii akımının arkasında İsrail olduğu bilinmektedir. Hasleten iranda MECUSİ-ATESPEREST inancı içinde bir İslâm kimliği giderek ayrışmaktadir. Namaz 3 vakit olup GÜNEŞ tanrisina kılınan vakitlerde eda edilir. en uzun gün Bayram olarak kutlanır. Velhasıl ABD ve İsrail son dönemde Parlayan TÜRKİYE nin gölgesinde kalan İRAN i tekrar ön saflara çekme gayretidir.. Kapalı Rejimlerde küçük sokak gösterileri ile netice almak mümkün değildir. Ancak ve ancak İRAN ın son politikların DUR deme, SUUDİ ve diger ABD nin kadim ORTAKLARINA küçük bir JEST olabilir.

banner623

banner624