Bütün dünyanın nefesini tutarak takip ettiği 24 Haziran seçimleri Allah’ın inayeti, milletin ferasetli kararı ile zaferle sonuçlandı. Bu zaferle birlikte Cumhur ittifakı oyların yüzde 52.6 çoğunluğunu alarak Recep Tayyip Erdoğan’ı yeni sistemin ilk Cumhurbaşkanı’nı seçti.

Bu zaferde kuşkusuz dünyadaki ve Türkiye’deki mazlumların, yetimlerin, muhacirlerin duasının, Reis’in niyetinin samimiyetinin ve geleceğe olan umutların çok büyük katkısı vardır. Biz biliyoruz ki “Niyetler Yaratan’ın rızasında birleşirse, bundan doğacak gücü matematiksel kavramlar açıklayamaz.” Seçim sonuçları da bu niyetin tezahürüdür diye düşünüyorum...

Dedik ya Allah’ın inayeti ve milletin sağduyulu tercihi ile seçim kazanıldı. Şimdi işin kolayı gitti zoru kaldı. Asıl iş şimdi başlıyor. Yani asıllar görevlerini yaptı. Sıra vekillerde... Yani Durmadan, yorulmadan hizmete devam etme işi başlıyor. Verilen sözlerin yerine getirilmesi, kırılan kalplerin tamir edilmesi, gönül alma işi başlıyor...

Halkın duygularına tercüman olan yazıları okuyorum, konuşmaları dinliyorum, söylenenlere kulak kesiliyorum. Reis faktörünün halkın kararını vermesinde ne derece önemli olduğunu görüyorum.

Seçim sonuçlarının bir bakıma halkın duygularının da tercümanı olduğunun, onların ne kadar doğru düşündüklerinin de göstergesi olduğunu düşünüyorum...

O zaman yapılması gereken Reis gibi liderler yetiştirmeye ağırlık verilmeli. Yani milletin ve vatanın menfaatini kendi menfaati üzerinde tutan, ümmetin derdi ile dertlenen, onlara umut olacak nesillerin yetiştirilmesine öncelik verilmeli...

Eğer Reis gibi liderler yetiştiremezsek fazla değil bir sonraki seçimde dersimizi almak zorunda kalırız. Değil 2053, 2071’leri görmek 2023’ü bile görmemiz hayal olabilir. Hele hele gurur ve kibire kapılmaktan milletvekili olmanın sarhoşluğu ile kendini seçen asıllara tepeden bakmaktan, onları hor görme yanlışlığına düşmekten hassasiyetle kaçınılmalı. Bilelim ki, vekilleri meclise taşıyanın halkın ta kendisi, yani asıllar olduğu unutulmamalıdır.

Reis gibi liderler yetiştireceğiz ve ayrıca hepimiz de lider olacağız. Yani körü körüne birinin peşine takılıp gitmeyecek, hipnozlanıp hakikate kör olmayacak, insan avcısı şarlatanlara karşı uyanık olacak hakkı ve batılı ayırt edebilecek feraset ehli yetiştirmeliyiz. Feraset ehli olan lider ruhlu şahsiyetler için hak ve batıl ayrımı gece ile gündüzün ayrımı kadar açık ve net olur. Yeri geldi mi, gerçek bir liderin arkasından gitmeyi, hakkın yüceltilmesine adamış ruhları canı pahasına savunup desteklemeyi de bilirler.

Lider ruhlu yetişmemiş nesillerimiz ise feraset yetisinden mahrum olacakları için insan avcısı, hipnozcu, din simsarlarının tuzağına düşmekten kendini koruyamazlar. Kendi menfaatini önceleyen, dinini, milletini, vatanını üç kuruşluk dünya menfaatine satan, menfaat perest, ferasetleri bağlanmış sapkın tabiiler oluverirler.

En büyük düşman bilgisizlik, yani cehalettir. Cehaletten kastımız insanı hakikat yolundan alıkoyan her türlü şeydir. Doğruyu ve yanlışı ayırt edebilme kabiliyetine sahip olanlar cehalet tuzağına düşmezler. Sensörleri ile yanlışı önceden fark ederler ve ona göre gerekli önlemleri alırlar. Karambole el yordamıyla, deneme yanılma yöntemiyle yol almaya çalışmazlar. Hakikat avcıları olurlar. Sonu gören göz ne yüce bir gözdür ki sahibini pişmanlıklardan korur.

Daha kolay anlaşılması için tilkinin tavukları avlamak için tuzağa çekmekte olduğu yemler ile tavuğu tilkiden korumak, onu beslemek için önüne serptiği yemi birbirinden ayırt edebilme yetisidir feraset. Bu yetiyi kazanmış kişi, yem aynı yem olsa bile kimin avlamak, kimin beslemek için yemlediğinin farkına varır...

Şeytan’ın vesveseleri ile Rahman’ın ilhamları arasındaki ince çizgiyi fark edebilme yetisine sahip olur bir başka ifade ile....

Şimdi yapılması gereken Reis gibi lider şahsiyetleri yetiştirecek eğitime, maddi eğitimin yanında manevi eğitim yani ruh eğitimine ağırlık verilmeli. Sevgili Peygamberimizin (sav) zorlu meşakkatli, çileli Tebük Seferi’nden dönerken “Küçük cihattan büyük cihada dönüyoruz” dediği gibi biz de küçük seçimden büyük seçime dönüyoruz deyip manevi seçimlere yönelmeliyiz.

Eğer geleceğimiz olan yeni nesillerimizi öz değerlerimizle eğitemezsek bir zaman sonra başımıza nelerin geleceğini tarihi tecrübelerimizden biliyoruz...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.