‘‘Bu bir kitaptır ki, Rabbinin izniyle insanları karanlıklardan nura (aydınlığa), o övgüye layık, Aziz olanın yoluna çıkarman için sana indirdik.’’ 14- İbrahim Suresi 1

Tarihin en ağır kelimeleri ve en net muhasebesiyle kendimizi sorguya çekmeliyiz. -İnanıyor muyuz gerçekten, âlemlerin o tek Rabbi olan Allah’a inanıyor muyuz, yoksa kendimizi ya da ( haşa) yaratanı mı kandırma telaşındayız. İnanıyorsak neye, kime inanıyoruz, bizi ‘‘karanlıklardan nura’’ kavuşturacağını söyleyen Rabb’a mı yoksa kendi kurduğumuz dine mi inanıyoruz. Kendi heva ve hevesimize göre, hiçbir ilmi dayanağı olmadan verdiğimiz fetvalara göre mi yaşıyoruz. O ‘‘övgüye layık olan’’ı mı övüyoruz yoksa kendi nefsimizi övmekten putlaştırdığımız egomuza mı inanıyoruz…

İflas eden bir akılla dünyayı yönetmeye kalkışıp kendimize bile hayrımız olmayan bir temayülle mi hayatımızı idame ettirmeye çalışıyoruz. ‘‘Bize indirilen’’e hangimiz akılla yöneldik, İslam’ı anlamak ve anlatmak için gecesini gündüzüne katmayan bir İslam âlemi nasıl düzlüğe çıkabilir. Sadece konuşan, uyuşuk, harekete geçmeyen bir toplum, akleden bir kalple davranmayan bir sosyoloji, nefsine diz çöktürmeyen bir birey nasıl da adalet yolunda gayretkeş olabilir…

Diyor ya ayet-i kerime: ‘‘Rabbinin izniyle…’’ Rabbini tanımayan, tanıma gayretine girmeyen, tanıdığını iddia edip onun buyruklarına kulak asmayan beşerler, ah Müslümanlar… ‘‘Rabbinin iznini’’ değil de kapital lordların dayattığı hayat düzenini kendine yaşanılır gören zavallılar güruhunun dayanılmaz yalnızlığıdır İslam âleminin en büyük çöküşü. Sadece bir çağa çağdaşlaşmış; lakin her çağa çağdaş olan İslam’ı unutma kanseridir ilkelleşen ilkesizliğimiz...

Kendi kitabını okuma tenezzülünde bulunmayan bir toplum, âlemlerin efendisi, Allah’ın habibi olan kendi peygamberini bile tanımayı ilke edinememiş bir olgu, ibadetiyle ruhunu buluşturamayan, ruhuna aşkı kavuşturamamış, aşkını katıksız bir duayla harmanlaştıramamış ve tüm bu denklemin kolaylığını ‘‘kitabı’’nda bulma teşebbüsünde bulunmamış bir esarettir âlem-i İslam’ın içinde debelendiği zahmet. Zahmetin rahmetini içinin dehlizlerinde Muhammed Mustafa’nın aşkıyla keşfe kâşif olamayışımızdır çöküş sendromumuz…

‘‘Hüküm yalnız Allah’ındır. O kendisinden başkasına kulluk etmemenizi emretmiştir. Dosdoğru olan din işte budur. Ama insanların çoğu bilmiyorlar.’’ 12- Yusuf Suresi 40

Hal böyleyken, ‘‘hüküm’’ böyle berrak iken, ferman böyle mert, derman böyle net iken… Neden… Neden… Bu hâlsizlik neden… Henüz kemikleri bile gelişmeyen çocuklarımızın bedenleri fosfor bombaları altında parçalanır iken bir düşünce okyanusuna dalmak gerekmez mi…

‘‘…kendisinden başkasına kulluk…’’ ediyor oluşumuz olabilir mi tüm dertlerin müsebbibi… ‘‘Hükmü’’ Allah azimuşşanın kelamında değil de, batılı şeytanların planlarında gören, küfürde mutlak gayretkeş olan emperyal mütecavizlerin yeşil renkli banknotlarında gören, -hâşâ, hâşâ zerreler adedince hâşâ- hükmü şeytanın teninde gören, hayvanlaşmış bir yüreğin zilletinde gören, ‘‘hükmü’’ harekete geçen bir kalbin zulme karşı mert isyanında görmeyen, izzet ve zillet arasındaki devrimi gönlünde gerçekleştirmeyen bir âlemin sorunları nasıl anlaşılabilir olsun, anlaşılabilir olmayan nasıl anlatılabilir olsun, hem anlaşılmayan hem de anlatılmayan nasıl yaşanılır olsun… ‘‘…İnandık…’’ demekle, vazifemizin bitmediğini belirten o kerim kitaba dille ettiğimiz iman, o kerim kitaba amelimizle ettiğimiz muhalefetin izahını yapmayan bir İslam âleminin düzlüğe çıkma ihtimali ihtimal dâhilinde değildir…

(Allah dilerse o başka…)


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
musa 2017-12-15 20:31:26

İslam aleminin asıl sorunu sahte mücahit ler,sahte alimler ve sahte kurtarıcılar dır...