İslam, insanlığa fıtrat dini olarak gönderilmiştir. Fıtrat dini olan İslam’ın asli mesajı, Allah’a kulluk amacına uygun bir şekilde insanın ahlaki bir hayat sürmesiir. Her alanda insanlığın krizlerle ve çatışmalarla karşılaştığı bir dönemde, İslam’ın kulluk, ahlak ve hukuk bilincine sahip mümin insanlar olma davetini, anlamlı, verimli ve işlevsel bir pratiğe geçirmek için bütün insanlığın seferber olma sorumluluğu vardır. İslam ve insan arasındaki ilişkinin ahlak, hukuk ve akıl çerçevesinde yeniden kurulması gerekmektedir.

İslam ve insan arasındaki ilişkinin yeniden kurulması için, insanlığın içinde  bulunduğu mevcut durum sağlıklı bir şekilde analiz edilmelidir. İnsanlık, askeri, ekonomik, siyasal ve kültürel açılardan yıkıcı bir kuşatma altındadır. İnsanlığın her günü çatışma ve savaşlarla geçmektedir. Ekonomik açıdan çok küçük bir azınlığın dışında insanlığın büyük bölümü, büyük bir sefalet, yoksulluk ve yokluk içindedir. İnsan hakları, dünyanın her tarafında kolaylıkla çiğnenmekte ve yok edilmektedir. Dünya, insanın insanı yok ettiği çılgın ve korkunç bir yer haline gelmiştir. Uluslararası politika, vahşi bir iktidar  mücadelesinin araçlarını üretmekten başka bir işe yaramamaktadır. Suriye savaşı, insanlığın elinde bulunan askeri, diplomatik, ekonomik ve siyasi bütün araçların iflas ettiğinin en somut örneğidir. Emperyalizme ve tahakküme doymayan küresel ve bölgesel güçler, insanlığa yaratıcı barışın değil, yaratıcı yıkımın bütün yollarını ve planlarını sunmaktadırlar.

İnsanlık, tarihinin en karanlık dönemini yaşamaktadır. Aklın yitirildiği, vicdanın körleştiği, ahlakın içinin boşaltıldığı bu tarih döneminde insanlık akıl ve kalp olarak yeniden aydınlanmaya ve olgunlaşmaya ihtiyaç duymaktadır. İnsanların birbirleriyle tanışmalarını, yardımlaşmalarını ve ilişki kurmalarını sağlayacak, barışa, adalete ve hürriyete  dayalı bir medeniyet  bilinci bulunmamaktadır.

İnsanlık, kendisini aydınlatacak ve olgunlaştıracak, ortak insanlık temelinde insanların birbiriyle ilişki kurmasını sağlayacak bir fıtrat medeniyetine ihtiyaç duymaktadır. İslam, insanlığa fıtrat medeniyeti çerçevesi sunacak sahih yoldur. İslam’ın insanlığa sahici anlamda akli, ahlaki, adil ve manevi bir fıtrat medeniyeti çerçevesi sunabilmesi için İslam ve insanın birlikte anlaşılması lazımdır. Başka bir ifade ile İslam’ın insanla, insanın İslam’la idrak edildiği  derinlikli, nitelikli ve pratik bir yaklaşıma ihtiyaç vardır.

İnsanlığa sunulacak ortak bir fıtrat medeniyeti  çerçevesinin oluşturulması için İslam’ın akide, ibadet, ahlak ve maneviyat alanlarındaki yaklaşımının kalbe ve akla hitap eden, bireysel ve toplumsalı, maddi ve maneviyi birlikte kapsayacak şekilde derinlikli ve nitelikli olarak anlaşılması, yorumlanması ve anlamlandırılması gerekmektedir. İslam’ı ve insanı birlikte anlamak sorunu, Müslüman toplumların önünde duran çetin ve hayati bir meydan okumadır.

İslam’ın insanla veya insanın İslam’la anlaşılması şeklindeki iki çabanın niteliğinin iyi idrak edilmesi lazımdır. İslam’ın insanla anlaşılması, geçmiş çağların dini yorumlarını ve anlayışlarını günümüze taşımak demek değildir. Mümin insan, dünü bugüne taşıyan bir hamal değildir. Mümin insan, modern dünyadaki insani duruma gözünü kapayan, şu ana ait olan her şeyi şeytanlaştırıp taşlayan bir fanatik de değildir. İslam’ın insanla anlaşılması,  geçmiş çağların mirasını bugünün insanının sırtına yük oluşturmadan olduğu yerde bırakmayı gerektirmektedir. İslam, ahlak, adalet ve iman çerçevesinde günümüz insanının aklını ve kalbini kullanarak Allah’ın ahlakıyla ahlaklandığını gösteren bir pratik oluşumunu gerekli kılmaktadır.

İslam’ın insanla anlaşılması için, din hiçbir  formalizme sıkıştırılmamalıdır. Geçmişi olduğu gibi tekrar edip din diye ortaya koyan her türlü yapay ve zahiri yaklaşım, İslam’ı dondurmak ve yapaylaştırmak anlamına gelmektedir. İslam’ı hiçbir kurumun, formalizmin ve  yapının tekeline sokmadan İslam ve insan arasında akla, ahlaka ve amele dayalı bir ilişki kurulmalıdır.

İslam’ın insanla birlikte anlaşılması, hidayet ve rahmet kaynağı olan Kur’an mesajının iyi anlaşılması gerekmektedir. Kur’an, insandan ahlak, iman ve  adalete göre davranmasını isteyen dinamik ve canlı Kitaptır. Kur’an, Allah’a kul olmayı insan hayatının asli gayesi ve manası olarak belirlemektedir. Allah’a kul olma  sorumluluğunun yerine getirilmesi için insanın Allah’a iman etmesi, Allah’a iman etmiş mümin olarak duygu, düşünce davranışlarla donanması, akıl, adalet, emniyet, hikmet, selamet, hürriyet ve tearuf değerleri içerisinde bireysel, sosyal ve küresel ilişkileri tanzim etmelidir. İslam’ı insanla anlamak, insanın sorumluluk bilincini yüklenmesi demektir. İslam, kuru bir ritüel veya eskinin anlamsız bir tekrarı değildir. İslam, insana içinde bulunduğu tarihsel ve özel koşullarda insanca davranma sorumluluğu yüklemektedir.  İnsanın, özgürlükten ve sorumluluktan kaçarak varoluşsal yükümlülüğünü başka bir otoriteye transfer etmesi mümkün değildir.

İslam, insanlığa sorumluluk yükleyen sahih bir dindir. İslam’dan kaçarak, insanın sorumluluktan kaçması mümkün değildir. Müslüman toplumları mezhep, tarikat veya cemaat adı altında çatıştıran ve yıkan tekfirci, ötekileştirici ve düşmanlaştırıcı her türlü  söylem, tutum ve davranış, İslam’dan ve insandan kaçma anlamına gelmektedir. İslam ve insanın birbirinin ışığında anlaşılması, felsefi, bilimsel, ahlaki, sanatsal ve sosyal açılardan kendimizi tazelememize ve yenilememize imkan verecektir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.