Amerika yönetiminin Kudüs’ü bir bütün olarak İsrail’in resmi başkenti olarak ilan etmesi ve Tel Aviv’deki Amerika elçiliğini buraya taşıma kararı vermesi,  dünyada sıcak gelişmelerin olmasına neden olmuştur. Amerika’nın Kudüs kararı, her şeyden önce dünyada küresel ölçekte yeni bir kaos ve çatışma alanının açılması anlamına gelmektedir. Trump yönetiminin Kudüs kararı, Trump’ın salt bir seçim vaadini yerine getirmesi veya iç politikada karşılaştığı sıkışıklığı aşma üzerinden okunamaz. Amerika yönetimin Kudüs kararının stratejik bir planın kritik bir aşması olduğu ve bundan sonra Ortadoğu’da yeni politikaların hayata geçirileceğini öngörebiliriz. Emperyalizmin temel özelliğinin, yüz yılları kapsayan uzun vadeli stratejik planlar yapması olduğu gerçeğinin unutulmaması lazımdır.

İsrail, kuruluşundan itibaren Kudüs’ü kendisininebedi başkenti haline getirmeyi planlamaktadır. 1980 Yılında İsrail’de yürürlüğe giren Kudüs yasasıyla Kudüs fiilen İsrail’in başkenti haline getirilmiş ve bütün merkezi yönetim kurumlarının burada oluşturulmasına çaba gösterilmiştir. Amerika, başından beri Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak kabul etmektedir. Amerika Kongresi ve Temsilciler Meclisi, 1995 yılında Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak kabul etmişve kararı onay için başkana yollamıştır. Şimdiye kadar başkanlar, altı ayda bir önlerine gelen kararı onaylamamışlar ve ertelemişlerdir. Amerika Başkanı Trump, çok önceden verilen kararı onaylamış ve Amerika elçiliğinin Tel Aviv’ten Kudüs’e taşınması talimatını vermiştir. Amerika’nın bu girişiminden sonra Tel Aviv’deki diğer ülke elçiliklerinin de Kudüs’e taşınması için harekete geçeceklerini söyleyebiliriz.

1980 Yılında Kudüs’ü ebedi başkenti olarak ilan eden İsrail’in bu kararını ilk tanıyan ülke Rusya’dır. Rusya, Batı Kudüs’ün İsrail’in başkenti olduğunu başından beri kabul etmekte ve bu politikasını bugün de sürdürmektedir. Amerika yönetimi, Doğu ve Batı ayırımı yapmadan Kudüs’ü bir bütün olarak İsrail’in başkenti olarak ilan etmekte ve Kudüs üzerindeki Filistinlerin haklarını tamamen inkar etmektedir.  Amerika’nın verdiği karar, İsrail’in Kudüs’teki hukuk ve ahlak dışı olan varlığını kalıcı ve meşru hale getirmeyi amaçlamaktadır.

İslam, Kudüs’ü Darüs Selam yani Barışın Yurdu olarak görmektedir. Davut ve Süleyman Peygamberlerin İslam’ı insanlığa ulaştırdıkları,  İbrahim Peygamberin insanlara Allah’ın dostu olmayı öğrettiği, Hz. Meryem’in iffeti, fıtratı ve ahlakı saf haliyle yaşadığı, İsa Peygamber’in insanlığa merhameti öğrettiği ve Alemlere Rahmet olarak gönderilen İslam Peygamberinin Allah’a yönelişin ilk kıblesi haline getirdiği yer Kudüs’tür. İslam, Kudüs’ü merhamet, adalet, maneviyat, hürriyet, hikmet ve selamet şeklindeki fıtri değerlerinin gerçekleştiği nurani şehir olarak görmektedir. Siyonist İsrail işgali, Kudüs’te manevi, insani ve ahlaki olan ne varsa hepsini ortadan kaldırmakta ve burayı ebedi olarak sömürgesi haline getirmeye kalkmaktadır.

Filistin’in ve Kudüs’ün İsrail’in sömürgesi olması içinyüz yıldır stratejik bir politika izlenmektedir. Stratejik planın gereği olarak İsrail, işgal ettiği Kudüs’te ve işgal altında tuttuğu diğer yerlerde sürekli yeni yerleşim yerleri kurmaktadır. İsrail ve Amerika’nın son Kudüs girişimleri iki önemli sonuç doğurmuştur. İsrail ve Amerika,  iki devletli çözüm modelini çöpe atmışlar, Filistin ve Kudüs’te tek çözümün İsrail hegemonyası olduğunu dünyaya göstermişlerdir. İkinci olarak Kudüs’e ve Batı Şeria’ya yapılan yerleşim bölgelerinin kalıcı olduğu,   Filistinlilerin bir daha buralara dönemeyeceği dünyaya gösterilmeye çalışılmaktadır.

Şimdiye kadar Siyonizm, hep Yahudiler ve Hristiyanlarla sınırlı olarak değerlendirildi. Yahudi ve Hristiyan Siyonistlerden çokça söz edildi. Amerika ve İsrail’in son girişiminden sonra, Arap Siyonistleri olarak ifade edebileceğimiz üçüncü grubun doğuşuna tanıklık ediyoruz. Arap Siyonistleri olarak ifade ettiğimiz grubun öncülüğünü Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin yöneticileri yapmaktadır. Arap Siyonistlerine göre Riyad ve Dubai, Kudüs’ten daha önemlidir ve önceliklidir. Arap Siyonistleri, Kudüs’ün Arapların önceliği olmaktan çıktığını ve Kudüs davasının artık öldüğünü iddia etmektedirler. Arap Siyonistleri için asıl önemli olan tek öncelik, kendi iktidarlarının devamıdır ve iktidarları için Kudüs’ten vazgeçilmelidir.

Arap Siyonistlerinin ve Amerika yönetiminin desteğini alarak Kudüs’ü ebedi başkenti haline getirmeye kalkan İsrail,  aslında yapay bir oluşum olduğu gerçeğini karartmaya çalışmaktadır. İsrail, ırkçı Güney Afrika modelinin Ortadoğu coğrafyasındaki kopyasından başka bir şey değildir.  Güney Afrika Apartheid ırkçı rejimi varlığını sürdüremediği gibi, İsrail’in de ırkçı ve kolonileştileştirici uygulamalarla varlığını devam ettirmesi mümkün değildir. İsrail’in yapay varlığı, Kudüs’ün doğal hali karşısında er yada geç eriyecektir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.