11-12 Mayıs 2018 tarihinde Lütfü Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda İstanbul Kültür Çalıştayı gerçekleştirildi. Çalıştaya ilişkin gözlemlerimi ve değerlendirmelerimi, geçen yıl yapılan III. Millî Kültür Şûrası ekseninde aktarmak istiyorum.

Emek verilerek hazırlandığı, ince detayların özenle belirlendiği, arka planı oldukça kapsamlı Çalıştayın komisyonları sırasıyla şöyleydi: “İstanbullu Olmak: Şehir, Kimlik, Şuur”, “İstanbul: Mimari Miras”, “İstanbul’un Kültürel Ortak Yönetimi: Yerel, Ulusal, Küresel”, “İstanbul’u Tasarlamak: 2023’ten 2053’e”, “İstanbul: Kültür ve Diplomasi”, “İstanbul: İnsanlar”, “İstanbul: Edebiyat”, “İstanbul: Sanat”, “İstanbul: Gündelik Yaşam”, “İstanbul: Kültürel Mekanlar”, “İstanbul: Yayıncılık Kültürü”.

11 Komisyonun başlığı ve içerikleri oldukça güzel hazırlanmış, üyeleriteorik ve pratik birikimi olan, ilgili alanlarda değerli çalışmalar yapmış, toplumda bilinenve komisyonların amaçları ile örtüşen bir şekilde seçilmiş, toplamda program güçlü bir düşünceye ve içeriğe sahip olarak oluşturulmuştur.Çeşitli sürelerde katıldığım 11 komisyonda da önemli şeyler konuşuldu, tespitler yapıldı, düşünceler açıklandı ve yorumlar yapılaraköneriler getirildi.

Eleştiri ve şikayetler

Önerilerin tamamını, Komisyon Sonuç Raporlarından oluşacak İstanbul Kültür Çalıştayı Sonuç Raporu’ndan öğreneceğiz. Burada, bu rapor yayınlanmadan, bundan sonraki benzeri programlar için daha fazla dikkate alınması gereken birkaç konuya değinmek istiyorum.

Toplantılarda genel olarak gördüğüm şey, “Biz konuşuyoruz ama yapıldığı yok, defalarca böyle toplantılar oldu, oluyor, ama sonuç maalesef alınamıyor, konuştuklarımızın somut karşılığı olmalı, bunların politikaya aktarılması ve uygulanması gerekir” mealinde çokça serzeniş, kısmen olumsuz eleştiri ve şikayetlerin öne çıktığıdır.

Önceki yıllarda yapılan benzeri programlardan çıkan önerilerin politikalara aktarılmamasından, aktarılanların ise nasıl yanlış bir şekilde aktarıldığından, sistemsizlikten, düzensizlikten, yetersiz kaliteden, düşük özenden, kararsızlıktan ve kalıcı bir gelecek perspektifi koymayan programsızlıktan ve politika zayıflığından yüksek sesle bahsedildi. Bu gibi eleştirilere rağmen her katılımcının büyük bir şevkle “Ben nasıl daha fazla faydalı olabilirim” düşüncesi ile konuşmalarını yapma heyecanı içinde olmaları ise, hem herkesin kültürü ve İstanbul’u nasıl gözbebeği gibi gördüğünü göstermesi, hem de daha güçlü bir gelecek için umut verici olması bakımından çokdeğerli bir hassasiyet olmuştur. Herkesin ortak derdi; kimliğini, değerlerini, tarihini, kültürünü koruyan bir İstanbul ve bunu sağlayacak siyasi, sosyal ve tarihi alanlarla desteklenmiş etkili bir kültür politikasıdır.

Komisyon toplantıları ses ve görüntü ile kayıt altına alınarak kalıcı faydaya dönüşecek bir birikim oluşmuştur. Çalıştay Sonuç Raporu’nun çok değerli veriler, bilgiler, tespitler, yorumlar ve önerilerle dolu, kalıcı bir “İstanbul Kültür PolitikasıHaritası” sunan bir çalışma olacağı şimdiden görülmektedir. Temel beklenti, bu rapordaki önerilerin somut politikaya güçlü biçimde aktarılabilmesidir.

Önceki komisyonla aradaki fark

Bir önceki Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı döneminde ve Cumhurbaşkanlığı uhdesinde 3-5 Mart 2017 tarihleri arasında, aynı mekânda, Türkiye ölçeğinde ve yoğun katılımla yapılan III. Millî Kültür Şûrası’ndan tam 14 ay sonra yapılan İstanbul Kültür Çalıştayı’nın, gördüğüm en büyük eksiği ise, Şûradan elde edilen birikimin, gerek Bakanlık nezdinde gerekse o zaman ortaya çıkan öneriler bağlamında kurumsal olarak Çalıştayayeterince aktarılmamış olması, iki program arasındaki bağın zayıf kalmasıdır. Şûradaki komisyonlarda defalarca dile getirilen çeşitli önerilerin Çalıştayda da yine sürekli tekraren karşımıza çıkması bunu gösteriyor. Bu eksikliğin bundansonraki programlarda giderilmesi vedaha kapsamlı bir Kültür Politikası oluşturulabilmesi, eğitim seviyesi yüksek, kaliteli ve güçlü bir kadroya sahip Bakanlık ilgililerince zor değildir. Beklentimiz bu yöndedir.

“Konuşuruz ama yapılmaz!”

Organizasyondaki kimi aksaklıklar komisyon toplantılarındaki katılımı da etkilemiş, bazı isimler davet edilmesine rağmen gelmemiş, bazı önemli isimler istemeden de olsa unutulmuş, bir karmaşa durumu olmuştur. Bunun gibi bazı aksaklıklar,24 Haziran seçimlerinin yoğun gündemi altında kotarılmak istenen böylesine önemli, derinlikli ve değerli programdan beklenen verimin alınamayacağı endişesini veya “Hep olduğu gibi, biz konuşuruz ama yapılmaz” düşüncesine yol açmıştır. Kültür-Sanat insanlarının, zaman zaman gündeme gelen neşesiz, sitemkâr ve güvensiz yaklaşımlarının sebeplerinden bir tanesinin bu türlü aksaklıklar olduğu söylenebilir.

Çalıştayın açılış ve kapanış konuşmalarında ülkemiz, kültürümüz ve İstanbul’umuz için çok ama çok önemli şeyler söylenmiştir. Bunların seri biçimde, aktif bir yaklaşımla ve istikrarlı bir çalışmayla fiili olarak hayata geçirilmesi gerekmektedir.

Geçen yılki Şûra sonuçları ile ilgili olarak aklımızda kalan soruları Çalıştayın sonuçları açısından da önemli olduğu için dile getirmek istiyorum: III. Millî Kültür Şurası’nda ortaya çıkan 1000 maddenin üzerindeki öneriler havuzundan kaç tanesi 14 ayda Bakanlık veilgili birimler tarafından somut olarak politikaya aktarılıp hayata geçirildi? Kültür ve Turizm Bakanlığı bu önerileri tek tek listeleyip, bunlara dair strateji ve uygulama planlarını yapmış, pratiklerini gerçekleştirmiş, bununla ilgili süreçleri takip edecek birimlerini sürekli aktif tutarak eylem planlarını oluşturup yürütebilmiş midir? Şûrada dile getirilen onca temenniye, yapılan sayısız önemli vurguya ve devlet katında en üst düzeyde savunulan birçok olumlu yaklaşıma rağmen, belki uygulamalarda belki de yapılanların kamuoyuna aktarılmasında bir iletişimsizlik olduğu görülmektedir. Benim gözlemleyebildiğim kadarıyla,bu konuda, kamuoyu ile bir bilgilendirme raporu paylaşılmamış, ilgili sürecin ne durumda olduğu açıklanmamıştır.Böyle bir döküm yapılmadan, bir değerlendirme ortaya koyup “Neredeydik, ne yaptık, neredeyiz” muhasebesi oluşturulmadan ve buna dair bir Değerlendirme Raporu hazırlanmadanne durumda olduğumuzu somutlaştırmak mümkün değildir. Bu soruların cevabının verilmesi, bütün taraflara önemli bir katkı sağlayacaktır.

Nabi Avcı da Numan Kurtulmuş da Kültür ve Turizm Bakanlığı’na çok uygun, kültür birikimi güçlü olan, değer katan, eğitim/akademi camiasının içinden gelen ve kültür-sanat alanlarında değerli çalışmalarda emekleri olan, bu kapsamda katkılar sunmuş ve sunacak isimlerdir. Fakat etkili ve hedefine ulaşan birKültür Politikası için her paydaşın katıldığı ve katkı verdiği kolektif aklın en üst düzeyde kullanılması gerekir. Bu sebeple, Türkiye’deki Kültür Politikasımeselesinde kritik nokta,çok daha derinlerde, gerçekten etkili bir “millî politika uygulayabilme”kararlılığında, kapasitesinde ve becerisinde kilitlenmiş görünüyor.

Kültür adına yapılan hiçbir çalışma, paydaşları, önerileri ve etkileri açısından boşa gitmez. Mutlaka her programın bir katkısı, bir değeri, bir önemi, bir etkisi ve hayata yansıması vardır. Bununla birlikte, şûra, çalıştay, sempozyum, kurultay, seminer, konferans, panel, toplantı vb., adı ne olursa olsun yapılan bu çalışmalardan ortaya çıkan önerilerin mevcut zihniyeti değiştirebilmesi, uygulayıcıları dönüştürebilmesi, politikalara yansıması, uygulamaya aktarılması, yani hayatın somut gerçekliği içinde vücut bulması gerekir. Üzerinde defalarca konuşulmuş konulardan çıkan önerilerin yerine getirilmediği durumlarda; katılımcıların, izleyicilerin ve konunun takipçilerinin heveslerini, arzularını, isteklerini ve gayretlerini ortadan kaldıran zayıflatıcı, moral-motivasyon düşürücü, kanıksanmışlık getirici bir sonuç da oluşabilmektedir. Buna yol açmamak gerekir. Türkiye, büyük idealleri olan bir ülkedir. Zamanını ve enerjisi bu sebeple çok iyi kullanmalı, her gün bir önceki günün üzerine koyarak ilerlemelidir. Türkiye’nin mevcut geldiği yer, birikimi, kapasitesi ve inancı bunu başarabilecek düzeydedir.

Çalıştaydan beklenen

Umarız ve bekleriz ki, İstanbul Kültür Çalıştayı, mevcut zihniyet, politika ve uygulamadaki kimi engelleyici koşulların tamamen ortadan kaldırılması için bir vesile olur, Türkiye’nin her alanda yaşadığı köklü, kapsamlı ve güçlü dönüşüm süreci, kültür ve sanat alanında da gerçekleşir;ülkemiz, geleneği, derinliği ve yüzlerce yıllık zenginliği ile yeniden ayağa kalkan birkültür ve sanat politikasına, ortamına ve uygulama kabiliyetine kavuşur.

Bakanlık bu sorumluluğun siyasi ayağını yüklenirken, bu konuda atılacak tüm olumlu adımların koşulsuz destekçisi olmak her kültür ve sanat insanının görevidir. Kültür ve sanat üretimini ve tüketimi yapan tüm paydaşlar, ülkemizin kültür ve sanat kapasitesinin korunması, artırılması ve geliştirilmesi için daha fazla ortak bir paydada buluştukça hedeflere daha hızlı ulaşılacaktır.

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından, III. Millî Kültür Şûrası ve İstanbul Kültür Çalıştayı olarak 14 ay arayla gerçekleştirilen bu çok değerli iki programınülkemizin kültür politikalarında ve uygulamalarında kalıcı etkiler getirmesinidiler, bunun için çalışan tüm siyasi, bürokratik ve sivilisimlere ve kurumlarabaşarılar dilerim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.