İstanbul’un 100 Yayınevi

Mehmet Nuri Yardım 04.12.2016


Yaklaşık iki yıl önceydi. Kültür A.Ş. Projeler Müdürü Fatih Yavaş, kurumun Topkapı'daki merkezine beni davet edip “İstanbul'un Yüzleri” serisi arasına “İstanbul'un 100 Yayınevi”ni de dahil etmeyi düşündüklerini, bunu benim hazırlamamı istediklerini söylemişti. Belli ki, araştırmış, konuşmuş ve benim bu çalışmayı yapabileceğime kanaat getirmişlerdi, sağ olsunlar. Bâbıâli ile yaklaşık 40 yıllık münasebetimi biliyorlardı. Doğrudur, 1978 yılında gelip yerleştiğim İstanbul Cağaloğlu'nda kendimi en çok yayıncı dostlara yakın hissettim. Basında çalışırken de naşirlerle irtibatım kopmadı. Kültür sanat gazeteciliği yapınca zaten yayıncılarla sürekli görüşürsünüz. Zira yayımladıkları yeni kitapları bir gazeteci olarak görmeniz, okumanız, tanıtmanız veya yazarlarıyla röportaj yapmanız gerekir. Öncelikle Hasan Beye güvenleri ve talepleri için teşekkür ettim, sonra kolları sıvadım. Kararımı tereddüt etmeden o anda vermiştim. Ama ne kadar zor bir işin altına girdiğimi, hakikaten daha sonra anlayacaktım.

         Adı üstünde, 100 Yayınevi! Yani sayıyı artıramazsınız, eksiltemezsiniz, sınır belli. Sahiplerini ve yöneticilerini tanıdığınız yüzlerce, hatta binlerce yayınevinden 100'ünü seçeceksiniz ve onları geniş şekilde bu kitapta tanıtacaksınız. Defalarca listeler hazırladım. Üstelik şu anda faal olmayan eski bazı önemli yayınevleri de eklenecekti. Yani araştırmayı, Türkiye'de yayın hayatının başladığı Tanzimat'tan sonraki ilk yıllardan başlatacak ve günümüze kadar getirecektim. Dile kolay yaklaşık iki asırlık bir zaman dilimi! Kimseyi de küstürmemek gerekiyordu. Zira her yayınevi, bir kültür hizmeti gerçekleştirdiğini düşünür haklı olarak. Sıralamayı nasıl yapacaktım?

         İşe “Bismillah” deyip başlarken önce Türkiye'de bütün yayınevlerinin isimlerini muhtelif kaynaklardan temin ettim. Kataloglardan, fuar tanıtım kitaplarından ve kütüphanelerden… 12 sayfalık yayınevleri listesini kitabın sonuna ekledim. En azından ismen bulunsun diye. Bir de yayınevi adını esas alarak alfabetik hazırlamak istedim ki, okuyucu ilgilendiği yayınevlerini kolayca, hemen bulabilsin. Birer, ikişer, üçer sayfalık fotoğraflı tanıtımlar… Adam Yayınları ile başlayan kitap, Zafer Yayınları ile bitiyor. İstanbul dışında yayıncılık yapanlar kitaba girmedi. Çünkü yayıncılığın merkezi İstanbul'du ve istenen buydu. Büyük, etkili ve köklü yayınevleri bu şehirde, bilhassa Bâbıâli'de kurulmuştu. Kitabın başında “takdim” var. Ardından “önsöz” ve “giriş”. Giriş yazımda, Türkiye'de yayıncılığın tarihçesine özlü bir bakış getirmeye çalıştım.

         Kitapta yayınevlerinin sahipleri, yöneticileri, tesis ediliş tarihleri ve kuruluş amaçları verildi. Yayınevlerinde kitapları yayımlanan belli başlı yazarların isim ve soyadları ilave edildi. Ayrıca adı geçen kurum tarafından kültür hayatımıza kazandırılan bazı eserler ismen zikredildi. Bilhassa prestij kitabı olarak kabul edilen kitaplarla, külliyatlara, ansiklopedilere, sözlüklere dikkat çekildi. Yayınevlerinin iletişim adresleri unutulmadı. Ve fotoğraflar! Beni en çok yoran ve aylarca peşinden koşturan doğrusu bu fotoğraflar oldu. 40 yıllık emeğin ürünü fotoğraf arşivim fena sayılmaz. Buna rağmen bir çok dosttan yardım istedim ve onların da gönderme lütfunda bulundukları fotoğrafları kullandım. Bazı yayıncılarımızın iyi fotoğrafı yoktu, Ahmet Dur bana destek oldu. Bâbıâli'de yayınevlerini dolaşarak hem yöneticilerinin fotoğraflarını çektik, hem de çalışma mekânlarını ve yayınevinin dış cephelerini fotoğraflayarak gelecek nesillere aktarmak istedik. Zira bir çok yayınevi, artık levhasını indirmiş ve bu mekândan uzaklaşmıştı.

Yayınevlerinin hepsi Cağaloğlu'nda değil. İstanbul'un farklı ilçe ve semtlerindeki yayıncılar ziyaret edildi. Kitap, bilgilerin yanı sıra bir albüme dönüştü. Yayıncıların, editörlerin, yazarların, mütercimlerin fotoğrafları, 190 sayfalık kitabı süsledi. Her kitapsever, sayfaları çevirdikçe bir çok aşina çehre ile karşılaşacaktır. Ancak o simalardan bir kısmı artık sonsuzluk diyârında! Eskilerin tabiriyle “efradını câmi, ağyarını mâni” bir kitap ortaya çıktı. Editörüm Ömer Osmanoğlu'na ve katkıda bulunan dostlarıma teşekkür ediyorum. Kitap, yayın ve kültür dünyamıza hayırlı uğurlu olsun. Sürç-ü kalem ettikse affola


Etiketler: